Zonguldak merkezli yürütülen geniş çaplı bir adli soruşturma kapsamında, görevli bir Kadın Doğum uzmanının yasal süre sınırlarını aşan gebelikleri sonlandırmak ve rutin tıbbi işlemler için hastalardan haksız bedel talep ettiği iddiaları üzerine operasyon düzenlendi. Aylar süren teknik ve fiziki takibin ardından gerçekleştirilen baskınlarda, aralarında hekimin ve para aktarımı yaptığı öne sürülen kişilerin de bulunduğu çok sayıda şüpheli yakalandı. Kurumu zarara uğrattığı ve yüklü miktarda nakit parayla suçüstü yakalandığı belirtilen uzman hekim ile diğer şahısların adli makamlardaki işlemleri başladı.
Teknik Takip ve Eş Zamanlı Operasyon
Zonguldak Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi bünyesinde mesaisini sürdüren Kadın Doğum Uzmanı F.T. hakkında, polikliniğe başvuran kadınlardan haksız kazanç sağladığı yönündeki ihbarlar güvenlik güçlerini harekete geçirdi. Emniyet birimlerinin koordinasyonunda Zonguldak başta olmak üzere Bartın, Düzce ve Karabük illerini kapsayan dört aylık titiz bir teknik ve fiziki takip süreci yürütüldü.
Elde edilen kritik bulguların ardından 16 Haziran tarihinde Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü timleri tarafından operasyon için düğmeye basıldı. Düzenlenen eş zamanlı baskınlarda uzman hekim F.T., yanında çalışan sekreteri F.U. ve tıbbi işlemlere taraf olduğu iddia edilen toplam yirmi kişi gözaltına alındı. Emniyetteki ilk ifadelerin ardından sekiz kadın ve bir erkek şüpheli savcılık talimatıyla serbest bırakılırken, geriye kalan on bir kişinin adli işlemleri derinleştirildi.
Belirlenen Haksız Kazanç Tarifesi
Yapılan detaylı incelemelerde, görevli doktorun tıbbi müdahaleler için gebelik süresine göre değişen özel bir tarife belirlediği ileri sürüldü. İddialara göre, kanunların izin verdiği yasal süre içerisindeki gebelik sonlandırma talepleri için hastalardan on bin ile seksen bin Türk Lirası arasında değişen meblağlar istendi. Mevzuatın kesinlikle yasakladığı dört veya beş buçuk aylık riskli gebeliklerin sonlandırılması işlemi için ise bu rakamın yüz bin liraya kadar çıktığı tespit edildi.
İddia Edilen Yasa Dışı İşlem ve Ücret Tablosu
| Gebelik Durumu ve İşlem Türü | Talep Edilen Haksız Bedel Miktarı |
| Yasal Süre İçindeki Tıbbi Tahliyeler | 10.000 TL – 80.000 TL |
| Yasal Süre Dışındaki (4 – 5,5 Aylık) Riskli Tahliyeler | 100.000 TL |
Kamuyu Zarara Uğratan Sahte Teşhis Yöntemi
Operasyon esnasında çalıştığı sağlık tesisinde yüklü miktarda nakit parayla yakalanan F.T.‘nin, sadece haksız maddi kazanç elde etmekle kalmayıp devleti de kurumsal boyutta mali zarara uğrattığı belirlendi.
Soruşturma dosyasına giren çarpıcı detaylara göre, muayene edilen kişilere kullanmayacakları halde düşük önleyici haplar reçete edildi. Ayrıca, evlilik dışı yaşanan gebeliklerin sonlandırılması işlemlerini gizleyebilmek amacıyla hastane sistemine tamamen farklı ve sahte teşhisler girilerek usulsüz resmi kayıtlar oluşturuldu.
Şüpheliler Hakim Karşısına Çıkarıldı
Gözaltında tutulan ve emniyetteki sorgu süreçleri tamamlanan üçü kadın toplam on bir şüpheli, sabahın erken saatlerinde yoğun güvenlik önlemleri altında Zonguldak Adliyesi‘ne getirildi.
Hakim karşısına çıkarılan isimler arasında; doktor F.T. (60) ve sekreteri F.U. (53) ile birlikte, yasa dışı işlem yaptırdığı öne sürülen A.S. (28) ve K.S. (30) yer alıyor. Aynı dosya kapsamında yasa dışı eylemler için haksız bedel ödemekle suçlanan A.E.A. (21), C.A. (51), S.K. (28), S.T. (24), O.E. (33), H.E. (63) ve Ö.F.U. (26) hakkında da savcılık makamınca nihai kararın verilmesi bekleniyor. Emniyet ve adliye birimlerinin ortaklaşa yürüttüğü soruşturma tüm boyutlarıyla sürüyor.
Sağlıkhaberi.net Yorumu: Tıp Etiğinin İhlali ve Kurumsal Denetim İhtiyacı
Zonguldak’ta gün yüzüne çıkarılan bu vahim adli vaka, sağlık sistemimizdeki kurum içi denetim açıklarının kötü niyetli kişilerce nasıl kolaylıkla istismar edilebileceğini oldukça çarpıcı bir biçimde göstermektedir. Bir hekimin, mesleki yeminini ve temel yasaları hiçe sayarak tıbbi işlemleri ticari bir pazarlığa dönüştürmesi, sadece hukuki bir suç değil, aynı zamanda kutsal tıp mesleğinin onuruna sürülmüş kara bir lekedir. Özellikle yasal süreyi aşan ve anne sağlığını doğrudan tehlikeye atan gebelik sonlandırma işlemlerinin yüksek meblağlar karşılığında merdiven altı bir mantıkla bizzat devletin hastanesinde yapılması, durumun ciddiyetini daha da artırmaktadır.
Bu tür organize usulsüzlüklerin, sahte kayıtların ve sahte reçetelerin uzun aylar boyunca fark edilmeden kurum içinde yürütülebilmesi, hastane içi otomasyon ve teşhis denetim sistemlerimizin acilen daha sıkı hale getirilmesi gerektiğini kanıtlıyor. Farklı tanılarla sisteme girilen işlemlerin ve mantığa aykırı reçetelerin geriye dönük çapraz kontrollerle çok daha hızlı tespit edilebileceği dijital denetim ağlarına ihtiyacımız var. Adaletin en hızlı şekilde tecelli etmesini ve kamu vicdanını rahatlatacak, caydırıcı bir sonucun ortaya çıkmasını umut ediyoruz.