Eskişehir’de iki köklü üniversitenin tam yirmi yıl süren bilimsel mücadelesi, dünya tıp literatürüne geçecek devasa bir başarı hikayesine dönüştü. Ortopedi ve travmatoloji alanında, doğrudan enfeksiyonlu bölgelere dahi güvenle uygulanabilen ve kendi bünyesinde mikrop öldürücü nitelik taşıyan dünyanın ilk yapay kemik grefti Türk araştırmacılar tarafından üretildi. Uluslararası arenada henüz bir muadili bulunmayan bu yenilikçi teknoloji, uzun süren laboratuvar testleri ve insan denemelerindeki kusursuz sonuçlarıyla tıbbi cihaz sektöründe yeni bir çağ başlatmaya hazırlanıyor.
Kalsiyum Fosfatla Gelen Mikrop Öldürücü Güç
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) ile Anadolu Üniversitesi akademisyenlerinin omuz omuza vererek başlattığı bu vizyoner proje, yirmi yıllık kesintisiz bir ar-ge sürecinin eseri. ESOGÜ Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı’nda otuz üç yıl boyunca şifa dağıtan ve kısa süre önce emekliye ayrılan Prof. Dr. Nusret Köse, laboratuvar duvarlarını aşıp hastalara ulaşan bu buluşun tüm detaylarını paylaştı.
Tasarımı tamamen yerli imkanlarla şekillendirilen yapay kemik grefti, temel olarak insan biyolojisine en uyumlu materyallerden biri olan kalsiyum fosfat bileşeninden üretiliyor. Sistemin en çarpıcı özelliği ise insan vücuduna yerleştirildiği andan itibaren aktif bir şekilde mikroplarla savaşabilmesi. Ortopedik cerrahideki en büyük kabuslardan biri olan implant ilişkili enfeksiyonları kökünden çözmek amacıyla yola çıktıklarını belirten Prof. Dr. Köse, bu zorlu yolculuğun ilk adımlarını yaklaşık yirmi sene evvel Anadolu Üniversitesi’nden Prof. Dr. Aydın Doğan ile birlikte laboratuvar ortamında attıklarını vurguladı.
TÜBİTAK Desteğiyle 78 Hastada Kusursuz Sonuç
Uluslararası platformlarda büyük dikkat çeken bu medikal icat, güvenirliğini çok aşamalı zorlu testlerden geçerek kanıtladı. İlk etapta hayvan modelleri üzerinde gerçekleştirilen ve yüz güldüren antimikrobiyal denemelerin ardından, sürecin insan odaklı klinik aşamasına geçilebilmesi için TÜBİTAK projelerine başvuru yapıldı.
Kurumdan alınan stratejik destekle birlikte, üretilen akıllı greftler insan kullanımı için standardize edildi. Bugüne dek tam 78 farklı hastanın operasyonunda kullanılan bu materyallerden klinik açıdan son derece tatmin edici yanıtlar alındı. Tıbbi cihaz ve implant malzemesi geliştirmenin on yıllara yayılan, büyük bir sabır gerektiren meşakkatli bir disiplin olduğunu hatırlatan Köse, elde edilen bulguların saygın uluslararası tıp dergilerinde makale olarak yayımlanarak dünya bilimine sunulduğunu aktardı.
20 Yıllık Bilimsel Projenin Gelişim Panoraması
-
Proje Paydaşları: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesi
-
Ar-Ge Süresi: 20 Yıl
-
Üretilen Materyal: Antimikrobiyal özellikli seramik kaplamalı yapay kemik
-
Klinik Uygulama: 78 Başarılı hasta operasyonu
-
Akademik Çıktı: 2 adet doktora tezi, 4 adet tıpta uzmanlık tezi
Hedef Küresel Pazar Ancak MDR Engeli Aşılmalı
Geliştirilen bu çığır açıcı ürünün hastanelerin rutin kullanımına girmesi ve ticari bir değere dönüşebilmesi için önünde aşılması gereken son bir bürokratik basamak duruyor. Tıbbi ürün belgelendirme sistemlerinde geçmişte uygulanan standart CE sertifikasyonunun yerini, çok daha katı kurallar içeren MDR süreçleri aldı. Ekip şu sıralar hem Avrupa’da hem de Türkiye’de geçerli olan, oldukça detaylı ve yüksek maliyetli bu regülasyon aşamalarını tamamlamak için yoğun bir mesai harcıyor.
Türkiye’nin son dönemde savunma sanayisi ve havacılıkta yakaladığı o büyük ivmenin, tıbbi cihaz sektöründe de kendini göstermeye başladığının altını çizen Prof. Dr. Köse, ülkemizdeki yerli üreticilerin dünya pazarlarına kaliteli ürünler ihraç ettiğini belirtti. Kemik enfeksiyonu riski taşıyan tüm ortopedik alanlarda kullanılabilme esnekliği sunan bu buluşu diğerlerinden ayıran en büyük özellik ise enfekte bir ortama doğrudan uygulanabilmesi. Bilim insanları, projenin sadece Türkiye için değil, dünya tıp tarihi için de büyük bir sıçrama olduğunun altını gururla çiziyor.
Sağlıkhaberi.net Yorumu: 20 Yıllık Emeği Bürokrasinin Çarklarında Kaybetmeyelim
Ortopedi servislerinde yatan hastalar ve onları tedavi eden cerrahlar çok iyi bilir; kemik iltihapları (osteomiyelit) ve implant enfeksiyonları tedavisi en zor, en dirençli ve hastanın uzvunu kaybetmesine dahi yol açabilen ağır klinik tablolardır. Eskişehir’deki iki köklü üniversitemizin tam 20 yıl boyunca inatla, sabırla ve ilmek ilmek işleyerek enfekte bölgede dahi mikrop öldürerek çalışabilen bir yapay kemik üretmesi, Nobel seviyesinde bir tıp olayıdır.
Ancak haberin satır aralarında yatan “MDR süreçlerinin masraflı ve detaylı olduğu” vurgusu, ülkemizdeki bürokratik bir dar boğaza işaret ediyor. Milyonlarca dolar dökerek dışarıdan ithal ettiğimiz yabancı implantların pabucunu dama atacak böylesi yerli bir teknolojinin, sertifikasyon maliyetleri yüzünden laboratuvar raflarında bekleme lüksü yoktur. Savunma sanayisine verilen o güçlü devlet aklı ve finansal desteğin, hiç vakit kaybedilmeden bu tür stratejik tıbbi buluşlara da kanalize edilmesi şarttır. Aksi takdirde, 20 yıllık yerli emeğimizi küresel medikal devlerin üç otuz paraya satın alıp, sonrasında bize dövizle geri satmasını izlemekten başka bir şansımız kalmaz.