Konya’da görev yapan bir fizik öğretmeni ve öğrencilerinin ortak çalışması, sağlık sektöründe yıllardır yaşanan damar yolu açma zorluklarına yenilikçi bir çözüm getirdi. Kan alma işlemlerinde hem hastaların acısını dindirecek hem de personelin stresini azaltacak yerli “damar bulucu” cihaz, ithal muadillerine göre yüzde bir maliyetle üretilebiliyor. Kimyasal veya radyasyon içermeyen bu teknolojik adım, özellikle afet anlarında ve zorlu hasta gruplarında hayati bir rol üstlenmeye hazırlanıyor.
5 Yıllık Emeğin Ürünü ve Patent Süreci
Konya Selçuklu Bilim Sanat Merkezi bünyesinde çalışmalarını sürdüren fizik öğretmeni Fikret Erdoğdu, genç zihinlerin potansiyelini sağlık teknolojilerine dönüştürüyor. Son dört yıllık periyotta öğrencileriyle beraber 250’den fazla proje tasarlayan ve çok sayıda patent başvurusu yapan Erdoğdu, son olarak sağlık profesyonellerinin işini büyük ölçüde hafifletecek bir aygıta imza attı. Geçtiğimiz yıl TEKNOFEST organizasyonunda Türkiye finalisti olan üniversiteli bir grupla mesai harcarken, öğrencisi Buğra Çelebi tarafından ortaya atılan “reflektörlerle yüzeysel damarları görünür kılma” fikri, beş yıllık yoğun bir çalışmanın da başlangıcı oldu. Ortaya çıkan yenilikçi sistemin patent haklarını koruma altına almak amacıyla resmi müracaatların yapıldığı ve bürokratik sürecin devam ettiği bilgisi paylaşıldı.
İthal Cihazlara Karşı Yüzde Birlik Maliyet Avantajı
Geliştirilen bu sistemin temel çalışma prensibi, piyasadaki mevcut ürünlerden keskin çizgilerle ayrılıyor. Halihazırda kullanılan benzer cihazların kimyasal madde veya radyasyon barındırması nedeniyle hastalar üzerinde uzun vadede risk oluşturduğunu belirten uzman eğitimci, kendi tasarımlarında tamamen farklı ve zararsız bir yol izlediklerini aktardı. Tıbbi icat; farklı ışık dalga boyları, özel filogramlar ve spesifik reflektörler kullanılarak yüzeysel damarların cilt altında net biçimde seçilebilmesini sağlıyor.
Projenin maliyet analizi ve üretim hedefleri ise şu verilerle özetleniyor:
📌 Yurt dışından ithal edilen mevcut cihazların piyasa değeri: 300 bin – 400 bin lira
📌 Yerli tasarımın üretim maliyeti: İthal donanımların fiyatının yalnızca yüzde 1’i
📌 Süreç boyunca üretilen ve sahada test edilen prototip sayısı: 27 adet
📌 Ana kullanım hedefleri: Öncelikli olarak Türk Kızılay ve diğer resmi kamu kurumları, ardından tüm dünya ülkelerine ihracat
Bebeklerden Onkoloji Hastalarına, Enkaz Altından Acil Servislere
Kan alma veya damar yolu açma operasyonları, rutin pratiklerde sağlık personelleri için özel fiziksel beceri gerektiren bir süreçtir. Ancak hastanın bebek, yaşlı, diyabet veya onkoloji tedavisi gören biri olması durumunda damarların dışarıdan bulunması neredeyse imkansız hale gelebiliyor. Bu anatomik zorluk, personelin tamamen kendi tecrübelerine dayanarak tahmini denemeler yapmasını zorunlu kılıyor. İğnenin bedene defalarca batırılması hastanın ciddi şekilde canını yakarken, işlemi uygulayan sağlık çalışanı üzerinde de yoğun bir baskı yaratıyor. Yeni icat edilen aygıt, yaşanan bu deneme yanılma sürecini klinik ortamda en aza indirmeyi hedefliyor.
Aynı zamanda sahada aktif bir AFAD gönüllüsü olan Erdoğdu, tasarımın afet tıbbındaki kurtarıcı işlevine de bilhassa değindi. Deprem veya benzeri yıkıcı afetlerde, kazazedenin enkaz altından tam olarak çıkarılmadan hemen önce tıbbi sıvı müdahalesi için acil damar yolunun açılması gerekiyor. Karanlık ve fiziksel olarak kısıtlı alanlarda gerçekleştirilen bu akut müdahaleler için söz konusu cihazın büyük bir avantaj sağlayacağı öngörülüyor. Sadece elde taşınabilen seyyar modeller değil, sabit poliklinik masaları üzerinde kullanılabilecek formlar üzerinde de çalışıldığı; bizzat sağlık profesyonellerinin saha tecrübeleri ve yönlendirmeleri doğrultusunda ürüne nihai şeklinin verildiği ifade edildi.
Sağlıkhaberi.net Yorumu: Sağlık Teknolojilerinde Yerlileşme ve Sahadan Beslenen İnovasyon
Konya’da bir fizik öğretmeni ile öğrencisinin elinden çıkan bu teknolojik girişim, Türkiye’nin medikal altyapısında “yerlileşme” politikasının ne denli stratejik bir hamle olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır. 300-400 bin lira bandındaki ithal cihazların yerine, yüzde bir gibi cüzi bir maliyetle fonksiyonel ve radyasyonsuz bir alternatif üretilebilmesi, sağlık ekonomisi açısından devasa bir tasarruf kalemidir. Özellikle kamu hastanelerindeki yoğun kan alma birimlerinde ve acil servislerde cihaz eksikliği nedeniyle yaşanan zaman kayıpları ile personel yıpranmaları göz önüne alındığında, maliyeti düşürülmüş bu tarz donanımların her polikliniğe standart bir demirbaş olarak girebilme ihtimali sistemin verimliliği adına son derece değerlidir.
Diğer yandan, bu icadın sadece standart hastane şartları için değil, afet tıbbı dinamikleri (AFAD ekiplerinin enkaz altı müdahaleleri) gözetilerek tasarlanması, Türkiye gibi deprem kuşağında yer alan bir ülke için meselenin yaşamsal boyutunu gözler önüne sermektedir. Geliştirilen 27 farklı prototipin kapalı kapılar ardında değil, bizzat sağlık çalışanları tarafından test edilerek revize edilmesi, mühendislik teorisi ile saha tecrübesinin doğru bir zemin üzerinde buluştuğunu göstermektedir. Bu aşamadan sonra devletin ilgili teşvik mekanizmalarının, TÜSEB’in ve Sağlık Bakanlığı onay kurullarının süreci bürokratik engellere takılmadan hızlandırması; projenin bir an evvel ticarileşerek ulusal sağlık sistemine entegre edilmesi gerekmektedir.