Hülya Ölçücüoğlu avatarı
Hülya Ölçücüoğlu
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Beyaz Önlüğün Gölgesi

Beyaz Önlüğün Gölgesi

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Hastane koridorları sadece hastaların değil, sağlık çalışanlarının da nabzını tutar. Orada atılan her adım, verilen her karar, tutulan her nöbet; insanın ruhuna görünmez izler bırakır. Beyaz önlük, dışarıdan bakıldığında temizlik ve güven simgesidir. Ama o önlüğün içindeki kalp, çoğu zaman yorgun, suskun ve fazlasıyla güçlü olmak zorunda kalmıştır.

Sağlık çalışanları işlerini kapıda bırakamazlar. Çünkü onların işi “mesai” değildir; hayatla ölüm arasındaki ince çizgide yürümektir. Sağlık çalışanları; gün içinde defalarca travmaya temas eder. Ağlayan bir annenin sesi, çaresiz bir bakış, kaybedilen bir can… Bunlar eve dönünce çıkarılıp askıya asılamaz.

Sosyal Hayatta Görülen Ruh Hâlleri

1. Duygusal Yorgunluk ve İçine Çekilme

Sürekli tetikte olma hâli, zamanla kişiyi sessizleştirir. Kalabalık ortamlarda bile dalgın bakışlar, bir anda uzaklara giden zihin… Çünkü beyin hâlâ bir monitör sesine, bir çağrı anonsuna programlıdır. Arkadaş sohbetinde bile içsel bir yorgunluk eşlik eder.

2. Aşırı Sorumluluk Hissi

Sağlık çalışanları sosyal ilişkilerinde de “kontrol eden”, “düşünen”, “önlem alan” taraf olurlar. Restoranda otururken bile hijyen detaylarını fark eden, sevdiklerinin sağlığı konusunda fazlasıyla hassas davranan kişi genellikle onlardır. Bu bazen çevre tarafından abartılı bulunur; oysa bu bir meslek refleksidir.

3. Mizahın Savunma Mekanizmasına Dönüşmesi

Kara mizah… Sağlık sektöründe sıkça görülür. Zor olanı hafifletmenin yolu bazen gülmektir. Dışarıdan sert ya da duyarsız gibi algılanabilir; oysa bu, ruhun kendini koruma biçimidir.

4. Tahammül Eşiğinin Dalgalanması

Yoğun stres altında çalışan birinin küçük gündelik sorunlara sabrı azalabilir. Çünkü zihninde “gerçek problem” tanımı değişmiştir. Bu durum aile içinde anlaşılma krizlerine yol açabilir.

5. Empati Yorgunluğu

Belki de en görünmez olan budur. Sürekli empati kurmak, sürekli güçlü olmak… Bir noktadan sonra kişi kendi duygularını askıya alır. “Ben nasılım?” sorusu ötelenir. Oysa insan, iyileştirirken de iyileştirilmeye ihtiyaç duyar.

Toplumsal Algı ve Gerçeklik

Pandemi döneminde alkışlanan sağlık çalışanları, bugün çoğu zaman sistemin yükünü omuzlayan sessiz emekçilere dönüştü. Uzun nöbetler, şiddet riski, personel yetersizliği ve ekonomik kaygılar; ruh sağlığını doğrudan etkiler.

Ama işin en çarpıcı yanı şu:
Sağlık çalışanları, kendi ruh hâllerini en sona bırakmaya alışkındır.

Peki Çözüm?

– Kurumsal psikolojik destek mekanizmaları yaygınlaştırılmalı.
– Nöbet sistemleri insanî sınırlara çekilmeli.
– Sağlıkta şiddete karşı caydırıcı uygulamalar net biçimde işletilmeli.
– Ve en önemlisi: “Sağlık çalışanı güçlüdür, dayanır” klişesi terk edilmeli.

Çünkü güçlü olmak, yorulmamayı gerektirmez.

Onlar sadece sağlık çalışanı değil; anne, baba, eş, sevgili, dost…
Ve her şeyden önce insan.

Beyaz önlüğün altında atan kalbi görmeden, sistemin iyileşmesi mümkün değil.

Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı:
İyileştirenleri kim iyileştirecek?

Beyaz Önlüğün Gölgesi
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Sağlık Haberi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Şu an sitede
kişi
aktif