Üniversite Personeline Müjde: Yargıdan “Çakılı Kadro” Esaretini Bitiren Emsal Eş Durumu Kararı!
Üniversite hastanelerinde yıllardır kanayan bir yara olan ve binlerce sağlık çalışanını ailesinden koparan “çakılı kadro” dayatmasına yargıdan tarihi bir tokat geldi. Sağlık Bakanlığı’nın “kadro yetersizliği” bahanesiyle veto ettiği eş durumu tayin talebi, mahkeme kararıyla iptal edildi. HEP-SEN‘in hukuki girişimleriyle elde edilen bu emsal zafer, aile birliğinin idari bürokrasiye kurban edilemeyeceğini bir kez daha tescilledi.
1.000 Kilometrelik Ayrılığa Mahkeme “Dur” Dedi
Olayın merkezinde, üniversite hastanelerinde çalışan personelin yıllardır muzdarip olduğu kurumlar arası geçiş engeli yer alıyor. Denizli Pamukkale Üniversitesi Hastanesi bünyesinde 4/A statüsünde Tıbbi Laboratuvar Teknikeri olarak görev yapan bir sağlık çalışanı, tayin talebiyle kurumlara resmi başvurusunu gerçekleştirdi.
Gerekçesi son derece insani ve anayasal bir temele dayanıyordu; eşi Şanlıurfa’da Sağlık Bakanlığı’na bağlı bir sağlık tesisinde Hemşire olarak görev yapıyordu. Aradaki 1.000 kilometrelik devasa mesafe, çiftin aile birliğini sürdürmesini fiziksel olarak imkansız hale getiriyordu. Ancak Sağlık Bakanlığı, personelin bu haklı naklen atama talebini zımnen reddetti.
“Kadro Yok” Savunması Mahkemeden Döndü
Yaşanan mağduriyetin ardından HEP-SEN Hukuk Birimi devreye girerek hukuki süreci başlattı. Denizli 2. İdare Mahkemesi‘nde görülen iptal davasında, idarenin ret işleminin hukuki dayanaktan tamamen yoksun olduğu kanıtlandı.
Bakanlık tarafı savunmasında “naklen atama izin sayılarının yetersizliği” ve prosedürleri öne sürse de, mahkemenin detaylı incelemesi gerçeği ortaya çıkardı.
Dava Dosyasındaki İddialar ve Yargı Tespiti
Okuyucularımızın idari bahaneler ile hukuki gerçekler arasındaki farkı net görebilmesi için mahkemenin ara kararıyla ortaya çıkan tabloyu derledik:
| Bakanlığın Ret Gerekçesi | Denizli 2. İdare Mahkemesi’nin Tespiti |
| Kadro Yetersizliği: Şanlıurfa’da yeterli boş kadro bulunmamaktadır. | Kadro Mevcut: İlgili branşta (Tıbbi Lab. Teknikeri) atanabilecek boş kadrolar mevcuttur. |
| İzin Kısıtlaması: Naklen atama izin sayıları yetersizdir. | İzinler Açık: Merkezi atama izinleri halen kullanılabilir durumdadır. |
| İdari Takdir: Muvafakat ve kurum prosedürleri atamaya engeldir. | Anayasal Üstünlük: Anayasa’nın 41. maddesi (Aile Birliği), idari takdirin üstündedir. |
Aile Birliği İdarenin Keyfine Bırakılamaz
Mahkeme heyeti, verdiği iptal kararında Anayasa’nın 41. maddesine güçlü bir vurgu yaptı. Devletin aile birliğini korumak yönünde pozitif bir yükümlülüğü bulunduğu, idarenin naklen atamalardaki takdir yetkisinin sınırsız ve keyfi kullanılamayacağı açıkça belirtildi.
Kararda, eşlerin farklı illerde görev yapmasının aile birliğini fiilen imkansızlaştırdığı ve bu psikolojik yıpranmanın kamu hizmetindeki verimliliği de doğrudan düşürdüğü kaydedildi. Bu kararla birlikte, standartlara uygun boş kadro bulunması halinde atamanın yapılması gerektiği ilkesi yargı eliyle yeniden güçlendirilmiş oldu.
“Hiçbir Sağlık Çalışanı Ailesinden Ayrı Kalmayana Dek”
Kararı büyük bir coşkuyla duyuran HEP-SEN, üniversite hastanelerinde “çakılı kadro” esaretine mahkum edilen meslektaşlarının hak arama mücadelesinde dev bir adım atıldığını belirtti.
Sendika yetkilileri yaptıkları açıklamada, “Sağlık Bakanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’ndeki kısıtlayıcı maddelere karşı açtığımız davalar meyvesini veriyor. Üniversite teşkilatından Bakanlığa geçiş bekleyen tüm üyelerimizin yanındayız. Bu karar, benzer durumdaki binlerce meslektaşımız için umut ışığıdır” ifadelerini kullandı.
Sağlıkhaberi.net Yorumu: Aileleri Birleştirmek İçin İlla Dava Mı Açılmalı?
Denizli 2. İdare Mahkemesi’nden çıkan bu karar, sağlık sistemimizin kanayan bir yarasına hukuki bir neşter vurmuştur. Üniversite hastanelerinde çalışan binlerce personel, adeta o kuruma “zimmetlenmiş” gibi muamele görmekte, eşiyle işi arasında insanlık dışı bir tercihe zorlanmaktadır. 1.000 kilometre uzakta, çocuğundan ve eşinden ayrı kalarak nöbet tutan bir sağlık çalışanından ne derece verim alınabilir?
Bu emsal karar bize mühim bir sistemik arızayı da işaret ediyor. Mahkeme, “Şanlıurfa’da boş kadro var, izinler de müsait” diyor. Peki hal böyleyken, idare neden en başından bu atamayı gerçekleştirip personeline sahip çıkmak yerine, onu mahkeme kapılarında süründürüyor? Devletin kendi kurumları arasındaki bu “personel vermem/almam” çekişmesinin faturası, dağılan yuvalara ve tükenen sağlıkçılara kesilemez. Bu yargı kararı, tekil bir zafer olmaktan çıkıp Sağlık Bakanlığı ve YÖK arasında kalıcı bir genelgeye dönüşmeli, aile birliği davalara gerek kalmadan tesis edilmelidir.
