15 Temmuz 2016 gecesi, Türkiye demokrasi tarihinin en karanlık, ama aynı zamanda en onurlu günlerinden birini yaşadı. Millet, tankların karşısına dikildi; kurşunlara göğsünü siper etti. O gece sadece bir darbe girişimi değil, milli iradeye karşı topyekûn bir saldırı yaşandı.
Sağlık Çalışanları da O Gece Nöbetteydi
15 Temmuz gecesi yalnızca askerler, polisler ya da siviller değil, sağlık çalışanları da hayatlarını ortaya koydu. Yaralanan vatandaşlara ilk müdahaleyi yapmak için hastanelerde gönüllü nöbet tuttular. Ambulans şoförlerinden hemşirelere, acil servis çalışanlarından doktorlara kadar herkes görev başındaydı.
251 Şehit, Binlerce Gazi: Unutmadık, Unutmayacağız
O gece 251 vatandaşımız şehit düştü, 2.700’den fazla kişi gazi oldu. Her biri, demokrasiye sahip çıkmanın bedelini kanlarıyla ödedi. Onların fedakârlığı sayesinde Türkiye, sabaha dimdik bir şekilde uyandı.
Sağlık Camiası O Geceyi Unutmuyor
Birçok hastane personeli, gönüllü olarak mesaiye kaldı. Kan bağışı çağrıları yapıldı, kriz yönetimi ekipleri oluşturuldu. Sağlık sistemi, darbe girişimine rağmen tek bir an bile aksatılmadı. Bu da Türk sağlık camiasının dirayetini bir kez daha gözler önüne serdi.
Hain Girişime Karşı Birlik ve Beraberlik
Farklı görüşlerden, farklı yaşlardan milyonlar, aynı hedef için birleşti: demokrasiyi savunmak. Türkiye’nin dört bir yanındaki meydanlarda nöbetler tutuldu, dualar edildi. Sağlık çalışanları ise cephedeki askerler gibi görev başındaydı.
Bugün, Aynı Kararlılıkla Ayaktayız
Aradan 9 yıl geçti. Ancak 15 Temmuz’un hatırası hâlâ taze. Türkiye, halkın iradesine vurulmak istenen prangaları bir daha takmamak üzere kırdı. Ve biz, bu uğurda hayatını kaybedenleri rahmet ve minnetle anıyoruz.