1. Haberler
  2. Halk Sağlığı
  3. ASM
  4. Aile Hekimlerini Ayağa Kaldıran Yönetmelik: Hekimin Cebinden Aldığı Demirbaşlar “Kamu Malı” İlan Edildi

Aile Hekimlerini Ayağa Kaldıran Yönetmelik: Hekimin Cebinden Aldığı Demirbaşlar “Kamu Malı” İlan Edildi

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sağlık Bakanlığı tarafından detaylandırılarak Resmi Gazete’de yayımlanan yeni Uygulama Yönetmeliği, sahada görev yapan birinci basamak sağlık çalışanları arasında büyük bir infiale neden oldu. Yıllardır kendi bütçeleriyle, hatta kredi çekerek aile sağlığı merkezlerini (ASM) kuran ve tıbbi cihazları şahsi imkanlarıyla temin eden hekimler, getirilen yeni kurallarla karşı karşıya kaldı. Düzenlemedeki özellikle “ortak alan demirbaşlarının kamu malı sayılması” yönündeki ibare, sendikalar tarafından sağlık çalışanlarının şahsi mülkiyetinin “kamulaştırılması” olarak değerlendirilerek sert bir dille eleştirildi.

İlk olarak 2013 senesinde yürürlüğe giren ve bugüne dek defalarca revize edilen yönetmelik, son haliyle köklü değişiklikleri beraberinde getirdi. Birinci basamak sağlık tesislerinin işleyişini temelden etkileyen bu yeni kurallar dizisi, mesai saatlerinden bilişim sistemlerine, şiddet vakalarındaki prosedürlerden bina güvenliğine kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.

Yönetmelikle Birlikte ASM’lerde Değişen Kurallar Tablosu

Sahadaki işleyişi doğrudan değiştiren ve tartışmaların odak noktası haline gelen yeni yönetmelik maddeleri şu şekilde sıralanıyor:

  • Esnek Mesai İptali: Aile sağlığı merkezlerinin sınıflandırılmasında daha önce uygulanan esnek mesai şartı tamamen yürürlükten kaldırıldı.

  • Şiddet Faili Hastanın Kaydı: Merkezlerde görevli sağlık personeline şiddet uygulayan kişilerin kayıtlarının farklı bir merkeze aktarılabilmesine olanak tanıyan yeni bir madde eklendi.

  • Tele-Tıp Dönemi: Uzaktan sağlık hizmeti uygulamalarının standartlarına dair yeni çerçeveler çizildi.

  • Zorunlu Yazılım: Sadece Sağlık Bakanlığı tarafından sınırları çizilen Aile Hekimliği Bilgi Sistemi’nin (AHBS) kullanılması zorunlu hale getirildi.

  • Vekalet Sorumluluğu: Geçici görevlendirme veya vekalet süreçlerinde, hekimin yerine baktığı birimin tüm işleyişinden sorumlu olacağı net bir şekilde ifade edildi.

  • Yangın Güvenliği: Çalışılan binalarda yangına karşı alınması gereken tüm tedbirlerinin sorumluluğu doğrudan aile hekimlerinin omuzlarına yüklendi.

  • Mülkiyet Devri: ASM’ler içerisinde yer alan ortak alan demirbaşlarının tamamının kamu malı statüsünde sayılacağı karara bağlandı.

  • Mekansal Zorunluluklar: Her beş aile hekimliği birimi için standart bir aşı odası ile gebe izlem odasının bulunması mecburi tutuldu.

  • Güvenlik Kamerası Şartı: D grubu olarak sınıflandırılan aile sağlığı merkezleri için kamera sistemi kurulumu zorunluluk kapsamına alındı.

Sendikalardan “Uyanıklık” ve “Dayatma” Çıkışı

Yayımlanan metnin sahanın gerçeklerinden tamamen kopuk olduğunu savunan sivil toplum kuruluşları, sürece yönelik tepkilerini peş peşe açıkladı. Durumu dayatma, ağır baskı ve aşırı denetim sarmalı olarak yorumlayan Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi, oldukça çarpıcı iddialarda bulundu. Tesislerde kullanılan cihazların ve tıbbi ekipmanların önemli bir kısmının bizzat bakanlık eliyle hekimlere parayla satıldığını belirten Mehlepçi, mevcut işleyişteki çelişkiye dikkat çekti.

Kurumların ayakta kalabilmesi adına ödenen cari giderlerin sadece personel maaşlarına, zorunlu sarf malzemelerine ve faturalara yettiğini aktaran Dr. Ahmet Mehlepçi, “Bakanlığın aile sağlığı merkezlerini sürdürebilmek için verdiği cari gider ödemeleriyleyse ancak personel maaşlarını, sarf malzemelerini ve elektrik, su, doğalgaz gibi temel giderleri karşılayabiliyoruz. Bakanlıksa adeta bir uyanıklık yaparak önce malzemeleri ve cihazları hekimlere aldırmakta, ardından da ‘Bunları hiçbir yere götüremezsiniz, kamu malı’ diyor.” ifadelerini kullandı.

“Kendi Sistemleri Çökerken Yeni Yazılım Dayatılıyor”

Yeni düzenlemede yer alan AHBS kullanım zorunluluğuna da değinen sendika başkanı, kurumun kendi dijital altyapısındaki kronik sorunları hatırlattı. E-Nabız, E-Reçete ve SİNA gibi temel sistemlerde yıllardır süregelen teknik aksaklıkların, bilhassa pazartesi günleri sahadaki işleyişi durma noktasına getirdiğini vurguladı. Sağlıklı çalışmayan bu sistemlerin ortadayken yeni bir programın zorunlu tutulmasının, çalışanları hastalarla karşı karşıya getireceğini ifade etti. Bakanlığın dayattığı bu yeni sistemi de hekimlere satacağının açık olduğunu belirten Mehlepçi, sağlık çalışanlarının çalışmayan sistemler için ödeme yapmak zorunda bırakılacağını savundu. Ayrıca şiddet vakalarında hastanın kaydının silinmesini öngören maddenin, fail ile mağduru yeniden yüz yüze getirme riski taşıdığını ve bunun kabul edilemez bir “şiddete davetiye” olduğunu kaydetti.

“Merkezleri Biz Değil, Sağlık Bakanlığı Kursun”

Yeni kuralların sahada ciddi hak kayıpları yaratacağı uyarısında bulunan bir diğer isim ise Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası (AHESEN) Genel Başkanı Dr. Ahmet Kandemir oldu. Her ay yatırılan cari ödeneklerin enflasyon karşısında eridiğini, ve muhasebe gibi sabit giderleri bile karşılamakta zorlandığını belirten Kandemir, mülkiyet tartışmasına hukuki bir perspektiften yaklaştı. Bir malzemenin kamu demirbaşı sayılabilmesi için faturasının devlet tarafından kesilmiş ve resmi envantere kaydedilmiş olması gerektiğini hatırlattı.

Sahada görev yapan hekimlerin binaların tadilatından mobilyasına kadar tüm masrafları kendi ceplerinden ödediğini belirten Dr. Ahmet Kandemir, sürecin varacağı noktayı şu sözlerle özetledi: “Eğer yapılan tüm yatırımların sonunda bu malzemelere ‘kamu malı’ denilecekse, bundan sonra hiçbir aile hekimi kendi cebinden harcama yaparak merkez kurmaz. Eğer tüm demirbaşların kamuya ait olacağı söyleniyorsa, aile sağlığı merkezlerini de Sağlık Bakanlığı kurmalı ve hekimlere hazır şekilde teslim etmelidir. Ancak bugüne kadar kredi çekerek, kendi imkanlarıyla ASM kuran hekimlerin mülkiyet hakkı da gasp edilmemeli.”

Kaynak


Sağlıkhaberi.net Yorumu: ASM’lerde Mülkiyet Krizi: Sistemi Hekim mi Fonlayacak, Devlet mi?

Aile Hekimliği sisteminin Türkiye’de ilk kurgulandığı günden bu yana en büyük çelişkisi, birinci basamak sağlık hizmeti sunan hekimlerin aynı zamanda birer “küçük işletme sahibi” gibi konumlandırılmasıdır. Devlete ait bir binada, devletin kadrolu personeliyle hizmet vermesi gereken bir hekimin; kapının kolundan ultrason cihazına, tuvalet kağıdından yangın tüpüne kadar her detayı “cari gider” adı altındaki sınırlı bir bütçeyle yönetmesi bekleniyor. Enflasyonun gerçek rakamlarıyla bu sabit ödeneklerin arasındaki makas açıldıkça, hekimler yıllardır ceplerinden harcayarak, hatta banka kredileri çekerek vatandaşın nitelikli hizmet aldığı o ASM’leri ayakta tutmaya çalışıyor.

Hal böyleyken, yeni yönetmelikle hekimin kendi şahsi birikimiyle satın aldığı ultrason cihazına, bekleme salonundaki koltuğa veya klimaya “ortak alan demirbaşıdır, kamu malıdır, alıp götüremezsin” denilmesi, hukukun mülkiyet hakkı ilkesiyle doğrudan çelişmektedir. Eğer Bakanlık tüm donanımın devlete ait olmasını arzu ediyorsa, sendika başkanlarının da haklı olarak belirttiği gibi, binaları sıfırdan inşa etmeli, içini en son teknolojiyle donatmalı ve hekime sadece “hekimlik yapacağı” anahtarı teslim etmelidir. Şahsi sermayeye kamu malı etiketi yapıştıran bu yaklaşım sahada düzeltilmezse, çok yakın gelecekte bozulan cihazını yenilemeyen, merkeze bir çivi bile çakmaktan imtina eden, fiziki kalitesi hızla çökmüş bir birinci basamak sağlık sistemiyle baş başa kalırız.

Aile Hekimlerini Ayağa Kaldıran Yönetmelik: Hekimin Cebinden Aldığı Demirbaşlar “Kamu Malı” İlan Edildi
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Sağlık Haberi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Şu an sitede
kişi
aktif