İzmir’in ve ülkemizin köklü akademik kurumlarından Dokuz Eylül Üniversitesi‘nde (DEÜ), kamu sağlık ve sosyal hizmet koluna ilişkin merakla beklenen sendika üyelik tespit sonuçları resmiyet kazandı. 4688 sayılı kanun kapsamında imza altına alınan tutanaklara göre; geleneksel sendikal yapıların hakimiyet kurduğu masada dengeler tamamen değişti. Sahada yürüttüğü dinamik mücadeleyle bilinen HEP-SEN, toplam 787 üye sayısına ulaşarak Dokuz Eylül Üniversitesi’nde “En Çok Üyeye Sahip Sendika” unvanıyla resmi yetkiyi kazandı.
En Yakın Rakibine 192 Üye Fark Attı
Dokuz Eylül Üniversitesi bünyesinde görev yapan ve 4688 sayılı kanuna tabi olan toplam 3 bin 58 kamu görevlisinin sendikal haritasını çıkaran kritik toplantı tamamlandı. Açıklanan verilere göre, kurumda sendikalı olan toplam 1.788 personelin tercihlerinde çok net bir ibre kayması yaşandı.
HEP-SEN, topladığı 787 üye ile en yakın takipçisi olan köklü yapılardan Türk Sağlık-Sen’i (595 üye) tam 192 üye farkla geride bırakarak masanın tek hakimi oldu. Bağımsız bir çizgide ilerleyen Hürriyet Sağlık-Sen ise 126 üye ile listenin üçüncü sırasında kendine yer bulabildi.
Kurumdaki sendikal rekabetin sayısal dağılımını ve oluşan hiyerarşiyi aşağıdaki tablodan detaylıca inceleyebilirsiniz:
| Dokuz Eylül Üniversitesi Sağlık ve Sosyal Hizmet Kolu Üye Dağılımı | Üye Sayısı |
| HEP-SEN (Yetkili Sendika) | 787 |
| Türk Sağlık-Sen | 595 |
| Hürriyet Sağlık-Sen | 126 |
| S.E.S. | 80 |
| Hekim Birliği | 58 |
| Sağlık-Sen | 50 |
| Genel Sağlık-İş | 34 |
| Hekimsen | 15 |
| Genç Sağlık Sendikası | 15 |
| Demokratik Sağlık-Sen | 13 |
| Sendikalı Toplam Personel | 1.788 |
Yetkinin Arkasındaki Güç: Kadın Sağlık Çalışanları
Resmi tutanakların ortaya koyduğu en çarpıcı istatistiklerden biri de sendikanın üye yapısındaki demografik dağılım oldu. Dokuz Eylül Üniversitesi genelinde görev yapan 2 bin 155 kadın ve 903 erkek kamu görevlisinin oluşturduğu personel yapısı, sendikal tercihlere de doğrudan yansıdı.
HEP-SEN’in kazandığı 787 üyelik zaferinin 647’sini kadın sağlık profesyonelleri oluşturdu. Bu veri, sendikanın üniversite bünyesinde özellikle kadın çalışanların hak savunuculuğu, kreş talepleri, mobbing mücadeleleri ve güvenli çalışma ortamı arayışlarında çok güçlü bir karşılık bulduğunu ve sahada güven tazelediğini net bir biçimde kanıtlıyor.
“Emek ve Kararlılıkla İkinci Yılda da Masadayız”
Üyelik tespit tutanaklarının imzalanmasının ardından HEP-SEN cephesinden ilk değerlendirmeler ve gelecek vizyonuna dair mesajlar gecikmedi. Dokuz Eylül Üniversitesi’nde üst üste ikinci yılda da yetkiyi korumanın kurumsal rüştü ispat etmek anlamına geldiğini belirten sendika temsilcileri, şu açıklamayı yaptı:
“Bu başarı; masa başında koltuk hesabı yapanların değil, hastane koridorlarında, nöbetlerde çalışanların hakkını arayan örgütlü mücadelenin zaferidir. Bizlere güvenerek Dokuz Eylül’de sarsılmaz bir kale inşa eden tüm meslektaşlarımıza teşekkür ederiz. Kazandığımız bu helal yetkiyle çalışanların haklarını masada sonuna kadar savunacağız. Ayrıca bu yılki sonucun ardından, 12 June’da geçmiş yıla ilişkin yetki sürecinin de hukuki ve idari takipçisi olmaya devam edeceğiz.”
Açıklanan bu sonuçlarla birlikte HEP-SEN; Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi ve bağlı birimlerinde toplu görüşme süreçlerinde, kurum idari kurullarında (KİK) ve çalışanların taleplerinin iletileceği resmi makamlarda sağlık ordusunun tek yasal temsilcisi olarak masaya oturma hakkını tescillemiş oldu.
Emek ve adaletin kazandığı bugün Dokuz Eylül üniversitesi Hastanesi yetkili sendikadır @ynsmsek @hepsen_2020 @yasinaldemiir @kealdmr @kivancorc @omerdogny @sinandiken6 @ahmetbasarannn @serhatchelikd @suayip0635 @ozandenizkacar @kemaly03 @yakilic1 pic.twitter.com/4oEE0cV5B6
— Ergineyp (@Ergineyp2) May 20, 2026
Sağlıkhaberi.net Yorumu: Üniversite Hastanelerinde “Eski Düzen” Çöküyor mu?
Dokuz Eylül Üniversitesi’nden gelen sendika üye tespit sonuçları, sadece İzmir özelinde değil, Türkiye genelindeki kamu sağlık sendikacılığı açısından tarihi bir dönüm noktası ve çok net bir sistem eleştirisidir. Yıllardır bürokrasinin gücünü arkasına alarak sahadaki hekim, hemşire ve teknikerlerin sorunlarına gözünü kapatan, sadece aidat odaklı çalışan “sarı sendikacılık” anlayışı, üniversite hastanelerinde çok sert bir kayaya çarpmıştır. Kamu kurumlarında bariz bir personel üstünlüğü olan iktidara yakın sendikaların (Sağlık-Sen: 50 üye) adeta eriyerek listenin alt sıralarına gerilemesi, sağlık emekçisinin artık içi boş vaatlere karnının tok olduğunun en somut göstergesidir.
Üniversite hastaneleri, ağır nöbet koşullarının, asistan hekim mobbinglerinin, hemşire eksikliğinin ve Döner Sermaye adaletsizliklerinin en yoğun yaşandığı, adeta sağlık sisteminin cephe hattıdır. Böyle bir iklimde, henüz çok genç bir yapı olan HEP-SEN’in kadın çalışanların ezici çoğunluğunun desteğiyle (647 kadın üye) ve en yakın rakibine yaklaşık 200 üye fark atarak üst üste ikinci kez yetkiyi alması, tesadüfi bir başarı olarak okunamaz. Sağlık profesyonelleri kendilerine “memur” gözüyle bakan hantal yapılar yerine, triajda şiddete uğradığında oraya anında avukat gönderen, nöbet listesi krizinde başhekimliğe dava açan reaksiyoner bir hareketi masaya oturtmayı seçmiştir.
Dokuz Eylül’de sandıktan çıkan bu irade, sağlık bürokrasisine ve diğer tüm sendikalara şu mesajı vermektedir: Sahadan kopan, tulum giymeyen, nöbet tutmayan ve çalışanın feryadını meclise, medyaya taşıyamayan hiçbir yapı artık koltuğunu koruyamaz. HEP-SEN’in kazandığı bu haklı yetkiyi tebrik ediyor; masada alacakları kararların, üniversite hastanesinde tükenen personelin hak ettiği insanca çalışma koşullarına vesile olmasını temenni ediyoruz. Çünkü masada oturmak yetmez, asıl başarı o masayı çalışan lehine yumruklayabilmektir.