Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı çatısı altındaki Engelsiz Yaşam Merkezlerinde görev yapan personelin yaşadığı derin kadro mağduriyeti, değişen sendikal dinamiklerle birlikte gün yüzüne çıktı. Geçmiş yıllarda diplomalarına bakılarak sağlık meslek gruplarından “hasta bakıcı” olarak istihdam edilen profesyonellerin, kadroya geçiş sürecinde bir anda “hizmetli” statüsüne düşürüldüğü ortaya çıktı. Kurumdaki yetkiyi malum sendikalardan devralan bağımsız HEP-SEN yönetimi, tayin hakkı ellerinden alınan ve hiçbir ek ödeme olmaksızın asgari memur maaşına mahkum edilen çalışanların sorunlarını Türkiye gündemine taşıyacaklarını ilan etti.
Paramedik Diplomasıyla Hizmetli Kadrosu
Dezavantajlı gruplara yönelik hayati bir hizmet sunan bakanlık kurumlarında, personelin karşı karşıya kaldığı bürokratik açmazlar akıllara durgunluk veriyor. Yaşanan mağduriyetin temeli, 2022 yılının mart ayında yapılan alımlara dayanıyor. O dönemde paramedik gibi çeşitli sağlık alanlarından mezun olma şartı aranılarak kurum bünyesine “hasta bakıcı” unvanıyla dahil edilen çalışanlar, 2023 yılındaki resmi kadroya geçiş işlemleri sırasında büyük bir şok yaşadı. Yapılan düzenlemeyle sözleşmeli statüden kadroya alınan personelin mevcut mesleki tanımları silinerek, resmi bordrolarında doğrudan “hizmetli” sınıfına geçirildikleri saptandı.
Sendika yetkililerine dert yanan kurum çalışanları, diplomaları ve yaptıkları iş ile resmiyetteki unvanları arasındaki bu uçurumun çalışma motivasyonlarını derinden sarstığını belirtiyor. Diplomalı sağlık personeli, fiilen hasta bakımında en ağır yükü omuzlamasına rağmen kağıt üzerinde vasıfsız bir kadroda değerlendiriliyor.
Tayin Yasağı ve Ücretsiz Fazla Mesai Çıkmazı
Kadro derecelerindeki bu ani düşüş, beraberinde devasa özlük hakkı kayıplarını da getirdi. Hizmetli sınıfında değerlendirilen personelin şu an için başka illere yer değiştirme veya tayin isteme hakkı tamamen ellerinden alınmış durumda. Çalışanların maruz kaldığı adaletsizlik yalnızca unvan boyutuyla sınırlı kalmıyor; ekonomik şartlar da personeli tükenme noktasına getiriyor.
Kurumda hiçbir şekilde ek ödeme, teşvik veya performans ücreti verilmiyor. Sadece en düşük devlet memuru maaşıyla geçinmeye çalışan personel, ihtiyaç duyulduğunda tuttukları fazla mesailerin karşılığını maddi olarak alamıyor. İdare, personelin döktüğü fazla terin karşılığını bordroya yansıtmak yerine zorunlu olarak “izin” şeklinde kullandırıyor.
Aile Bakanlığı Çalışanlarının Çarpıcı Özlük Tablosu
Engelsiz Yaşam Merkezlerinde ter döken personelin maruz kaldığı mevcut statü ve hak kayıpları şu şekilde özetleniyor:
| Kriter / Hak | 2022 (Sözleşmeli Dönem) | 2023 ve Sonrası (Kadrolu Dönem) |
| Aranan Eğitim Şartı | Sağlık Bölümü Mezuniyeti (Örn: Paramedik) | Değişmedi (Fiilen sağlık hizmeti sunuluyor) |
| Resmi İstihdam Unvanı | Hasta Bakıcı | Hizmetli |
| İller Arası Tayin Hakkı | Sınırlı / Mevcut | Yok (Sıfırlandı) |
| Aylık Gelir Durumu | Sabit Maaş | Yalnızca En Düşük Memur Maaşı (50-60 Bin TL) |
| Fazla Mesai Karşılığı | Belirsiz | Maddi ödeme yok, sadece izin olarak kullandırılıyor |
| Ek Ödeme / Teşvik | Bulunmuyor | Bulunmuyor |
Yunus Şimşek: “Bu Çığlığı Yüksek Sesle Dile Getireceğiz”
Engelsiz Yaşam Merkezi ziyaretinde personelin dertlerini yerinde dinleyen Bağımsız Kamu Sendikaları Konfederasyonu KASK ve Bağımsız HEP-SEN Genel Başkanı Yunus Şimşek, kurumda artık yepyeni bir dönemin başladığını müjdeledi. Çalışanların dik duruşu sayesinde yetkinin parti güdümlü sendikalardan alınarak bağımsız bir harekete geçtiğini vurgulayan Şimşek, sahada karşılaştıkları tabloya sert tepki gösterdi.
Yoksulluk sınırının 114.000 TL seviyelerine dayandığı zorlu bir ekonomik iklimde, dezavantajlı vatandaşlara hizmet sunan personelin 50-60 bin lira gibi rakamlarla hayata tutunmaya çalışmasının kabul edilemez olduğunu belirten Şimşek, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na sesleniyoruz. Bireyin, ailenin ve toplumun refahını sağlamaya çalışan bu kurumların vazgeçilmez olduğunu unutmayalım. Ancak bu refahı sunan kendi çalışanlarınızın da birliğini ve refahını sağlamak zorundasınız. Partisiz, bağımsız ve güçlü bir sendika artık bu arkadaşların arkasındadır. Bu mağduriyetleri Türkiye genelinde çok daha yüksek bir sesle dile getireceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Onların haklarını alana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.”
Bu gönderiyi Instagram’da gör
Sağlıkhaberi.net Yorumu: Refah Dağıtan Bakanlığın Kendi Personeline Yaşattığı Yoksunluk
Devletin şefkat elini temsil eden, engelliden yaşlıya kadar toplumun en kırılgan kesimlerine umut olan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı kurumlarında, bizzat o hizmeti üreten personelin böylesine bir statü karmaşasına ve yoksulluğa itilmesi büyük bir ironidir. Paramedik diploması talep ederek işe aldığınız, fiilen hasta bakıcılığı gibi ağır bir sorumluluğu yüklediğiniz bir sağlık profesyonelini, masa başında alınan bir kararla “hizmetli” kadrosuna düşürmek ne hukuka ne de vicdana sığar. Bu durum, sadece liyakat sistemini çökertmekle kalmaz; aynı zamanda huzurevlerinde, engelsiz yaşam ve kadın sığınma merkezlerinde büyük bir özveriyle çalışan insanların kurumsal aidiyetini de kökünden kazır.
Tayin hakkının gasp edilmesi, fazla mesailerin maddi karşılığının verilmemesi ve yoksulluk sınırının yarısına bile ulaşmayan çıplak maaş dayatması, açık bir “emek sömürüsü” halini almıştır. Sendikal tahakkümlerin kırılması ve çalışanların kendi iradeleriyle bağımsız yapıları yetkili kılması, sahada biriken bu haklı öfkenin en net dışa vurumudur. Bakanlık yetkililerinin, topluma refah ve huzur aşılarken kendi personelinin mutfağındaki yangını görmezden gelme lüksü yoktur; zira çalışanı huzursuz ve güvencesiz olan bir kurumun, dezavantajlı vatandaşlara kaliteli bir hizmet sunabilmesi mümkün değildir. İvedilikle bu statü garabeti düzeltilmeli, personelin diplomasına ve döktüğü tere uygun bir özlük hakkı çerçevesi acilen çizilmelidir.