Sinop’ta annesine hastanede refakat eden bir vatandaşın kendisine verilen kahvaltı tepsisini paylaşması sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Gazeteci Yazar Deniz Özen tarafından gündeme taşınan fotoğraftaki porsiyonların yetersizliği ve hastanın sitemi, kamu hastanelerindeki yemek hizmetlerinin kalitesini bir kez daha tartışmaya açtı.
“Şu Kahvaltı Ağlamama Neden Oldu”
Gazeteci Yazar Deniz Özen’in sosyal medya hesabından paylaştığı görsel, Sinop Atatürk devlet hastanesi‘nde sunulan refakatçi öğününün içeriğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Paylaşılan fotoğrafta; ahşap görünümlü bir tepsi üzerinde yalnızca iki ince dilim ekmek, on-on iki adet siyah zeytin, iki adet küçük paket krem peynir ve karton bardakta servis edilen sade bir çay olduğu görülüyor.
Hastanede annesinin yanında kalan vatandaşın, durumun yarattığı hayal kırıklığını gazeteci Özen’e ilettiği şu sözler paylaşımın odak noktası oldu:
“Verilen şu kahvaltı ağlamama neden oldu. Buna da şükür dedim ama biz daha iyisini hak etmiyor muyuz?”
Ortaya çıkan bu tablo, hastanelerde günlerce uykusuz nöbet tutan ve hem fiziksel hem de psikolojik olarak büyük bir yükün altına giren refakatçilere sunulan öğünlerin, yetişkin bir bireyin günlük kalori ihtiyacını karşılamaktan çok uzak olduğunu bir kez daha gösterdi.
Sağlıkhaberi.net Yorumu: Şifa Dağıtan Kurumlarda Beslenme Zafiyeti
Sinop’tan yansıyan bu özensiz kahvaltı tepsisi fotoğrafı, maalesef Türkiye genelindeki birçok kamu hastanesinde hasta ve refakatçi yemekleri konusunda yaşanan kronik sorunun somut bir kanıtıdır. İyileşme sürecinin ve hastaya ayakta destek olabilmenin en temel bileşeni olan “yeterli ve dengeli beslenme”, hastanelerin dışarıdan hizmet alımı yoluyla yaptığı yemekhane ihalelerinde çoğunlukla “en düşük maliyet” bariyerine kurban gitmektedir.
Bir hastanenin hizmet kalitesi sadece modern cihazları veya binasının büyüklüğüyle değil; hastasına, nöbetçi personeline ve refakatçisine sunduğu temel insani gereksinimlerin standartlarıyla da ölçülür. Gece gündüz demeden hastasının başucunda nöbet tutan, yeri geldiğinde hastanın bakımına bizzat destek olan bir refakatçiye besin değeri son derece düşük bir menü sunulması, sağlık sisteminin bütüncül (holistik) bakım anlayışıyla örtüşmemektedir. sağlık bakanlığı‘nın hastane yemek hizmetlerindeki kalori, protein ve çeşitlilik standartlarını (radyasyon onkolojisi, diyaliz vb. spesifik alanlar dahil) yeniden revize etmesi ve yüklenici yemek firmalarının porsiyon/kalite denetimlerini çok daha katı şartlara bağlaması elzemdir.
