Iğdır’da yaşayan 30 yaşındaki Mahir Alagöz’ün yıllardır süren ve soğuk havalarda kabusa dönen öksürük şikayeti, tıp dünyasında çok nadir rastlanan bir genetik sendromu ortaya çıkardı. İstanbul‘da gerçekleştirilen detaylı tetkikler sonucunda, dünya genelinde sadece 35 binde bir kişide görülen MEN2 (Multiple Endokrin Neoplazi Tip 2) sendromu teşhisi konulan genç adam, alanında uzman farklı branşların bir araya gelmesiyle ardı ardına 4 ciddi operasyon geçirdi.
“Basit” Öksürüğün Altından Çıkan Dev Tablo
Yaklaşık üç yıl boyunca inatçı bir öksürükle mücadele eden ve bu nedenle soğuk iklimlerden kaçarak Muğla ve Bodrum gibi sıcak bölgelerde çalışmak zorunda kalan Mahir Alagöz, çareyi İstanbul Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi’nde buldu. Hastaneye başvurusunda, tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonları ve geçmeyen öksürük atakları ön plandaydı.
Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cansel Atinkaya Baytemir’in koordinasyonunda yürütülen derinlemesine incelemelerde, hastanın tablosunun sadece akciğerle sınırlı olmadığı anlaşıldı. Yapılan tahlillerde kalsiyum oranının çok yüksek çıkması ve hastanın genç yaşına rağmen dirençli hipertansiyon (yüksek tansiyon) sorunu yaşaması, hekimleri genetik kökenli daha karmaşık bir sendromu araştırmaya itti.
Tıbbi Dedektiflik: MEN2 Sendromu Teşhisi
Gerçekleştirilen multidisipliner değerlendirmeler ve radyolojik taramalar sonucunda, Mahir Alagöz’ün bedeninde eş zamanlı olarak gelişen çoklu anormallikler tespit edildi. Vakanın klinik seyri şu bulgularla netleşti:
-
Akciğer Tutulumu: Sağ akciğerde devasa hava kistleri ve akciğerin alt lobunu uzun süredir kapalı tutan bir tümör. Öksürük krizlerinin ana nedeninin, hava yolu içerisinde gelişen bu tümörün (endobronşiyal tümör) yarattığı iritasyon olduğu anlaşıldı.
-
Endokrin Sistem Bulguları: Kalsiyum dengesini sağlayan paratiroit bezinde nodül ve sağ böbreküstü bezinde belirgin bir kalınlaşma saptandı.
Tüm bu tablo birleştirildiğinde, hastaya endokrin sistemde çoklu tümör oluşumlarına yol açan ve kalıtsal bir rahatsızlık olan Multiple Endokrin Neoplazi Tip 2 (MEN2) teşhisi kesin olarak konuldu. Bu sendromun kontrol altına alınmaması halinde kalpte ritim bozukluklarına, ani kalp durmasına, kemiklerde aşırı erimeye ve kırıklara yol açabileceği belirtiliyor.
Koordineli Cerrahi Müdahale ile Gelen Şifa
Teşhisin ardından, hastane bünyesinde oluşturulan konsey kararıyla 3.5 aylık titiz bir tedavi planı devreye sokuldu. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Ali Özemir ve ekibi, öncelikle kalsiyum ve tansiyon seviyelerini normale çekerek hastayı ameliyata hazırladı.
Minimal invaziv (kapalı/küçük kesi) yöntemle tek seansta hem paratiroit bezindeki kitle hem de böbrek üstü bezindeki kalınlaşma başarılı bir şekilde çıkarıldı. Ardından Göğüs Cerrahisi ekibi devreye girerek sağ akciğerdeki tümörü ve hava kistlerini temizledi. Akciğerin operasyona verdiği yanıtın son derece olumlu olduğu ve hastanın önemli bir solunum kapasitesi kaybı yaşamadığı vurgulandı. Süreç içerisinde böbrek taşı problemi de yaşayan hasta, dördüncü bir ameliyatla bu sorundan da kurtuldu.
Çıkarılan tüm lezyonların iyi huylu olduğu müjdesini alan ve ömür boyu düzenli takibi yapılacak olan Mahir Alagöz, sağlığına kavuşmanın mutluluğunu, “Neredeyse nefes alamıyordum, konuşamıyordum. Şu an çok şükür iyiyim. İmkanım olsa tüm dünyaya bu sağlık çalışanlarımızın emeğini duyurabilmek isterim, hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum” sözleriyle dile getirdi. Uzmanlar ise, 15-30 yaş aralığındaki gençlerde görülen inatçı öksürük ve dirençli hipertansiyon gibi şikayetlerin asla ihmal edilmemesi gerektiği konusunda uyarılarda bulundu.
Sağlıkhaberi.net Yorumu: “Basit” Bir Öksürüğün Altından Çıkan Nadir Gerçek
Mahir Alagöz’ün yaşadığı bu zorlu tıbbi serüven, birinci basamak sağlık hizmetlerinde ve acil servislerde sıkça karşılaşılan “geçmeyen öksürük” şikayetinin aslında ne kadar derin ve sistematik sorunların habercisi olabileceğini hepimize çarpıcı bir şekilde hatırlatıyor. Çoğu zaman basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu veya alerji olarak geçiştirilebilen inatçı bir öksürük, bu vakada olduğu gibi, dünya genelinde 35 binde bir rastlanan MEN2 (Multiple Endokrin Neoplazi Tip 2) sendromu gibi hayati bir teşhisin anahtarı olmuştur.
Bu haberin sahadaki en büyük mesajı, “multidisipliner yaklaşımın” gücüdür. Bir göğüs cerrahının vakayı sadece “akciğerdeki kist” olarak görmeyip, hastanın hipertansiyon ve kalsiyum yüksekliği gibi diğer bulgularını da dikkate alarak genel cerrahi ve endokrinoloji ile koordine olması, hastanın hayatını kurtarmıştır. Bu tür “komplike” ve genetik geçişli hastalıklarda, organları birbirinden bağımsız değerlendirmek yerine bedeni bir bütün olarak ele alan konseylerin varlığı, günümüz modern tıbbının en büyük gerekliliğidir. Genç yaşta ortaya çıkan dirençli hipertansiyonlar ve geçmeyen solunum yolu şikayetleri, klinisyenler için her zaman uyarıcı birer “kırmızı bayrak” olmalıdır.
