Denizli’de sabahın ilk saatlerinde meydana gelen ve Kadriye Hemşire’nin hayatını kaybettiği servis kazası, sadece bir şoför hatası değil; yıllardır “Yapacağız” denilip yapılmayan o yolun faturasıdır. Buldan-Manisa sınırındaki o meşum güzergah, şiddetli yağmur ve bozuk zeminin iş birliğiyle 24 sağlık çalışanını yaraladı, bir canı kopardı. Sahadan gelen ilk bilgiler, kazanın tesadüf olmadığını, adeta “Ben geliyorum” diye bağırdığını ortaya koydu.
Buldan Göğüs Hastalıkları Hastanesi ve aile sağlığı merkezi personelini taşıyan servis minibüsü, Denizli-Manisa karayolundaki Yenicekent Kavşağı yakınlarında üzüm bağına uçtu. Feci kazada 24 kişi yaralanırken, ameliyat hemşiresi Kadriye Koçan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Ancak olayın perde arkasında, o yola dair yıllardır kulak ardı edilen isyanlar var.
“Yol Değil, Tuzak!”
Kazanın meydana geldiği nokta, yerel halk ve sürücüler tarafından “sabıkalı” olarak biliniyor. Sağlıkhaberi.net’e ulaşan ve ismini vermek istemeyen bir sağlık çalışanı, yaşananların “kaçınılmaz son” olduğunu şu sözlerle anlattı:
“Bu servis 16 yıldır aynı güzergahı kullanıyor. Sıkıntı şoförde değil, sıkıntı yolda! Aynı bölgede, aynı yerde her yağmur yağdığında mutlaka bir kaza oluyor. Yolun eğimi o kadar dengesiz ki; araçlar yağmurda ya sağa çekiyor ya sola. Su birikintileri gölete dönüşüyor, asfalt ise mıcırla kaplı.”
Bürokrasinin Labirentinde Kaybolan Asfalt
İddiaya göre, Tosunlar mevkii ile Buldan-Manisa sınırı arasındaki yaklaşık 30-35 kilometrelik bu yol için yıllardır bütçe ayrılıyor, planlar yapılıyor ancak kazma bir türlü vurulmuyor. Karayolları ile yerel yönetimler arasındaki yetki karmaşası veya öncelik sıralamasındaki hatalar, bu yolu bir “ölüm tuzağına” dönüştürmüş durumda.
Daha birkaç ay önce aynı güzergahta İzmir’den gelen bir sporcu kafilesinin de kaza yaptığı, dönemin bakanlarının olay yerine gelip “Bu yolu hemen yapacağız” sözü verdiği, ancak aradan geçen zamanda tek bir adım atılmadığı belirtiliyor.
Şoför Alkol Testinden Temiz Çıktı
Kazadan sonra gözler servis şoförüne çevrilse de, yapılan ilk incelemeler ve alkol testleri şoförün temiz olduğunu gösterdi. Yılların deneyimine sahip şoförün, o bozuk zeminde ve şiddetli yağmur altında aracı yolda tutabilmek için çabaladığı ancak yolun fiziksel kusurlarına yenik düştüğü belirtiliyor.
Minibüsün kontrolü kaybettikten sonra karşı şeride geçtiği, oradan da takla atarak üzüm bağına savrulduğu öğrenildi. Feci kaza sırasında araçtan fırlayarak minibüsün altında kalan Kadriye Hemşire, olay yerinde ağır yaralandı ve kaldırıldığı hastanede yaşam savaşını kaybetti.
Tablo: Bir Yolun İhmal Karnesi
Kazanın yaşandığı güzergahın “suç dosyasını” sahadaki tanıklıklara dayanarak çıkardık:
| Sorun | Detay | Sonuç |
| Zemin Yapısı | Girintili çıkıntılı, mıcır kaplı asfalt. | Lastik tutunma kaybı. |
| Eğim Hatası | Yağmurda suyun yolda birikmesi. | Aquaplaning (Su yastığı) etkisi. |
| Geçmiş Vukuatlar | Sporcu kafilesi kazası, sayısız maddi hasar. | Alınmayan önlemler. |
| Verilen Sözler | Bakan düzeyinde “Yapılacak” vaatleri. | Yerine getirilmeyen taahhütler. |
Sağlıkhaberi.net Yorumu: Asfalt Dökülmezse Kan Dökülüyor
Denizli’deki bu kaza, “Kader” denilip geçiştirilemez. Eğer bir yolda sürekli kaza oluyorsa, orada “Sürücü Hatası” değil, “Mühendislik ve İdare Hatası” aranmalıdır.
Kadriye Hemşire, bugün sadece mesaisine gitmek istiyordu. Onu hayattan koparan şey, o gün yağan yağmur değil; o yağmurda yolu göle çeviren altyapı eksikliğidir. Yıllardır “Bütçe ayrıldı” denilip yapılmayan o 30 kilometrelik yolun bedelini, maalesef sağlık camiası canıyla ödedi.
Yetkililere soruyoruz: Bu yolun yapılması için daha kaç servisin şarampole yuvarlanması, daha kaç hemşirenin, kaç doktorun, kaç vatandaşın ölmesi gerekiyor? Artık vaat değil, iş makinesi görmek istiyoruz.