Çocuklar dünyayı oyunla tanır, keşfeder ve öğrenir. Bir oyuncağı kavramak, blokları üst üste koymak, oyun sırasını beklemek ya da hayali oyunlar kurmak; yalnızca eğlenceli bir etkinlik değil, aynı zamanda gelişimin temel bir parçasıdır. Oyun sırasında çocuk; ince ve kaba motor becerilerini kullanır, el-göz koordinasyonunu geliştirir, dikkatini sürdürmeyi ve problem çözmeyi öğrenir. Aynı zamanda sıra bekleme, paylaşma, taklit etme ve karşılıklı etkileşim gibi sosyal ve iletişim becerileri de oyun yoluyla gelişir. Hayali oyunlar ise çocuğun yaratıcılığını, dil gelişimini ve duygularını ifade etme becerisini destekler. Bu nedenle oyun, yalnızca eğlenceli bir etkinlik değil; çocuğun bilişsel, motor, sosyal ve duygusal gelişimini birlikte destekleyen güçlü bir öğrenme aracıdır.
Bazı çocuklar, gelişimsel, duyusal, motor ya da iletişimle ilgili nedenlere bağlı olarak oyun kurmakta veya oyunu sürdürmekte zorlanabilir. Dikkatini sürdürmekte güçlük yaşayan çocuklar oyuna odaklanmakta zorlanırken, ince motor becerilerde zorlanan çocuklar oyuncakları kullanmak veya oyun materyallerini yönetmekte güçlük yaşayabilir. Duyusal hassasiyetleri olan çocuklar bazı sesler, dokular veya hareketler nedeniyle oyundan kaçınabilir ya da oyuna katılmak istemeyebilir. Sosyal iletişim becerilerinde zorlanan çocuklar ise sırayla oynama, taklit etme veya karşılıklı etkileşim kurma gibi oyun becerilerinde güçlük yaşayabilir. Bunun yanı sıra bazı çocuklar oyunu başlatma, sürdürme ve oyunun akışını planlama konusunda da zorlanabilir; hangi oyuncağı nasıl kullanacağını ya da oyunu nasıl devam ettireceğini kestirmekte güçlük yaşayabilir. Planlama ve organizasyon becerilerindeki bu güçlükler, çocuğun oyuna katılımını ve oyundan aldığı keyfi azaltabilir. Bu tür durumlarda oyun, çocuk için keyifli bir etkinlik olmaktan ziyade zorlayıcı bir deneyime dönüşebilir ve bu noktada çocuğun ihtiyaçlarına uygun destek sağlanması, oyunun yeniden keyifli ve öğretici bir alan haline gelmesine yardımcı olur.
Ergoterapi’de oyun, çocuğun gelişimini desteklemek için kullanılan araçlardan biridir. Ergoterapistler oyunu, yalnızca belirli becerileri öğretmek amacıyla yapılandırılan bir etkinlik olarak değil; çocuğun ilgisi, merakı ve motivasyonu doğrultusunda şekillendirerek kullanır. Ergoterapist oyun sırasında çocuğun ilgisini ve liderliğini takip eder. Buna uygun olarak oyunu veya ortamı yapılandırır ve çocuğun seviyesine uygun hale getirir. Böylelikle çocuğun fiziksel, bilişsel, duyusal ve sosyal becerilerinin yanı sıra kendini ifade etme, duyguların düzenlemesi ve çevre ile güvenli bir ilişki kurma gibi farklı gelişimsel alanları desteklenir. Ergoterapi’de amaç, oyunu yalnızca terapi ortamında sürdürülen bir etkinlik olarak bırakmak değil; çocuğun günlük yaşamında, evde ve sosyal ortamlarda da oyun yoluyla öğrenmeye ve gelişmeye devam edebilmesini sağlamaktır. Bu nedenle aileyle iş birliği, oyunun günlük yaşamın doğal bir parçası haline gelmesi açısından önemli bir yer tutar. Bu süreçte aileden beklenen en önemli şey, çocukla geçirilen zamanın niteliğine odaklanmak; birlikte oynanan, iletişimin ve karşılıklı etkileşimin olduğu kaliteli zamanlar yaratmaktır. Çocuk için en değerli öğrenme ortamı, çoğu zaman ebeveyniyle kurduğu bu doğal ve güvenli etkileşim alanıdır.
Çocukların gelişimi çoğu zaman büyük adımlarla değil, oyun sırasında yaşanan küçük ama anlamlı anlarla ilerler. Birlikte kurulan bir oyun, paylaşılan bir gülümseme ya da sürdürülen bir etkileşim, çocuğun öğrenme ve gelişim sürecinde güçlü bir yer tutar. Ergoterapi, bu süreci desteklerken çocuğun kendi potansiyelini ortaya çıkarabileceği, kendini güvende hissedeceği ve öğrenmeyi destekleyecek ortamları zenginleştirmeyi amaçlar. Çünkü çocuk için öğrenme, çoğu zaman en iyi, kendini güvende hissettiği ve etkileşim içinde olduğu anlarda gerçekleşir.
