Kayseri tıp camiasını temelinden sarsan ve kamuoyunda büyük yankı bulan milyonlarca liralık kanser ilacı soruşturmasında sular durulmuyor. Hastaların haberi olmadan düzenlenen yüksek maliyetli reçetelerin faturası giderek kabarırken, okların hedefindeki tıbbi sekreterin Erciyes Üniversitesi soruşturma komisyonuna verdiği resmi savunma, dosyadaki e-imza bilmecesini bambaşka bir boyuta taşıdı. Hekimler ile hastane personeli arasındaki çelişkili ifadeler, sağlık sistemindeki dijital güvenlik açıklarını yeniden tartışmaya açıyor.
Gazeteci Y.A. tarafından kamuoyunun gündemine taşınan olaylar zinciri, uzun süredir kanser tedavisi gören C.B. isimli hastanın şikayetiyle gün yüzüne çıkmıştı. Hasta, kendi bilgisi dışında son derece pahalı kanser ilaçlarının adına reçete edilerek çeşitli eczanelerden teslim alındığını ileri sürmüştü. Bu vahim iddiaların ardından harekete geçen Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve emniyet birimleri, geniş çaplı bir tahkikat başlattı. Emniyet kaynaklarının ilk belirlemelerine göre, devleti zarara uğratan bu organizasyonun toplam faturası 88,5 milyon TL gibi devasa bir rakama ulaşmış durumda.
| Reçete Soruşturması Bilgi Ekranı | Soruşturma Detayları |
| Olayın Gerçekleştiği Kurum | Kayseri Erciyes Üniversitesi Hastaneleri |
| Soruşturma Konusu | Hastalardan habersiz yazılan yüksek maliyetli kanser ilaçları |
| İddia Edilen Kamu Zararı | 88.5 Milyon TL |
| Odaktaki Temel Çelişki | Hekimlerin e-imza itirazı ve sekreterin görev yeri savunması |
| Soruşturmayı Yürüten Kurumlar | SGK, Emniyet Genel Müdürlüğü, Üniversite Rektörlüğü |
Doktorların İddiası ve Sekreterin Karşı Hamlesi
Soruşturma dosyasına giren belgelere göre, isimleri geçen hekimler elektronik imzalarının (e-imza) kendi rızaları ve bilgileri dışında kullanıldığını savundu. Tıp profesyonelleri, tartışmalı reçetelerin ve sağlık raporlarının M.Ç. isimli sekreter tarafından sisteme girildiğini iddia ederek sorumluluğu personele yöneltti. Ne var ki, iddiaların merkezine yerleştirilen M.Ç.‘nin Erciyes Üniversitesi komisyonuna sunduğu yazılı savunma, olayların seyrini tamamen değiştirdi.
Ön inceleme raporunda yer alan ifadelere göre, hakkındaki suçlamaları kesin bir dille reddeden sekreterin beyanları şu şekilde kayıtlara geçti:
“İddiayı hiçbir şekilde kabul etmiyorum. Hastanedeki tadilat nedeniyle servislerimizin kapalı olması sebebiyle joker personel olarak farklı birimlerde görevlendirildim. 22.05.2024 tarihini kapsayan haftada izinliydim. Raporda belirtilen 27.05.2024 tarihinde ise kayıtlarda görülen saatlerde Çocuk Hastanesi 3. kat poliklinik sekreterliğinde görevlendirildim. Bu düzenlemeyi benim yaptığıma dair herhangi bir kayıt yoktur. Söz konusu tarihlerde iddia edilen poliklinikte hatta aynı binada bile görevli değildim. Farklı bir bina ve farklı birimde çalışıyordum.”
Organize Bir Yapı Şüphesi Araştırılıyor
Savunmasında yalnızca kendisine verilen görev ve yetki sınırları dahlindeki talimatları yerine getirdiğini vurgulayan M.Ç., aleyhindeki iddiaların tamamen asılsız olduğunu belirtti. Sağlık personelinin, olay tarihlerinde fiziki olarak başka bir binada bulunduğunu belirtmesi ve hekimlerin e-imza itirazları, soruşturma makamlarının çözmesi gereken en büyük kördüğüm haline geldi.
Kayseri genelinde deprem etkisi yaratan bu adli sürecin, sadece tek bir hasta dosyasıyla sınırlı kalmayabileceği yönündeki güçlü şüpheler güncelliğini koruyor. Emniyet güçleri ve SGK müfettişleri, sürecin eczane ayağını da sıkı bir mercek altına almış durumda. Dosyada adı geçen eczanelerin reçete dökümleri geriye dönük olarak taranırken, olayın kamu kurumlarını milyonlarca liralık zarara uğratan organize bir suç şebekesi tarafından koordine edilip edilmediği titizlikle araştırılıyor.
Sağlıkhaberi.net Yorumu: E-İmza Güvenliği ve Sağlıkta Dijital Denetim Zafiyeti
Kayseri’den yansıyan ve 88,5 milyon lira gibi korkunç bir kamu zararıyla anılan bu reçete soruşturması, sağlık sistemimizin dijital altyapısındaki ölümcül boşlukları acı bir şekilde yüzümüze vurmaktadır. İnsan hayatını kurtarmak için üretilen ve kutusu binlerce lira olan kanser ilaçlarının, hastaların haberi dahi olmadan şebekelerin eline geçmesi, sıradan bir yolsuzluk değil; doğrudan doğruya tüyü bitmemiş yetimin hakkına ve devasa sağlık bütçesine vurulmuş ağır bir darbedir. E-reçete ve e-imza gibi sistemler, bürokrasiyi hızlandırmak ve sahteciliği önlemek amacıyla hayata geçirilmişken, bugün gelinen noktada suistimalin bizzat aracı haline gelmiş görünmektedir.
Hekimlerin “e-imzamız bizden habersiz kullanıldı” savunması ile sekreterin “o tarihte o binada bile değildim” şeklindeki beyanı arasındaki uçurum, hastanelerdeki şifre ve donanım güvenliğinin ne kadar esnetildiğini göstermektedir. Bir hekimin e-imzası, onun mesleki namusudur ve devredilemez, paylaşılamaz bir yasal kimliktir. Poliklinik yoğunluğu bahane edilerek bu cihazların veya şifrelerin yardımcı personele bırakılması, böylesi devasa suç örgütlerine adeta davetiye çıkarmaktır. İdari ve adli makamların, bu çelişkili ifadelerin arkasındaki asıl organizasyonu, eczane bağlantılarını ve içerideki köstebekleri hiçbir soru işareti bırakmadan aydınlatması elzemdir. Aksi takdirde, dijital sistemlere olan kurumsal güven tamamen sıfırlanacaktır.