Sağlık hizmetlerinde sıklıkla karşılaşılan ve personelin mesleki mağduriyetine yol açan görev dışı istihdam sorunu hukuki bir zeminde incelendi. Ebe kadrosunda bulunan sağlık çalışanlarının sürekli olarak hemşirelik hizmetlerinde görevlendirilmesinin yasal sınırları, Anayasa maddeleri ve Danıştay kararları ışığında masaya yatırıldı. Hukukçular ve sağlık profesyonelleri, hastane yönetimlerinin takdir yetkisinin sınırsız olmadığını vurgulayarak, bu uygulamanın hem idari yönden hem de hasta güvenliği açısından ciddi riskler barındırdığına dikkat çekiyor.
İdarenin Takdir Yetkisi ve Yasal Sınırlar
Kamu hizmetlerinin kesintisiz yürütülmesi adına hastane yönetimlerinin personel atama ve geçici görevlendirme yapma inisiyatifi bulunuyor. Ancak Anayasa’nın 125. maddesine göre idarenin aldığı her karar ve eylem yargı denetimine açıktır. Yöneticilerin personeli farklı birimlere kaydırırken kullandığı takdir hakkı mutlak bir güç değildir ve belirli hukuki duvarlara çarpmaktadır.
Sağlık idarecilerinin personel görevlendirirken uymak zorunda olduğu temel ilkeler şunlardır:
🔹 Kamu yararının gözetilmesi
🔹 Hizmet gereklerine uygunluk
🔹 Kararlarda ölçülülük ilkesi
🔹 Çalışanlar arası eşitlik temeli
🔹 Hukuka uygunluk çerçevesi
Bir hastane yönetimi, hizmetin sürekliliğini sağlamak için esnek planlamalar yapabilir; ancak bu adımlar, sağlık çalışanının kadro unvanını, mesleki statüsünü ve yasalarla çizilmiş görev sınırlarını ortadan kaldıracak boyuta ulaşamaz.
Mesleki Sınırlar: Ebe ve Hemşirenin Görev Tanımı
Ebelik ve hemşirelik, birbirini tamamlayan sağlık disiplinleri olsalar da yasal düzlemde birbirinin muadili sayılmıyorlar. Ebelik; hamilelik, doğum eylemi, lohusalık süreçlerinin yönetimi ile anne-bebek sağlığının korunmasına odaklanan son derece spesifik bir uzmanlık dalıdır. Hemşirelik ise çok daha geniş bir yelpazede, farklı kliniklerdeki hasta bakım ve tedavi süreçlerini kapsıyor.
Başta 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun ile Hemşirelik Yönetmeliği olmak üzere, ilgili mevzuat bu iki meslek grubunun yetki ve sorumluluklarını kesin çizgilerle ayırmıştır. Eğitim müfredatlarından mesleki mesuliyet rejimlerine kadar farklılık gösteren bu iki unvanın sahada fiilen birleştirilmesi, kadro unvanının idari bir kararla yok sayılması manasına geliyor. Kamu personel rejiminde bir çalışanın kadro unvanı, yalnızca geçici bir idari tasarrufla kalıcı olarak değiştirilemez.
Danıştay Ne Diyor? Geçici ile Sürekli Görevlendirme Farkı
Hastane yönetimlerinin en sık düştüğü hata, personel açığını kapatmak için “geçici görevlendirme” kılıfı altında personeli sürekli olarak farklı bir birimde çalıştırmasıdır. Yüksek yargı organı Danıştay’ın 2. ve 5. Daireleri tarafından verilen çeşitli emsal kararlar, bu konudaki hukuki çerçeveyi netleştiriyor.
Yargı içtihatlarına göre; zorunlu hallerde, kısa süreli ve ihtiyaca binaen geçici görevlendirme yapılması hukuka uygundur. Asli görevi tamamen ortadan kaldıran ve süreklilik barındıran atamalar ise “görev unvanının fiilen değiştirilmesi” sayılarak yargıdan dönüyor. Danıştay, sağlık personelinin uzun süreli olarak formasyonu dışındaki servislerde çalıştırılmasını kamu yararı ile açıklanamaz bulmuş ve bu tür işlemleri defalarca iptal etmiştir.
Sahadaki Yapısal Sorunlar ve Bekleyen Tehlikeler
Mevzuatın bu kadar açık olmasına rağmen, hastane koridorlarında ebe ve hemşirelerin birbirinin yerine istihdam edilmesi kronik bir planlama sorunu olmaya devam ediyor. Bu uygulamanın arka planındaki etkenler ve idareyi bekleyen tehlikeler şu şekilde özetleniyor:
| Sorunun Sahadaki Kaynağı | İdare Açısından Yarattığı Hukuki Riskler |
| Personel Planlaması: Sağlık insan gücündeki kadro dengesizlikleri ve hatalı dağılım. | İptal Davaları: Sürekli görevlendirmelerin yargı yoluyla bozulması. |
| İdari Kolaycılık: Geçici olarak başlatılan çözümlerin zamanla kalıcı ve standart hale getirilmesi. | Tazminat Yükü: Olası bir tıbbi hatada “yetki aşımı” kaynaklı devasa tazminat sorumlulukları. |
| Hak Arama Eksikliği: Çalışanların sendikal destek bulamaması veya yöneticilerle ters düşmemek için dava açmaktan çekinmesi. | Hasta Güvenliği: Mesleki sınırların bulanıklaşması nedeniyle klinik süreçlerde yaşanacak telafisi zor hatalar. |
| Denetim Zafiyeti: Mevzuatın net hükümlerine rağmen kurum içi ve dışı uygulamaların yeterince denetlenmemesi. | Mesleki Sorumluluk: Hata durumunda, personelin “görev tanımım dışındaydı” savunmasıyla idarenin köşeye sıkışması. |
Sosyolog ve Hemşire Hüseyin Ayhan‘ın değerlendirmelerine göre; idarenin takdir yetkisi bir sınırsızlık belgesi değildir. Sağlık sisteminde kalıcı bir çözüm için insan gücü planlamasının baştan aşağı revize edilmesi, görevlendirmelerde katı süre sınırlarının uygulanması ve idari işlemlerin şeffaf gerekçelere dayandırılması gerekiyor. Aksi takdirde, meslek sınırlarının ihlali sadece çalışan haklarını gasp etmekle kalmayacak, sunulan sağlık hizmetinin kalitesine de onarılmaz zararlar verecektir.
Sağlıkhaberi.net Yorumu: Mesleki Sınırların İhlali Hasta Güvenliğini Tehdit Ediyor
Sahada kanıksanmış bir “idare etme” kültürünün aslında ne kadar büyük bir saatli bomba olduğu bu hukuki çerçeveyle bir kez daha gün yüzüne çıkıyor. Ebe kadrosundaki bir personelin, sırf o anki personel açığı kapatılsın diye yoğun bakımda veya spesifik bir cerrahi serviste hemşire olarak görevlendirilmesi, kâğıt üzerinde nöbet listesini kurtarmış gibi görünse de olası bir komplikasyonda devasa bir hukuki krize dönüşür.
Bakanlığın yayımladığı Hukuki Sorumluluk Haritası’nda da açıkça belirtildiği gibi, “yetkili kişi” tarafından yapılmayan tıbbi müdahale, hukuka uygunluk şartını baştan kaybeder. Bir ebenin, hemşirelik formasyonu gerektiren farklı bir klinik işlemde hata yapması durumunda, faturayı sadece o personel değil, onu o serviste çalışmaya zorlayan başhekimlik ve bakım hizmetleri yönetimi de ödeyecektir. Görev tanımlarına sadakat, basit bir bürokrasi takıntısı değil; hem çalışanın mesleki geleceğini koruyan hem de hastanın hayatını güvence altına alan en temel yasal kalkandır. Yöneticilerin günü kurtaran geçici çözümler yerine, kalıcı ve liyakate dayalı personel planlamasına odaklanması şarttır.
