Sağlık sisteminin ilk kapısı olan Aile Sağlığı Merkezleri ve birinci basamak sağlık hizmetlerinde yaşanan şiddet ve mobbing, boyut değiştirerek dijital tacize dönüştü. HEP-SEN Genel Başkanı Yunus Şimşek, bir sağlık çalışanına kişisel telefon üzerinden gönderilen ve ağır hakaretler içeren mesajları kamuoyuyla paylaşarak isyan etti. Şimşek, yaşananların münferit bir olay olmadığını, sistemin sağlık çalışanını tamamen korumasız bıraktığını vurgulayarak, “Bu sistem artık çöktü, değişmek zorunda” çıkışında bulundu.
Birinci basamak Sağlık Hizmetleri, sadece iş yükü ve ekonomik sorunlarla değil, çalışan onurunu hedef alan saldırılarla da gündemden düşmüyor. HEP-SEN tarafından ifşa edilen son olay, sağlık çalışanlarının nasıl bir psikolojik şiddet sarmalı içinde görev yapmaya çalıştığını en çıplak haliyle gözler önüne serdi. Ortaya çıkan ekran görüntüleri, hasta ve çalışan arasındaki “iletişim” sınırlarının nasıl aşıldığını ve profesyonel mesafenin yok edildiğinde sonucun nereye vardığını kanıtlar nitelikte.
Ekrana Yansıyan Utanç Tablosu
Sendika tarafından paylaşılan görüntülerde, olay son derece sıradan bir sağlık prosedürü olan “4 yaş okul aşısı” takibiyle başlıyor. Ancak rutin bir bilgilendirme veya randevu süreci olması gereken yazışma, karşı tarafın saldırgan üslubuyla bir anda seyir değiştiriyor.
Ekran görüntülerine yansıyan ifadeler, bir sağlık profesyoneline asla söylenmemesi gereken, sınır tanımayan ve doğrudan şahsı hedef alan ağır hakaretler içeriyor. Haber etiği gereği açıkça yayınlanamayan bu ifadeler, sağlık çalışanının sadece mesleki kimliğine değil, kişisel onuruna da saldırıldığını gösteriyor. Olayın vahameti, bu hakaretlerin bir hastane koridorunda anlık bir öfke patlamasıyla değil, yazılı ve kayıtlı bir şekilde, pervasızca yapılmış olmasında yatıyor.
İletişim Kazası Değil, Sistem Krizi
Yaşanan bu olayı basit bir “terbiyesizlik” veya “kişisel husumet” olarak değerlendirmek, tablonun bütününü görmezden gelmek anlamına geliyor. Uzmanlara göre bu durum, birinci basamakta kurumsal iletişim kanallarının tıkanmış olmasının doğal bir sonucu.
Randevu sistemindeki aksaklıklar veya kurumsal hatların yetersizliği nedeniyle sağlık çalışanlarının şahsi telefonlarını kullanmak zorunda bırakılması, onları her türlü tacize açık hale getiriyor. Çalışanı koruyan, araya mesafe koyan resmi bir mekanizmanın olmaması, “hakaretin bedelinin olmadığı” algısıyla birleşince, ortaya sahipsiz bırakılmış bir sağlık ordusu çıkıyor.
Yunus Şimşek: “Devletin Hangi Memuru Bu Durumda?”
Konuyla ilgili sert bir açıklama yapan HEP-SEN Genel Başkanı Yunus Şimşek, paylaşılan görüntülerin bir istisna olmadığını, aksine genel durumun bir özeti olduğunu belirtti. Şimşek, sağlık çalışanlarına reva görülen bu muamelenin diğer kamu kurumlarında örneği olmadığına dikkat çekerek şu tespiti yaptı:
“Birinci basamakta görev yapan sağlık çalışanlarının maruz bırakıldığı bu tabloyu, bu ülkede başka hiçbir kurumda, başka hiçbir devlet dairesinde göremezsiniz. Hangi vergi dairesi çalışanı, hangi emniyet mensubu şahsi telefonundan hakarete uğrayıp sessiz kalmak zorunda bırakılıyor?”
Bu sözler, aslında bir serzenişten öte, sistemdeki yapısal çöküşün teşhisi niteliğinde. Hem koruyucu sağlık hizmetlerini yürütmeye çalışan hem de hiçbir güvenlik önlemi olmadan vatandaşla karşı karşıya kalan çalışanlar, “sahipsizlik” duygusunu en derin şekilde yaşıyor.
Tükenmişlik ve Mesleki Kopuş Kapıda
Birinci basamakta sağlık çalışanına yönelen bu pervasız dilin faturası sadece çalışana değil, tüm toplum sağlığına çıkıyor. Sistematik hale gelen bu saldırılar sonucunda deneyimli personelin birinci basamaktan kaçışı hızlanıyor. Çalışanlarda görülen tükenmişlik sendromu ve mesleki kopuş, hizmet sunumunda aksamalara ve kalite kaybına neden oluyor.
Aşı takibi gibi toplum sağlığının en kritik zincirinde görev yapan personelin moral motivasyonunun çökmesi, koruyucu sağlık hizmetlerinde onarılması güç hasarlar bırakma riski taşıyor.
“Artık Kimse Bilmiyorduk Diyemez”
HEP-SEN’in bu çıkışı, yetkililer için bir uyarıdan ziyade “son çağrı” niteliği taşıyor. Ortada inkar edilemez ekran görüntüleri, tükenen sağlık çalışanları ve çöken bir iletişim modeli var. Sendika, geçici genelgeler veya kınama mesajları yerine, sağlık çalışanını koruyan, iletişimi kurumsal düzleme çeken ve caydırıcılığı olan köklü bir yapısal reform talep ediyor. Bu noktadan sonra atılacak her geri adım veya sessizlik, bu hakaret dilinin onaylanması anlamına gelecek.
Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri’mizde görevli sağlık çalışanlarımızın düşürüldüğü durum aşağıdaki görseldedir.
Dünyada eşi benzeri yok!
Ülke içerisinde hiçbir kurumda bu rezaleti göremezsiniz!
Esaslı bir değişim şart!@hepsen_2020 @drmemisoglu pic.twitter.com/tOEmuJi6Cg
— Yunus Şimşek (@ynsmsek) January 2, 2026
