Sekizinci Toplu Sözleşme masasında Sağlık Emekçileri adına büyük bir kazanım olarak duyurulan gece mesaisi fark ücretleri, tam bir hayal kırıklığına dönüştü. 2026 yılının ilk ayından itibaren hesaplara yatması gereken ödemeler mayıs ayına gelinmesine rağmen hala gerçekleştirilmedi. İl sağlık müdürlüklerine sunulan binlerce resmi dilekçe yanıtsız bırakılırken, Sağlık Bakanlığının konu hakkındaki derin sessizliği sahadaki öfkeyi giderek tırmandırıyor. Aylardır alın teri kurumuş olan sağlık profesyonelleri, gasp edilen haklarının akıbetini ve ödemelerin hangi hesaplama yöntemiyle yapılacağını merakla bekliyor.
Toplu Sözleşme Kazanımı Nasıl Hak Gaspına Dönüştü?
Geçtiğimiz yılın 07/2025 döneminde imza altına alınan 8. Toplu Sözleşme, yataklı tedavi kurumlarında nöbet tutan sağlık personeli için önemli bir vaat içeriyordu. Alınan resmi kararla, 20:00 ile 08:00 saatleri arasındaki mesailere saatlik yaklaşık 20 ₺ tutarında ek ödeme yapılması kararlaştırılmıştı. Mutabakat metni, uygulamanın başlangıç tarihi olarak 01/2026‘yı işaret ediyordu. Aradan koca beş ay geçti. Takvimler 05/2026‘yı göstermesine karşın, sahanın beklediği bu mali kazanım henüz bordrolara yansımadı.
İl Sağlık Müdürlükleri Dönüş Yapmıyor, Bakanlık Sessizliğini Koruyor
Ödemelerin aylardır yatırılmaması üzerine harekete geçen sağlık çalışanları, hak arayışlarını resmi yollardan sürdürmek için bulundukları illerdeki sağlık müdürlüklerine başvurdu. Kurumların evrak kayıt birimlerine teslim edilen onca dilekçe adeta bir kara deliğe düşmüş durumda. Personele ne olumlu ne de olumsuz tek bir geri dönüş yapılmadı. Taşradaki bu iletişimsizliğe, Sağlık Bakanlığının merkez teşkilatından gelen derin sessizlik de eklenince sahadaki gerilim iyice tırmandı.
Gecesini gündüzüne katarak ağır şartlarda mesai harcayan profesyoneller, muhatap bulamamaktan ve emeğinin yok sayılmasından dolayı son derece öfkeli. Yetkili sendikaların da masada alınan kararın arkasında yeterince durmaması, personel arasında sisteme duyulan güveni temelden sarsıyor. Sözleşme masasında atılan imzaların fiiliyata dökülmemesi, hastane koridorlarında açık bir hak gaspı olarak değerlendiriliyor.
Maaş Mutemetliklerini Bekleyen Hesaplama Karmaşası
Ödenmeyen ücretlerin yarattığı krizin can sıkan bir de teknik boyutu bulunuyor. Sistem nihayet devreye girdiğinde, geriye dönük hesaplamaların hangi formülle yapılacağı büyük bir soru işareti. Toplam çalışma süresi ile fazla mesai saatleri arasındaki ayrım, ciddi bir kafa karışıklığı yaratıyor.
Durumu daha anlaşılır kılmak adına, ayda 10 kez tam gün nöbet tutan bir sağlık profesyonelinin tablosuna yakından bakalım:
| Aylık Mesai Dağılımı ve Gece Farkı Senaryosu | Süre / Miktar |
| Bir Ayda Tutulan 24 Saatlik Nöbet Sayısı | 10 Nöbet |
| Aylık Toplam Çalışma Süresi | 240 Saat |
| Gündüz Mesaisine Denk Gelen Süre | 120 Saat |
| Gece Mesaisine Denk Gelen Süre (20:00 – 08:00) | 120 Saat |
| Yasal Zorunlu Aylık Mesai Sınırı | 160 Saat |
| Toplam Fazla Mesai (240 – 160) | 80 Saat |
Bu tabloya göre ayda 10 kez nöbete giren bir çalışan, gece diliminde fiilen 120 saat hastanede ter döküyor. Aylık doldurması gereken zorunlu 160 saatlik mesai çıkarıldığında ise geriye 80 saatlik bir fazla mesai kalıyor.
Sahada cevabını bekleyen en kritik teknik soru şu: Sağlık emekçisine yapılacak gece farkı ödemesi, uykusuz geçirdiği fiili 120 saat üzerinden mi, yoksa sadece fazla mesai limitine takılan 80 saat üzerinden mi çarpılacak? Çalışanlar, idarenin bir an önce bu suskunluğu bozmasını, hesaplama muammasını çözmesini ve aylardır bekleyen hak edişleri hesaplara aktarmasını talep ediyor.
Sağlıkhaberi.net Yorumu: Bürokrasinin Sessizliği Emeğe Saygısızlıktır
Toplu sözleşme masaları, çalışan ile devletin mutabakata vardığı, el sıkıştığı ve kararların resmi gazetede yayınlanarak kanun hükmü kazandığı platformlardır. 2026’nın ocak ayında başlaması gereken bir ödemenin mayıs ayına kadar sarkması ve bu süreçte tek bir yetkilinin dahi çıkıp mantıklı bir açıklama yapmaması, idarenin sahaya ne kadar yabancılaştığının en net göstergesidir. Sağlık çalışanının verdiği dilekçeye cevap yazmaya tenezzül etmeyen bir yönetim anlayışının, hastanelerdeki motivasyonu ve iş barışını sağlaması mümkün değildir. Gece mesaisi, insanın doğasına aykırı, bedeni ve ruhu en çok tüketen çalışma biçimidir. Bunun karşılığında verilecek saatlik 20 ₺’lik cüzi bir rakamın bile aylar süren bir krize dönüşmesi utanç vericidir.
Hesaplama konusundaki kafa karışıklığı da idarenin süreci ne kadar hazırlıksız yönettiğini gözler önüne seriyor. Gece farkı ödemesinin mantığı, personelin fazla mesaiye kalıp kalmadığını ölçmek değil, gece vakti o ağır çalışma koşullarına katlanmasının bedelini ödemektir. Bir çalışan gece 120 saat nöbet tutmuşsa, hakkı olan rakam 120 saat üzerinden hesaplanmalıdır. Bunu 80 saate düşürmeye çalışmak, uykusuz geçirilen 40 saati devlete bedavaya mal etmeye çalışmaktan başka bir şey değildir. Bakanlığın bu sessizlik sarmalından acilen çıkıp, sağlık profesyonellerinin hakkını enflasyon karşısında daha fazla eritmeden teslim etmesi gerekmektedir.