Her yıl 10 Kasım sabahı, saat tam 09.05‘te hayat bir anlığına durur…
Sokakta yürüyen insan, direksiyon başındaki sürücü, ameliyathanedeki sağlık çalışanı, okul bahçesindeki çocuk…
Hepsi aynı anda başını eğer, gözlerini kapatır.
O sessizlikte yankılanan tek şey vardır: Bir milletin minneti.
Yüreklere Kazınan O Dakika
1938’in 10 Kasım sabahı, Dolmabahçe Sarayı’nda bir ışık söndü.
Ama o ışığın sönüşüyle karanlık başlamadı; tam aksine, bir milletin kalbinde ebedî bir meşale yandı.
O meşale, 86 yıldır hiç sönmedi.
Bugün sirenler çaldığında, o meşaleye dokunur gibi içimiz titrer. Çünkü o ses, “Atam seni unutmadık” diyen bir halkın kalp atışıdır.
Bir Liderden Fazlası
Mustafa Kemal Atatürk sadece bir asker, bir devlet adamı değildi.
O, bir ulusun yeniden doğuşuna öncülük eden, umudu ilmek ilmek dokuyan bir ruhtu.
“En büyük eserim Cumhuriyet’tir” derken, aslında hepimize emanet ettiği bir yürek bırakmıştı.
O yürek; kadının, erkeğin, gencin, yaşlının; hekimden hemşireye, öğretmenden mühendise kadar herkesin içinde aynı inançla atıyor.
Sağlık Çalışanlarının Kalbinde Atatürk
Bugün her hastane koridorunda, her ameliyathane ışığında, her nöbet odasında Atatürk’ün izleri vardır.
Bilime, akla ve insana verdiği değer; sağlık çalışanlarının mesleğine yön veren bir pusuladır.
Bir hemşirenin yorgun ellerinde, bir hekimin sabahlara kadar süren mücadelesinde, bir paramediğin yağmur altında koşan adımlarında Atatürk’ün azmi yankılanır.
Sadece Anmak Değil, Anlamaktır
Atatürk’ü anmak bir görev değil, bir vicdan meselesidir.
O’nu anmak, “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözünü yalnızca duvarlarda değil, hayatın her alanında yaşatmaktır.
O’nu anmak, çocuklarımızın gözlerinde özgür bir geleceği görebilmektir.
Ve O’nu anmak, bazen hiçbir kelimeye sığmaz — sadece 09.05’teki o sessizlikte hissedilir.
Minnetle, Özlemle
Bugün bir kez daha söz veriyoruz Atam;
Sana, ilke ve devrimlerine, Cumhuriyet’in ışığına sahip çıkacağız.
Her 10 Kasım’da olduğu gibi, saat 09.05’te tüm Türkiye aynı anda duracak…
Ve o sessizlikte sadece bir ses yankılanacak:
“Rahat uyu Atam, biz buradayız.”