Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Hastanesi, peş peşe patlak veren krizlerle oldukça zor bir gün geçirdi. Kurumun dijital altyapısını hedef alan siber saldırı nedeniyle hasta kayıt sistemleri çökerken, diğer taraftan personelin yönetim baskılarına karşı başlattığı demokratik eylem, poliklinik hizmetlerinde belirgin aksamalara yol açtı. Hem teknolojik altyapının felç olması hem de sahadaki sendikal tepkiler, İzmir’in bu dev sağlık tesisinde hizmetleri adeta durma noktasına getirdi.
Hasta Kayıt Sistemlerine Siber Müdahale
Hastanede sular bir türlü durulmuyor. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, dün mesai saatleri içerisinde beklenmedik bir dijital krizle yüzleşti. İddialara göre, kurumun temel operasyonel gücünü oluşturan hasta kayıt ve data sistemine dış kaynaklı bir siber saldırı düzenlendi. Gerçekleştirilen bu müdahalenin ardından dijital altyapı tamamen çöktü.
Veri akışının kesilmesiyle birlikte polikliniklerde ve kayıt bankolarında büyük yığılmalar meydana geldi. Yaşanan teknolojik aksaklıkla ilgili olarak Bilim ve Sağlık Haber Ajansı’na (BSHA) kısa bir açıklama yapan Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Yılmaz, sürecin yakından takip edildiğini ifade etti:
“Teknik ekiplerimiz duruma hızla müdahale etmektedir.”
Yönetim Politikalarına Karşı Sendikal Tepki
Dijital kriz hastaneyi teknolojik olarak kilitlerken, sahada da işçi ve yönetim gerilimi zirveye ulaştı. Türkiye Sağlık ve Sosyal Hizmet İşçileri Sendikası İzmir Şube Başkanlığı, hastane idaresinin çalışanlara yönelik uyguladığı politikalara, baskılara ve haksız ceza uygulamalarına karşı sesini yükseltti. Demokratik eylem haklarını kullanan sağlık emekçileri, çalışma şartlarının acilen iyileştirilmesi için yetkililere çağrıda bulundu.
Sendika yönetimi tarafından kamuoyuyla paylaşılan resmi metinde, çalışanların mevcut durum karşısındaki kararlı duruşu ve talepleri şu sözlerle ifade edildi:
“Hastane yönetiminin çalışanlar üzerinde uyguladığı baskılara, haksız cezalara ve emekçileri yıldırmaya yönelik uygulamalara karşı sessiz kalmıyoruz. Alın terimizin, emeğimizin ve onurumuzun yanında durmak için demokratik hakkımızı kullanıyor, sesimizi hep birlikte yükseltiyoruz. Bizler adalet, huzurlu çalışma ortamı ve insan onuruna yakışır çalışma koşulları istiyoruz. Taleplerimiz çok açık; baskının değil diyaloğun, cezalandırmanın değil hakkaniyetin hâkim olduğu bir çalışma düzeni talep ediyoruz. Bugün burada bulunan tüm mücadele arkadaşlarımıza, dayanışmasını esirgemeyen herkese teşekkür ediyoruz. Birlik ve beraberlik içerisinde emeğimize sahip çıkmaya devam edeceğiz. Haklıyız, güçlüyüz, kazanacağız!”
DEÜ Hastanesindeki Krizin Temel Bileşenleri
| Krizin Boyutu | Sorunun Kaynağı | Sahadaki Fiziksel Etkisi |
| Siber güvenlik İhlali | Hasta veri sistemlerine yönelik gerçekleştirilen dış saldırı | Kayıt işlemlerinin durması ve polikliniklerdeki iş akışının kilitlenmesi |
| Çalışan Memnuniyetsizliği | İdarenin baskıcı tutumu ve haksız disiplin/ceza uygulamaları | Sendikal eylemler neticesinde sağlık hizmetlerinde yavaşlama ve aksama |
Sağlıkhaberi.net Yorumu: Çift Yönlü Güvenlik ve Kurumsal İletişim Şart
Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde aynı gün içerisinde hem dijital altyapının çökmesi hem de personelin idari baskılara dayanamayarak eyleme geçmesi, modern sağlık yöneticiliği açısından çok ciddi bir “kriz yönetimi” sorununa işaret ediyor. Günümüzde sağlık hizmeti sunan devasa kurumların en büyük iki dayanağı vardır: Birincisi hastaların mahrem verilerini koruyan kırılmaz bir dijital güvenlik duvarı, ikincisi ise o kurumu ayakta tutan personelin iş huzuru. DEÜ Hastanesi’nde ne yazık ki bu iki temel kolonun da aynı anda sarsıldığını görüyoruz.
Hasta veri tabanına yönelik siber saldırılar, ülkemizdeki tüm sağlık kurumları için siber güvenlik yatırımlarının ne denli hayati olduğuna dair acı bir uyarıdır. Ancak bundan daha vahimi, sistemi asıl çalıştıran insan kaynağının “baskı ve ceza” iddialarıyla isyan noktasına gelmiş olmasıdır. Teknolojik arızaları veya siber saldırıları teknik uzmanlarla birkaç saat içinde çözebilirsiniz; ancak kurum aidiyetini kaybetmiş, adalet duygusu zedelenmiş ve idareyle bağları kopmuş bir sağlık personelinin motivasyonunu yeniden inşa etmek çok daha uzun ve meşakkatli bir yoldur. Hastane idaresinin, cezalandırıcı yaklaşımları bir kenara bırakarak çalışanlarını dinleyen, şeffaf ve hakkaniyetli bir diyalog zeminini acilen tesis etmesi elzemdir.