Türkiye’de Hemşirelik: Kutsallık ile Suskunluk Arasında
Türkiye’de hemşirelik, garip bir çelişkinin içinde var oluyor.
Bir yandan “kutsal” ilan edilen,
diğer yandan konuştuğunda rahatsızlık yaratan bir meslek.
Herkes hemşireyi tanıdığını sanıyor.
Ama aslında tanınan şey, mesleğin kendisi değil;
ona yapıştırılmış rol.
Sosyolog Erving Goffman’ın işaret ettiği gibi mesele, kişinin ne yaptığı değil;
toplumun ona hangi kimliği uygun gördüğüdür.
Hemşirelik tam da burada sıkışıyor.
Kutsallık mı, Sessizlik Sözleşmesi mi?
“Hemşirelik çok kutsal bir meslek.”
Kulağa hoş geliyor.
Ama bu cümlenin çoğu zaman görünmeyen bir devamı var:
- O yüzden idare et.
- O yüzden çok sorgulama.
- O yüzden sesini biraz kıs.
Kutsallık çoğu zaman hak teslim etmek için değil,
beklenti yüklemek için kullanılıyor.
Fedakârlık bir erdem olmaktan çıkıp,
mesleğin zorunlu parçası haline geliyor.
Ve böylece görünmeyen bir sözleşme kuruluyor:
Çok bil, çok çalış, ama çok konuşma.
Bilgi En Çok Onda, Yetki En Az Onda
- Hastayı en uzun süre izleyendir.
- Komplikasyonu ilk fark edendir.
- Sistemin aksayan yerini en net görendir.
Ama ne zaman konuşsa, “rolünü aşmış” olur.
Bu bireysel bir mesele değil.
Bu, mesleki bir stigmadır.
Yani hemşireliğin toplumda “uygulayan ama karar vermeyen” bir yere sabitlenmesidir.
Bilmek serbesttir.
Ama yön vermek değildir.
Konuşan Hemşire Neden Rahatsız Eder?
Çünkü sahnedeki yeri değişir.
Alışılan düzen bozulur.
Hemşire, kendisine biçilen sessizliği reddettiğinde “sorun çıkaran” ilan edilir.
Oysa sorun, kişinin tavrında değil;
algının kendisindedir.
Bu ülkede çoğu zaman mesele “ne söylediğin” değil,
bunu söyleme hakkını kimin gördüğüdür.
Ve hemşire o hakkı kullandığında,
alışılmış hiyerarşi sarsılır.
Kadın Olunca Stigma Derinleşir
Hemşireliğin büyük oranda kadınlardan oluşması tabloyu daha da ağırlaştırır.
Net konuşan hemşire “sert”,
sınır koyan hemşire “uyumsuz”,
analiz yapan hemşire “fazla” bulunur.
Çünkü bizde hâlâ kadınlardan beklenen şey,
bilmekten çok idare etmektir.
Mesleki stigma, toplumsal cinsiyet kalıplarıyla birleştiğinde
sessizlik daha da kurumsallaşır.
Değişen Bir Şey Var
Yine de adını koyalım:
Bu stigma artık eskisi kadar rahat işlemiyor.
Hemşireler daha eğitimli.
Daha farkında.
Ve en önemlisi, daha az suskun.
Mizahla, bilgiyle ve netlikle konuşan bir hemşire profili yükseliyor.
Ve bu, damganın en sevmediği şeydir.
Çünkü damga, görünmezlikte güçlenir.
Görünürlükte zayıflar.
Son Söz: Melek Değil, Meslek
Hemşireliği “melek” metaforlarıyla anlatmayı bırakıp,
bilgisi ve iradesi olan bir meslek olarak konuşmaya başladığımız gün;
stigma kendiliğinden gerileyecek.
Çünkü damga en çok sessizlikte yaşar.
Ses çıktığında ise,
yerini kaybeder.
