Kayseri’deki özel bir hastanenin tüp bebek merkezinde akıllara durgunluk veren iddialar patlak verdi. Eski bir çalışanın CİMER’e yaptığı şikayetle gün yüzüne çıkan skandalda; lise mezunu temizlik personelinin ameliyathanede yumurta topladığı, diplomasız kişilerin embriyolog olarak görev yaptığı ve hastalardan kişisel POS cihazlarıyla kayıt dışı paralar tahsil edildiği öne sürüldü. Yıllarca süren bu usulsüzlükler zinciri, tüp bebek tedavisi gören ailelerin nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya kaldığını acı bir şekilde gözler önüne serdi.
14 Yıllık Çalışandan CİMER’e Kan Donduran İhbar
Acıbadem Kayseri Hastanesi, tıp etiğini temelden sarsan ağır suçlamaların merkezine yerleşti. Olaylar dizisi, kurumda tam 14 yıl boyunca görev yapan ve 14 Ekim 2025 tarihinde işten ayrılan A.T. isimli eski personelin ifşaatlarıyla ortaya döküldü. İşten ayrılmasının hemen ertesi günü, 15 Ekim 2025’te CİMER‘e başvuran itirafçı, içeride dönen kayıt dışı işlemleri ve yetki aşımlarını tek tek anlattı. Eski çalışan dilekçesinde, işini kaybetme korkusuyla bunca zaman sessiz kaldığını, “Ekmek paramdan korkup şikayet edememiştim. Dün itibarıyla ayrıldığım için yazıyorum” ifadeleriyle eylemini gerekçelendirdi.
Diplomasız Uzmanlar ve Kişisel POS Cihazı Vurgunu
CİMER’e sunulan belgelerde ve Acıbadem Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar‘a gönderildiği iddia edilen e-postalarda çok çarpıcı detaylar yer alıyor. İddiaların odağındaki doktor M.T.‘nin, hastane yönetiminin bilgisi dışında kendi şahsi banka hesabına tanımlı POS cihazını kliniğe soktuğu belirtildi. Tüp bebek tedavisi umuduyla gelen ailelerden, “embryo glue” (embriyo yapıştırıcı) ve “embriyo piezo” gibi özel işlemler bahane edilerek kayıt dışı tahsilatlar yapıldığı öne sürülüyor. Üstelik bu yasa dışı gelirin, usulsüzlüklere göz yuman ve sisteme yardımcı olan diğer hastane personeline her ay düzenli olarak pay edildiği iddia ediliyor.
Lise Mezunu Temizlikçiden Cerrahi Müdahale
Skandalın en can alıcı noktası ise insan sağlığının emanet edildiği kişilerin mesleki yeterlilikleri oldu. CİMER dosyasına yansıyan ve video kayıtlarıyla da desteklendiği öne sürülen iddialara göre, hastanedeki görev dağılımı liyakatten tamamen uzak bir şekilde organize edilmiş durumda:
| İddia Edilen Görev / Tıbbi İşlem | Uygulayan Kişinin Gerçek Vasfı |
| Yumurta Toplama İşlemi (Cerrahi) | Lise Mezunu Temizlik Personeli (A.T.) |
| Embriyo Transferi ve Laboratuvar Yönetimi | Adalet Bölümü Mezunu / Diplomasız (M.M.E.) |
| Kayıt Dışı Tahsilat Ağı Yönetimi | Uzman Doktor (M.T.) |
Yönetim Hasta Şikayetlerini Örtbas mı Etti?
İhbarcı A.T., personelin ve hastaların bu durumdan bihaber şekilde yanlış tedavilere maruz kaldığını savundu. Öyle ki, Ş.B. isimli bir hastanın uygulanan yanlış işlemleri fark ederek şikayetçi olduğu, ancak olayın hastane yönetimi tarafından hızlıca sumen altı edildiği öne sürüldü. 14 yıl boyunca steril eldivenlerini takarak “hemşirelerin işini” yaptığını itiraf eden A.T., kurum içerisinde gördüğü mobbing nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kaldığını da sözlerine ekledi.
Sağlıkhaberi.net Yorumu: İnsan Hayatı Üzerinden Kurulan Rant Tezgahı
Kayseri’de patlak veren bu tüp bebek skandalı, şayet iddialar kanıtlanırsa, sadece bir “usulsüzlük” değil, doğrudan organize bir sağlık cinayetine teşebbüstür. Evlat sahibi olma hayaliyle maddi manevi tüm varlığını özel hastanelere döken ailelerin; adalet mezunu birine embriyolog, temizlik görevlisine ise cerrah muamelesi yaptırılarak kandırılması, sağlık sektöründeki denetimsizlik krizinin ulaştığı en vahim noktadır.
Bir uzman hekimin kendi şahsi POS cihazını hastaneye sokarak “embriyo yapıştırıcısı” adı altında elden para toplaması ve bu parayı bir rüşvet ağı gibi personele dağıtması, kurum içi kalite ve denetim mekanizmalarının tamamen çöktüğünü göstermektedir. Şikayetçi olan bir hastanın dosyasının yönetimce örtbas edildiği iddiası ise, bu rant çarkının bireysel değil sistematik olabileceği şüphesini doğurmaktadır. sağlık bakanlığı‘nın, onca yıl boyunca bu yetki aşımlarının nasıl fark edilmediğini araştırması, hastanenin laboratuvar kayıtlarını geriye dönük olarak titizlikle incelemesi ve mağdur edilen tüm ailelere şeffaf bir açıklama yapması hayati bir zorunluluktur.
