Diyarbakır’dan gelen peş peşe ölüm haberleri, sağlık sistemindeki görünmeyen yarayı bir kez daha kanattı. Son bir ay içerisinde kentte görev yapan üç sağlık çalışanının hayatını kaybetmesi, camiada şok etkisi yarattı. Diyarbakır Tabip Odası, bu kayıpların tesadüf olmadığını belirterek; mobbing, ağır iş yükü ve ekonomik baskı üçgenindeki “tükenmişlik sendromuna” dikkat çekti.
Sağlık çalışanlarının omuzlarındaki yük, artık taşınabilir sınırları zorluyor. Diyarbakır’da farklı hastanelerde görevli hekim ve sağlık personellerinin ardı ardına yaşamını yitirmesi, gözleri yeniden hastane koridorlarındaki çalışma şartlarına çevirdi. Yaşananlar, sistemin “alarm zili” olarak yorumlanıyor.
“Bu Bireysel Bir Bunalım Değil, Sistemsel Bir Çöküş”
Konuya ilişkin çarpıcı tespitlerde bulunan Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Veysi Ülgen, yaşanan trajedilerin “bireysel ruhsal sorunlar” denilerek geçiştirilemeyeceğini vurguladı. Ülgen’e göre tablo çok daha derin ve sosyolojik.
Sağlık çalışanlarının mutsuz olduğunu açıkça dile getiren Ülgen, “Bu ölümlerin arkasında ağır iş yükü, baskı ortamı ve geleceksizlik hissi var. Sorunu kişilerin psikolojisinde değil, onları bu noktaya getiren sistemde aramalıyız” ifadelerini kullandı.
Tükenmişliği Tetikleyen 5 Temel Faktör
Diyarbakır Tabip Odası’nın tespitlerinden yola çıkarak, sahadaki sağlıkçıyı tükenmişliğe sürükleyen nedenleri bir tabloda özetledik. Bu tablo, bir sağlık çalışanının 24 saatinin nasıl bir baskı altında geçtiğini gösteriyor:
| Sorun Başlığı | Sahadaki Gerçeklik | Yarattığı Sonuç |
| Ağır Mobbing | İdarecilerin sistematik baskısı ve keyfi tutumları. | Özgüven kaybı, işe gitmek istememe. |
| Görevlendirme Kaosu | Kadrolu hekimin sürekli başka birimlere/ilçelere gönderilmesi. | Aidiyet hissinin yok olması, düzen kuramama. |
| İş Güvenliği İhlali | Sağlık durumu riskli raporlu personelin dahi nöbete zorlanması. | Fiziksel hastalıkların nüksetmesi. |
| Ekonomik Kaygı | Maaşın yetmemesi, ek iş arayışı. | Sürekli gelecek korkusu, odaklanma sorunu. |
| İlaç Kullanımı | Psikiyatrik destek ve antidepresan kullanımında artış. | Mesleki reflekslerin zayıflaması. |
Acil Servisler “Yamalı Bohça”ya Döndü
Başkan Ülgen’in dikkat çektiği bir diğer kritik nokta ise hastanelerdeki plansızlık. Özellikle acil servislerde ciddi bir kadro dengesizliği yaşanıyor. Kadrolu hekimlerin sürekli geçici görevlendirmelerle başka delikleri kapatmaya gönderilmesi, acil servisleri işlevsiz hale getiriyor. Bu durum hem orada kalan az sayıdaki personelin yükünü ikiye katlıyor hem de hastaların nitelikli hizmet almasını engelliyor.
“Yetkililerle Duvar Var”
Sorunların çözümü için masa başında olmak istediklerini belirten Ülgen, bürokrasiden yakındı. İl Sağlık Müdürlüğü ve Bakanlık düzeyinde yetkililerle sağlıklı bir iletişim kanalı kuramadıklarını belirten Oda Başkanı, taleplerinin karşılıksız kaldığını ve çözüm önerilerinin dinlenmediğini dile getirdi.
Sağlıkhaberi.net Yorumu: “Sessiz Şiddet” Öldürüyor
Diyarbakır’daki bu acı tablo, sağlıkta şiddetin sadece hasta yakınından gelen yumruk olmadığını, bazen de sistemin kendi içinden gelen “Sessiz Şiddet” olduğunu gösteriyor.
Bir ayda üç meslektaşımızı kaybetmek, istatistiksel bir veri değil, bir felakettir. Eğer sağlık çalışanları arasında antidepresan kullanımı artıyorsa, riskli birimlerde çalışmaması gereken personel “personel yok” denilerek zorla nöbete yazılıyorsa, burada idari bir kusurdan fazlası vardır.
Sürekli “Daha çok hasta bak, daha çok puan topla” baskısı, hekimleri ve sağlıkçıları makineleştirmekte, insani sınırlarını yok etmektedir. Sağlık Bakanlığı’nın Diyarbakır özelinde acil bir “Psikososyal Risk Analizi” yapması ve sahadaki bu yangını söndürmek için idarecilerin performansını değil, çalışan memnuniyetini denetlemesi şarttır. Kaybettiğimiz canları geri getiremeyiz ama yenilerini önlemek elimizde.