Gaziantep Şehir Hastanesi’nde Dev Tümörle Doğan Bebeğe Hayat Kurtaran Operasyon
Gaziantep Şehir Hastanesi’nde dünyaya gözlerini açan ve henüz 1,5 aylık olan Talha bebek, baş bölgesinde tespit edilen 7,5 santimetrelik dev tümör nedeniyle zorlu bir yaşam mücadelesi verdi. Beyin cerrahisi öncülüğünde kurulan çok disiplinli ekibin titiz planlamaları ve dört saat süren yüksek riskli ameliyatı sonucunda, küçük bebek sağlığına kavuşarak ailesine umut oldu.
Doğumdan Hemen Sonra Başlayan Klinik Süreç
Enes ve Tuğba Yalçın çiftinin yaklaşık bir buçuk ay önce kucaklarına aldıkları ve Talha ismini verdikleri bebeklerinin, yapılan ilk tetkiklerinde baş bölgesinde oldukça büyük boyutlarda bir kitle saptandı. Cerrahi müdahalenin taşıdığı yüksek hayati risk göz önüne alınarak, Beyin Cerrahı Dr. Ali Yayla‘nın liderliğinde kapsamlı ve çok yönlü bir tedavi haritası oluşturuldu. Hızla büyüyen bu kitlenin çocuğun gelişimine vereceği zararları engellemek adına zamanla yarışan bir medikal planlama yapıldı.
Çok Disiplinli Yaklaşım ve Başarılı Cerrahi Müdahale
Operasyonun ilk aşamasında, girişimsel radyoloji ekibi devreye girerek embolizasyon adı verilen özel bir işlem uyguladı ve bu sayede tümörün kanlanma oranı ciddi ölçüde azaltıldı. Kanama riskinin düşürülmesinin hemen ertesi gününde, beyin cerrahisi ve plastik cerrahi uzmanlarından oluşan geniş bir ekip ameliyata girdi. Yaklaşık dört saat süren zorlu operasyon neticesinde kitlenin tamamı başarılı bir şekilde temizlendi. Sağlık durumu hızla iyiye giden Talha bebeğin, iki gün içerisinde hastaneden taburcu edilerek evine gönderilmesinin planlandığı bildirildi.
“Dünyada Nadir Görülen Bir Vakayı Kayıpsız Atlattık”
Sürecin tıbbi detaylarını basın mensuplarıyla paylaşan Dr. Ali Yayla, bebeğin kafasında hızla büyüyen, kafatası kemiklerinde tahribata yol açan ve doğrudan beyne baskı yapan devasa bir tümörle karşı karşıya kaldıklarını anlattı. Kitlenin son derece yoğun bir damar ağına sahip olmasının ameliyatı daha da riskli kıldığını belirten Yayla, resmi açıklamasında tıbbi müdahalenin detaylarını aktardı:
“Bu nedenle cerrahi stratejimizi yeniden kurguladık. Basamaklandırılmış ve multidisipliner bir yaklaşım benimsedik. Embolizasyon işleminin ardından ertesi gün gerçekleştirdiğimiz ameliyatla tümörü tamamen çıkardık. Hastamız ameliyattan herhangi bir nörolojik zarar görmedi ve sağlık durumu iyi seyrediyor.”
Müdahale edilen tümörün yaklaşık 7,5 santimetre boyutunda olduğunu hatırlatan uzman hekim, bu yaş grubunda böylesine büyük çaplı bir kitlenin cerrahi operasyonla çıkarılmasının dünya tıp literatüründe nadir karşılaşılan bir durum olduğunu vurguladı. Elde edilen bu başarının tıp camiası adına büyük bir gurur kaynağı olduğu ifade edildi.
Sürece Katkı Sağlayan Uzmanlık Birimleri
Bebeğin sağlığına kavuşması, tek bir hekimin değil, güçlü bir hastane altyapısının eseri olarak kayıtlara geçti. Yaklaşık bir buçuk aylık tedavi sürecinde aktif rol alan tıbbi birimler koordineli bir çalışma sergiledi:
-
Yenidoğan Ünitesi
-
Çocuk yoğun bakım
-
Çocuk Hematolojisi
-
Girişimsel Radyoloji
-
Beyin Cerrahisi
-
Plastik Cerrahi
-
Anestezi Ekipleri
Sürecin kurum bazındaki önemine değinen başhekim Ilgın Türkçüoğlu, hastanın henüz çok küçük olması ve kitlenin son derece agresif bir yapı sergilemesi sebebiyle oldukça kritik bir sınav verdiklerini kaydetti. Farklı branşların ortak çalışmasına dikkat çeken Türkçüoğlu, “Ekibimiz süreci başarıyla tamamladı. Bu tür hastaların başka merkezlere sevk edilmesine gerek kalmadan hastanemizde tedavi edilebilmesi bizim için ayrıca gurur kaynağı.” sözleriyle kurumun tıbbi kapasitesinin altını çizdi. Zorlu günleri geride bırakan Yalçın ailesi ise süreci yürüten tüm hekimlere ve hastane yönetimine minnettarlıklarını iletti.
Sağlıkhaberi.net Yorumu: Şehir Hastanelerinde Nitelikli Cerrahi Kapasitenin Önemi
Gaziantep Şehir Hastanesi’nde gerçekleştirilen bu operasyon, Türkiye’nin kamu sağlık altyapısındaki “komplike vaka yönetimi” kapasitesini somut bir şekilde ortaya koymaktadır. Yenidoğan döneminde, üstelik beyne baskı yapan 7,5 santimetrelik dev bir tümörün, özel hastanelere veya büyükşehirlerdeki referans üniversite kliniklerine sevk edilmeden yerel bir kamu hastanesinde başarıyla opere edilmesi, sağlıkta ulaşılan bölgesel yetkinlik açısından son derece değerli bir veridir. Multidisipliner yaklaşımın sadece kağıt üzerinde kalmayıp; radyolojiden beyin cerrahisine, yenidoğan yoğun bakımdan plastik cerrahiye kadar uyum içinde çalışabilmesi, bu tür yüksek riskli cerrahilerde hayatta kalma oranlarını doğrudan etkilemektedir.
Bununla birlikte, kamu hastanelerinin böylesine nadir ve zorlu vakalara ev sahipliği yapabilmesi, sevk zincirlerindeki yığılmaları önlemesi bakımından da kritik bir stratejik öneme sahiptir. Hastaların kendi yaşadıkları şehirde, bütüncül bir tıbbi donanımla şifa bulabilmesi, hem hasta yakınlarının maddi-manevi yıpranmasını engellemekte hem de sistemin kendi içindeki verimliliğini artırmaktadır. Cerrahi ekiplerin risk alma inisiyatifini kullanabilmeleri ve yönetimsel destek bulabilmeleri, Anadolu’daki hastanelerin gerçek birer sağlık üssüne dönüşmesinde en temel itici güç olmaya devam edecektir.
