Türkiye’nin 2025 yılı bütçe gerçekleşmeleri, vergi yükünün adaletsiz dağılımını bir kez daha gözler önüne serdi. TEPAV Direktörü Coşkun Cangöz’ün analizine göre; yıl başında hedeflenen vergi tutarının çok üzerinde bir tahsilat çalışanların maaşlarından yapılırken, kurumlar vergisi hedefinin yanına bile yaklaşılamadı. Bordrolu çalışanlar, bütçe tahmininden tam 662 milyar lira daha fazla vergi ödeyerek Hazine’yi finanse eden ana güç oldu.
Ekonomik dalgalanmaların gölgesinde geçen 2025 yılında, bütçe açığının beklenenden düşük çıkması “makroekonomik bir başarı” gibi görünse de, madalyonun diğer yüzünde çalışan kesimin sırtındaki ağır yük var. Bütçe açığının azalmasını sağlayan gelirin kaynağına inildiğinde, yükün büyük kısmının şirket karlarından değil, işçinin ve memurun emeğinden kesildiği ortaya çıkıyor.
Patronlar Hedefin Altında, Çalışanlar Rekor Kırdı
TEPAV Direktörü Coşkun Cangöz’ün Ekonomi gazetesine yaptığı değerlendirmeler, vergi sistemindeki çarpıklığı net rakamlarla ortaya koyuyor. 2025 yılı başında yapılan bütçe planlamasına göre; kurumlar vergisinde (şirketlerden alınan vergi) hedefin yüzde 25 altında kalındı. Buna karşılık, kaynağında kesilen ve büyük çoğunluğunu ücretlilerin ödediği gelir vergisi tevkifatı, hedefin yüzde 33,6 üzerine çıktı.
Yani şirketler “İşler durgun” deyip daha az vergi öderken, maaşlı çalışanlar henüz parayı ceplerine koymadan devlete fazladan ödeme yaptı.
2025 Bütçesinde Kim Ne Kadar Ödedi?
Rakamların diliyle konuşursak, 2025 bütçesindeki “Tahmin” ve “Gerçekleşme” arasındaki farkı şöyle özetleyebiliriz:
| Vergi Türü | Hedef / Gerçekleşme Durumu | Farkın Anlamı |
| Gelir Vergisi (Stopaj/Çalışan) | Hedefin %33,6 Üzerinde | Çalışanlar tahmin edilenden 662 Milyar TL daha fazla ödedi. |
| Kurumlar Vergisi (Şirketler) | Hedefin %25 Altında | Şirketler beklenenden çok daha az vergi ödedi. |
| Beyana Dayalı Gelir Vergisi | %10,99 Artış | Serbest meslek erbabının artışı, bordrolunun gerisinde kaldı. |
| ÖTV (Özel Tüketim Vergisi) | Hedefin Altında | Vatandaş araba ve beyaz eşya alımını kıstı. |
“Vatandaş Hem Hayat Pahalılığıyla Savaşıyor Hem Devleti Fonluyor”
Cangöz, ortaya çıkan bu tabloyu şu sözlerle yorumluyor: “Bütçe açığı düştü diye sevinmeyelim mi? Bu sorunun cevabı yükün nasıl paylaşıldığında saklı. 2025 bütçesini kim sırtlamış? Stopajla vergisini ödeyen; eğitim, sağlık, gıda, ulaştırma gibi her alanda KDV ve ÖTV ödeyen çalışan kesim… Vatandaş bir yandan hayat pahalılığı ile mücadele ederken, diğer yandan devlet harcamalarını finanse etmiş.”
Temmuz ayında mevduat faizlerinden alınan stopajın artırılması gelir vergisini bir miktar yukarı çekse de, aslan payını yine maaş bordrolarındaki kesintiler oluşturuyor.
ÖTV’de “Laffer Eğrisi” Sınırı: Kaçak Artıyor
Vergi gelirlerindeki bir diğer dikkat çekici detay ise Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) cephesinde yaşandı. Kolalı içecekler hariç neredeyse tüm kalemlerde tahsilat hedefin altında kaldı. Dayanıklı tüketim malları ve otomotivdeki durgunluk buna sebep gösterilse de, alkol ve tütündeki durum farklı bir tehlikeye işaret ediyor.
Aşırı vergilendirmenin, geliri artırmak yerine “kaçağı” teşvik ettiği noktaya (Laffer Eğrisi sınırı) gelinmiş olabilir. Cangöz, restoranlarda dahi kaçak ürünlerin satılabildiğine ve sahte içki kaynaklı ölümlerin arttığına dikkat çekerek, “Alkol ve tütünde verginin sınırına gelmiş, hatta geçmiş bile olabiliriz” uyarısında bulundu.
Sağlıkhaberi.net Yorumu: Kaşıkla Verip Kepçeyle Almak
Bu haber, bordrolu çalışanların, özellikle de sağlık profesyonellerinin her ay bordrolarına baktığında hissettiği o “Eriyen Maaş” duygusunun matematiksel ispatıdır.
Sağlık çalışanları olarak bizler, yılın daha 3. veya 4. ayında üst vergi dilimine girip maaşımızın kuş gibi hafiflediğini görüyoruz. “Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi” ilkesi kağıt üzerinde dururken; 2025 yılında şirketlerin vergi hedefini tutturamaması ama bizim 662 milyar lira fazladan ödememiz kabul edilebilir bir durum değildir.
Devletin bütçe açığını kapatması elbette olumlu, ancak bu açık nöbet tutan hemşirenin, ameliyata giren hekimin, laborantın maaşından kesilenle kapatılıyorsa, ortada bir “Vergi Adaleti” sorunu var demektir. Vergi reformu konuşulurken, yükün artık bordrolunun sırtından alınıp, kar eden sermayeye yayılması kaçınılmaz bir zorunluluktur.