Haziran 2026 enflasyon verilerinin açıklanmasıyla birlikte memur ve emeklilerin maaş artış oranları netleşirken, Bağımsız Kamu Sendikaları Konfederasyonu (KASK) Türkiye genelinde sokağa indi. Çeşitli illerdeki TÜİK binaları önünde eş zamanlı basın açıklamaları düzenleyen sendika üyeleri, resmi rakamların sahadaki hayat pahalılığını yansıtmadığını vurguladı. “Siyaset üstü” sendikacılık vizyonuyla yola çıkan ve beş farklı hizmet kolunu tek çatıda toplayan KASK, kamu çalışanlarının hızla eriyen alım gücüne dikkat çekerek maaşların gerçek yaşam maliyetlerine göre acilen güncellenmesi çağrısında bulundu.
Enflasyon Farkı Bir Zam Değil, Gecikmiş Telafidir

Meydanlarda toplanan binlerce kamu görevlisi adına yapılan açıklamalarda, Türkiye İstatistik Kurumu‘nun yayımladığı veriler üzerinden hesaplanan altı aylık enflasyon farklarının aslında bir maaş zammı olmadığına bilhassa dikkat çekildi. Sistemin, yaşanan gelir kaybını sadece aylar sonra geriye dönük olarak kapatmaya çalıştığı belirtilirken, bu durumun gerçek bir ücret artışı yaratmadığı ifade edildi. Ülke genelinde 3 milyon 535 bin devlet memuru, 446 bin sözleşmeli personel ve 17 milyonu aşkın emekli, dul ile yetimin kaderi masada belirlenen bu yüzdelik oranlara bağlanmış durumda.
Türkiye’nin Çarpıcı Ekonomik Tablosu ve Barınma Krizi

Maaş artışlarının belirlenmesinde kullanılan resmi istatistikler ile çarşı pazardaki fiyat etiketleri arasındaki uçurum her geçen gün derinleşiyor. Elektrikten gıdaya, akaryakıttan eğitime kadar temel ihtiyaç kalemlerindeki fiyat tırmanışları, memur maaşlarındaki iyileştirmeleri çoktan geride bıraktı. KASK yetkililerinin eylemler sırasında paylaştığı resmi veriler, vatandaşın içinde bulunduğu borç sarmalını ve barınma krizini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor:
| Ekonomik Gösterge | Türkiye’deki Mevcut Durum |
| Yoksulluk Sınırı | 116.478 TL’yi aştı |
| Sosyal Yardıma Bağımlı Nüfus | 27 Milyon Vatandaş |
| Türkiye Geneli Ortalama Kira Bedeli | 24.000 TL |
| Metropol Kira Bedelleri | İstanbul: 33.000 TL, Ankara/İzmir: 25.000 TL |
| Gıda Enflasyonu (Eylül 2021’den bugüne) | Türkiye’de %733 (Dünya genelinde sadece %1,2) |
| Tüketici Kredisi Borç Yükü | 3 Trilyon 319 Milyar TL |
| Kredi Kartı Borç Yükü | 3 Trilyon 163 Milyar TL |
OECD Ülkeleriyle Kıyaslama ve Gelir Dağılımındaki Makas

Düzenlenen basın açıklamasında küresel tablo da masaya yatırıldı. OECD ülkelerindeki enflasyon rakamları ile Türkiye’nin mevcut durumu karşılaştırılarak durumun vahametine dikkat çekildi. İsveç’te son bir yılda fiyatların yüzde 0,1 gerilediği, Japonya ve Danimarka’da yıllık enflasyonun yüzde 1,4 seviyelerinde seyrettiği bir ekonomik iklimde, Türkiye’nin dünyada en yüksek enflasyona sahip ülkelerden biri olmaya devam etmesi sert bir dille eleştirildi. Kanada, Almanya ve İngiltere gibi ülkelerde enflasyon yüzde 3 bandında seyrederken, Türkiye’deki kamu çalışanlarının alım gücünü koruyacak fiyat istikrarı mekanizmalarının çalışmadığı belirtildi.

Merkez Bankası’nın 2026 yılı sonu için yüzde 26, 2027 için ise yüzde 15 enflasyon öngörüsüne rağmen, kamu görevlilerine bir sonraki yıl için dayatılan yüzde 5 ve yüzde 4’lük toplu sözleşme zamları “uygulanmadan erimeye mahkum” olarak nitelendirildi. Paylaşılan metinde, yetkili konfederasyonun bu hak kayıplarını önleyememesi eleştirilirken; 2024 yılında 27 olan dolar milyarderi sayısının 2026’da 43’e çıkmasına karşın milyonlarca insanın sosyal yardımlara muhtaç kalmasının, meselenin sadece ekonomik değil devasa bir sosyal sorun olduğuna işaret ettiği aktarıldı.
KASK’ın Masaya Koyduğu Acil Talepler

Kurucu Genel Başkan Yunus Şimşek ve Kurucu Genel Sekreter İbrahim Güzel öncülüğünde kurulan konfederasyon; sağlık, eğitim, yerel yönetimler, iletişim ve büro hizmetlerinde faaliyet gösteren beş kurucu sendikasıyla birlikte şu acil talepleri sıraladı:
-
Temmuz 2026 maaşlarına muhakkak ilave bir Refah Payı ve ücret artışı yansıtılması.
-
Önümüzdeki 2027 yılı için imza altına alınan toplu sözleşme zam oranlarının derhal yeniden müzakereye açılması.
-
Maaş ödemelerinin, ülkedeki gerçek yaşam ve barınma maliyetlerine entegre edilerek güncellenmesi.
-
Tüm ücretliler lehine gelir vergisi sisteminin adil, kesintileri azaltan bir zemine oturtulması.
-
Toplumun güvenini tam anlamıyla kazanacak, şeffaf bir fiyat endeksi mekanizmasının ivedilikle kurulması.




Sağlıkhaberi.net Yorumu: Siyaset Üstü Bir İtirazın Sesi ve Memurun Borç Sarmalı
Yıllardır yetkili konfederasyonların toplu sözleşme masalarından kamu çalışanlarına müjde adı altında sunduğu yüzdelik dilimlerin, aslında sokaktaki enflasyon canavarı karşısında hiçbir hükmünün kalmadığını bir kez daha net biçimde görüyoruz. Yeni nesil ve bilime dayalı sendikacılık iddiasıyla nisan ayında kurulan KASK Konfederasyonu‘nun doğrudan TÜİK binaları önünde gerçekleştirdiği eylemler, klasikleşmiş ve hantal yapılara hapsolmuş sendikal anlayışın karşısında biriken toplumsal öfkenin somut bir yansımasıdır. Ortalama bir kiranın 33 bin liraya ulaştığı metropollerde, sağlık profesyonellerinden büro çalışanlarına kadar tüm memurların maaşları ayın daha ilk haftası bitmeden eriyip buharlaşıyor. Gecikmeli enflasyon farkını büyük bir lütuf veya “zam” olarak pazarlayan zihniyet, 116 bin liralık yoksulluk sınırını görmezden gelmeye çalışsa da gerçek rakamlar alanlardan yankılanmaya devam ediyor.
Milyonlarca vatandaşın bankalara olan 6,4 trilyon lirayı aşan devasa bireysel kredi ve kart borcu, dar gelirlinin hayatını idame ettirebilmek için artık sadece maaşıyla değil, geleceğini ipotek altına alarak borçla hayatta kaldığını kanıtlıyor. Dünyanın geri kalanı gıda enflasyonunu yüzde birler seviyesinde tutarken, yüzde yedi yüzleri aşan bir gıda pahalılığının faturasını sadece emeğiyle geçinenlerin sırtına yüklemek sürdürülebilir bir sistem yaratmaz. Meydanlardan yükselen “Bizler bu devletin yükü değil, gücüyüz” mottosu son derece kıymetlidir; zira memurunu kira stresiyle baş başa bırakan bir devlet aygıtının, kaliteli bir kamu hizmeti üretmesi, hastanelerde şifa dağıtması veya güvenliği sağlaması mümkün değildir. Çözüm masallarla avunmakta değil, mutfaklardaki o yakan yangınla cesurca yüzleşmektedir.