Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenay Hamarat Şanlıer ve ekibi, TÜBİTAK desteğiyle geliştirdikleri hedefli nano ilaç taşıma sistemi sayesinde kanser tedavisinde umut vaat eden tarihi bir başarıya imza attı.
kanser tedavisi ve nano teknoloji alanında Türkiye’den bilim dünyasını heyecanlandıran önemli bir başarı haberi geldi. Kendisi de son evre kanser hastalığını yenerek bilimsel çalışmalarına kararlılıkla devam eden Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenay Hamarat Şanlıer liderliğindeki araştırma ekibi, TÜBİTAK desteğiyle yürüttükleri projede hedefli nano ilaç taşıma sistemi geliştirdi.
Geliştirilen bu yenilikçi tedavi yöntemi, sağlıklı hücrelere zarar vermeden doğrudan tümörlü dokuyu hedef almasıyla geleneksel tedavi yöntemlerinden ayrılıyor.
Laboratuvar Sonuçları Umut Verici: 15 Gün İçinde Tümörler Sıfırlandı
Deney fareleri üzerinde gerçekleştirilen klinik öncesi testlerde, geliştirilen nano ilaç taşıma sisteminin akciğer tümörlerini 5 ila 15 gün gibi kısa bir sürede tamamen yok ettiği açıklandı. Bu sonuç, özellikle agresif ve tedaviye dirençli kanser türleriyle mücadelede yeni bir dönemin kapısını aralıyor.
Çalışmanın Öne Çıkan Başlıca Özellikleri:
- İlacı doğrudan kanserli hücreye yönlendiren hedefli nano taşıyıcı sistem yapısı
- Deney hayvanı modellerinde akciğer tümörlerinin tamamen temizlenmesi
- Uluslararası alanda tescillenerek 2025 yılında alınan Avrupa patenti
- İnsan üzerinde kullanım öncesi klinik araştırma ve faz çalışmalarının planlanması
Uluslararası bilimsel otoriteler tarafından da tescillenen çalışma, 2025 yılında Avrupa patent tescili almaya hak kazanarak küresel ölçekte koruma altına alındı. Yöntemin insanlarda güvenle kullanılabilmesi için gerekli klinik araştırma süreçlerinin devam edeceği bildirildi.
Sağlıkhaberi.net Yorumu: Yerli Bilimsel Araştırmalara Kamusal Destek Hayatidir
Ege Üniversitesi bünyesinde gerçekleştirilen bu buluş, Türk bilim insanlarının uygun imkan ve fon sağlandığında küresel ölçekte ne kadar büyük başarılara imza atabileceğinin somut bir göstergesidir. Bizzat hastalıkla mücadele edip başarıyla çıkan bir bilim insanının liderliğinde yürütülen bu çalışma, yalnızca akademik bir başarı değil, milyonlarca hasta için büyük bir umut kaynağıdır.
Ancak laboratuvar safhasında elde edilen bu başarının klinik faz süreçlerine taşınması, ruhsatlandırılması ve nihayetinde ilacın halka ulaşabilir hale getirilmesi için devletin ve karar vericilerin finansal ile idari desteği artırarak sürdürmesi şarttır. Yerli ve milli ilaç molekülü geliştirme süreçlerinde bürokratik engeller azaltılmalı, kamu kaynakları bu tür hayat kurtaran AR-GE projelerine öncelikle aktarılmalıdır.