Manisa‘da sağlık camiasının yüzünü güldüren, eşine nadir rastlanacak bir mesleki dayanışma öyküsü yaşanıyor. Yıllarını hastalara adayan otuz dört yıllık emektar hemşire Neşe Ertürk, şimdilerde çocukluğunu hastane nöbetlerinde geçiren kızı Dr. Zeynep Aleyna Ertürk ile aynı acil serviste ter döküyor. Saniyelerin hayati önem taşıdığı yoğun tempo içerisinde, tecrübe ve gençlik enerjisini harmanlayan anne-kızın omuz omuza verdiği mücadele, hem mesai arkadaşlarından hem de tedavi gören vatandaşlardan büyük takdir topluyor.
Hastane Koridorlarından Tıp Fakültesi Sıralarına
Manisa Şehir Hastanesi Acil Servisi, bugünlerde sadece zorlu tıbbi müdahalelere değil, yürekleri ısıtan bir aile tablosuna da ev sahipliği yapıyor. Meslek hayatında otuz dört yılı geride bırakan tecrübeli Hemşire Neşe Ertürk, 2001 senesinden itibaren önce eski devlet hastanesinde, ardından da yeni şehir hastanesinde sayısız hastaya el uzattı. Onun gece gündüz demeden tuttuğu yorucu nöbetlere şahitlik ederek büyüyen kızı Zeynep Aleyna, annesinin icra ettiği bu kutsal göreve duyduğu derin saygıyla kendi kariyer rotasını çizdi. Üniversite sınavlarında tercih listesine yalnızca tıp fakültelerini yazacak kadar hedefine kilitlenen genç kız, meşakkatli ve uykusuz geçen eğitim sürecini başarıyla noktaladı.
Mezuniyetin ardından atama dönemi geldiğinde ise genç hekimin aklındaki tek yer, yıllarca annesinin çalıştığı Manisa Şehir Hastanesi oldu. Kura sonuçları ekrana yansıdığında, Zeynep Aleyna’nın tam da hayal ettiği gibi annesinin kurumuna atanması, tüm Ertürk ailesinde tarifsiz bir coşku yarattı.
“Alana Girdiğimiz An O Benim Şefim Oluyor”
Yılların mesleki birikimini kızıyla aynı ortamda harmanlamanın kelimelerle tarif edilemez bir his olduğunu vurgulayan Neşe Ertürk, yaşadığı heyecanı şu sözlerle dile getirdi:
“Çok büyük bir onur ve çok büyük bir gurur benim için. 34 yıllık meslek hayatımda bugünleri yaşadığım için çok mutluyum. O da sağ olsun bizim yanımızda olmayı tercih etti. İlk tercihi Manisa Şehir Hastanesi oldu. Kurası çekilirken çok büyük bir heyecan ve gurur duyduk. Tüm aile olarak bir arada ekranda gördüğümüzde büyük bir coşkuyla kabullendik. Bizi hiç üzmeyen bir süreç geçirdi. Biz de her zaman onun tercihlerine saygı duyduk. Şimdi de beraberiz.”
Kızının küçüklüğünde hastane ortamının zorluklarına bizzat şahit olduğunu hatırlatan emektar hemşire, eşinin asker olması nedeniyle geçmişte oldukça zorlu günlerden geçtiklerini ifade etti. Nöbetli sistemin aile yaşantılarına etkisinden bahsederken “Eşimle bir ayda 10 gün görüşebildiğimiz oluyordu,” diyen Ertürk, Zeynep’in bakımında anneanne ile babaannenin büyük emekleri bulunduğunu sözlerine ekledi. Annesinin yanına gelip giderken çalışma hayatının tüm cefasını da gören genç kızın, yine de sağlık dünyasını seçmesinin kendilerini ziyadesiyle sevindirdiğini aktardı.
Aynı birimde mesai yapmanın profesyonel sınırları zorlayıp zorlamadığı konusuna ise anne Ertürk tebessümle açıklık getiriyor:
“Kızımla birlikte nöbet tutmak benim için de çok keyifli ama alana girdiğimizde o artık benim şefim, amirim. Üslubu aşmamaya gayret ediyoruz. Benim için önce hekim arkadaşlarımızdan biri. Ne derse tamamdır benim için. Tökezlediğinde ya da atladığı bir durum olduğunu düşündüğümde uygun bir şekilde yardımcı oluyorum. Benden önce zaten ekip arkadaşlarımız sahip çıkıyor. Bana çoğu zaman ihtiyaç olmuyor. Bana da ‘Hemşire hanım’ şeklinde hitap eder. Ben de ona ‘Doktor hanım’ şeklinde hitap ederim.”
“Çocukluğumun Geçtiği Yerden Özgüven Alıyorum”
Annesiyle omuz omuza şifa dağıtan Dr. Zeynep Aleyna Ertürk, mesleğinin ilk adımlarını böylesine tanıdık bir atmosferde atmanın kendisine eşsiz bir güven verdiğini belirtiyor. Ortaokul yıllarında okulunun hastaneye çok yakın olması sayesinde annesinin yanına sürekli uğradığını anlatan genç hekim, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Annemle birlikte görev yapmak çok güvenli hissettiren bir duygu. Ortaokuldayken okul ve hastane çok yakındı. Annem nöbet tutarken yanına sürekli uğrardım. Çalışma arkadaşı ve doktorlarla tanışıklığım vardı. Güvenli ortamımdan çıkmamış gibi oldum. Burada hepimiz aile gibiyiz. Çok rahat çalışıyorum burada.”
Tercih döneminde de hastanedeki uzman hekimlerden bolca fikir aldığını belirten Dr. Ertürk, tıp eğitimine yönelmesinde buradaki hocalarının tavsiyelerinin de büyük payı olduğunun altını çiziyor.
Profesyonellik Çizgisi Asla Aşılmıyor
Ayda ortalama iki veya üç kez nöbetlerinin annesiyle çakıştığını ifade eden genç doktor, mesleki disiplinlerini nasıl koruduklarını şu ifadelerle özetledi:
“Bazen aynı alanda görev yapabiliyoruz. Aynı alanda görev yaptığımızda hitabet olsun, çalışma yöntemlerimiz olsun profesyonel çizgimizi korumaya dikkat ediyoruz. Annemle birlikte nöbet tutmak çok keyifli geçiyor. Çok da zorladığımı düşünmüyorum. Annem çok iyi bir mesai arkadaşı, ne desem yapar.”
İkili arasında herhangi bir mesleki fikir ayrılığı yaşanmadığını belirten yetenekli hekim, “Annemleyken fikir ayrılığımız olmadı. Olursa ‘Ben böyle istiyorum hemşire hanım’ derim,” diyerek iş ortamındaki dinamiklerini esprili bir dille ortaya koydu.
| Ertürk Ailesi acil servis Profili | Görev ve Detaylar |
| Neşe Ertürk | 34 Yıllık Tecrübeli Acil Servis Hemşiresi |
| Dr. Zeynep Aleyna Ertürk | Acil Servis Hekimi (Aynı kurumda görevli kızı) |
| Kurum | Manisa Şehir Hastanesi Acil Servisi |
| Ortak Mesai Sıklığı | Ayda Ortalama 2-3 Ortak Nöbet |
Sağlıkhaberi.net Yorumu: Sağlık Sisteminin Gizli Kahramanları ve Örnek Aile Bağları
Sağlık sektörü, dışarıdan bakıldığında yalnızca teşhis ve tedavi protokollerinin uygulandığı mekanik bir yapı gibi görünse de, aslında temelinde devasa bir insan emeği ve fedakarlık yatmaktadır. Manisa’da tanıklık ettiğimiz bu muazzam anne-kız hikayesi, nöbet tutulan soğuk hastane koridorlarının aynı zamanda nasıl birer yaşam okuluna dönüştüğünün en somut kanıtı niteliğindedir. Bir çocuğun, annesinin uykusuz gecelerinden şikayet etmek yerine o emeğe hayranlık duyarak zorlu tıp eğitimini göze alması, sağlık çalışanlarının kendi evlatlarına bırakabilecekleri en kıymetli mirastır.
Öte yandan, aynı acil serviste usta-çırak, amir-memur ve anne-kız ilişkisini böylesine keskin bir profesyonel dengeyle yürütebilmek kurumsal kültür açısından da alkışlanası bir örnektir. “Alana girdiğimizde o benim şefimdir” diyebilen 34 yıllık emektar bir hemşirenin mesleki olgunluğu ile, çocukluğunun geçtiği o tanıdık koridorlarda annesine “Hemşire Hanım” ciddiyetiyle yaklaşan genç bir hekimin duruşu, sağlık camiamızın tam da ihtiyaç duyduğu saygı ve liyakat iklimini özetliyor. Hayat kurtarmak için uykusuzluğa ve yorgunluğa meydan okuyan tüm sağlık emekçilerinin böylesi gurur dolu anlar yaşaması en büyük temennimizdir.