İzmir Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde giderek derinleşen lojistik ve altyapı krizleri, halk sağlığını ve çalışan güvenliğini tehlikeye atan boyutlara ulaştı. Yakın geçmişte acil servise başvuran hastalara dışarıdan parayla idrar sondası aldırılmasıyla gündeme gelen köklü kurumda, bu kez de çocuk hastanesi bölümünde günlerdir muayene eldiveni bulunamadığı ve personelin giyinme odalarını ne olduğu belirsiz suların bastığı belgelendi. Sağlık hizmetlerindeki bu idari zafiyetlere karşı sahada aktif bir mücadele yürüten HEP-SEN, kurum içi çözüm yollarının tükenmesi üzerine hastanedeki fiziki ve maddi çöküşü tutanaklar eşliğinde kamuoyunun dikkatine sundu.
Basit Bir Muayene Eldiveni Bile Bulunamıyor
Ege Bölgesi’nin en büyük sağlık komplekslerinden biri olan kurumun çocuk hastanesi biriminde, tam yedi gündür tek kullanımlık (disposable) muayene eldiveni tedarik edilemediği ortaya çıktı. Sağlık hizmetinin en temel ve ucuz sarf malzemelerinden biri olan eldivenlerin eksikliği, hemşirelerin ve hekimlerin hasta bakım süreçlerini durma noktasına getirdi. İdareye yapılan resmi bildirimlere rağmen sorunun çözülemediği, yetkililer tarafından malzeme temini için bir sonraki haftanın işaret edildiği öğrenildi. Çıkan kriz üzerine bazı sağlık çalışanlarının, tedavilerin aksamaması adına kendi kişisel bütçelerinden eldiven satın alarak mesailerine devam ettikleri tutanaklara yansıdı.
Zorunlu Steril Eldiven Kullanımı Kamu Zararı Yaratıyor
Tek kullanımlık standart eldivenlerin yokluğu, hastanede bir başka zincirleme sorunu daha beraberinde getirdi. Personel, enfeksiyon riskini önlemek ve mecburi tıbbi müdahaleleri gerçekleştirebilmek amacıyla, maliyeti çok daha yüksek olan steril eldivenleri rutin işlemlerde kullanmak zorunda bırakıldı. Uygun ekipman eksikliğinden kaynaklanan bu mecburi tercih, tıbbi standartların dışına çıkılmasının yanı sıra ciddi bir kamu zararı tablosu oluşturdu. Yaşanan bu tedarik zinciri kopukluğu, dev bütçeli kamu hastanelerinin Sayıştay raporlarına yansıyan milyarlarca liralık mali kayıplarının sahadaki en somut örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Enfeksiyon Riski: Hemşire Odasını Sarı Sular Bastı
Malzeme eksikliğinin yanı sıra kurumun fiziki altyapısındaki çürüme de cep telefonu kameralarıyla kayıt altına alındı. Çocuk hastanesinde görevli personelin kullanımına tahsis edilen giyinme odasını, kaynağı belli olmayan sarı renkli suların bastığı görüldü. hastane gibi hijyenin en üst düzeyde olması gereken bir ortamda, lağım suyu olma ihtimali taşıyan sıvıların çalışma alanlarına kadar sızması büyük bir enfeksiyon riski doğuruyor. Kendi kurumunda bu fiziki şartlar altında çalışmaya zorlanan sağlık profesyonellerinin sağlığı açıkça tehlikeye atılıyor.
Sonda Krizinden Altyapı Çöküşüne Uzanan İhmaller
Ege Üniversitesi Hastanesinde yaşanan bu son krizler, aslında uzun süredir devam eden idari aksaklıkların sadece görünen yüzünü oluşturuyor. Çok kısa bir süre önce, acil serviste tedavi gören hastaların yakınlarından 20 TL değerindeki idrar sondalarını dışarıdaki medikal firmalardan alıp getirmeleri istenmişti. Yine aynı kurumun Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı’nda protez ihalelerinin yapılamaması sebebiyle ameliyatların durduğu ve tıbbi malzeme satan şirketlerin geri ödeme alamadıkları için hastaneye malzeme akışını kestikleri basına yansımıştı. Geçmişte bazı kliniklerde gündeme gelen Bıçak Parası iddiaları da eklendiğinde, hastanenin mali ve idari anlamda ciddi bir darboğazın içinde olduğu görülüyor.
Sağlık Profesyonellerinin Sahadaki Hak Mücadelesi
Kurumda ardı ardına patlak veren bu skandallar zincirine karşı, sağlık çalışanlarının ve hastaların haklarını korumak amacıyla Hemşireler ve Tüm Sağlık Profesyonelleri Sendikası (HEP-SEN) yoğun bir çaba sarf ediyor. Hastane yönetimiyle defalarca iletişime geçilmesine ve sorunların resmi yollarla iletilmesine rağmen çözüm üretilmemesi, sendikayı kamuoyu nezdinde harekete geçirdi. Konuya ilişkin verileri ve görüntüleri paylaşan HEP-SEN Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Ozan Deniz Kaçar, yaşananların basit bir idari aksaklık değil, kangren haline gelmiş bir yönetememe sorunu olduğunu vurguladı. Sendika, bir yandan halk sağlığını riske atan malzeme eksiklikleriyle boğuşurken, diğer yandan liyakatli yönetim ve güvenli çalışma ortamı taleplerini her platformda savunmaya devam ediyor.
Sağlıkhaberi.net Yorumu: Bir Sağlık Çınarı Göz Göre Göre Nasıl Kurur?
Ege Üniversitesi Hastanesinde son dönemde şahit olduğumuz tablo, Türkiye’nin en prestijli eğitim ve araştırma kurumlarından birinin idari ve mali açıdan nasıl felç edildiğinin acı bir belgeselidir. Acil serviste 20 liralık sondayı vatandaşa aldıran, çocuk hastanesinde günlerce muayene eldiveni tedarik edemeyen ve sağlık personelini lağım suyu basmış odalarda giyinmeye mahkum eden bir yönetim anlayışının, şifa dağıtması teknik olarak imkansızdır. Bir kurumun bütçesi milyarlarca lirayla ifade edilirken sahada en ucuz sarf malzemesinin dahi bulunamaması, sorunun sadece ekonomik değil; derin bir liyakatsizlik, denetimsizlik ve organizasyonel çöküş olduğunu kanıtlıyor.
Bu krizin en ağır faturasını ise maalesef iki kesim ödüyor: Şifa ararken mağdur edilen çaresiz hastalar ve imkansızlıklar içinde sistemi ayakta tutmaya çalışan fedakar sağlık personeli. Kendi cebinden eldiven alarak hastasına müdahale eden bir hemşirenin varlığı, o hastanedeki yöneticiler için bir gurur tablosu değil, tarihi bir utanç vesikası olmalıdır. HEP-SEN gibi sivil toplum kuruluşlarının sahadan yükselen feryatları ve ortaya koydukları somut deliller, Sağlık Bakanlığı ve YÖK düzeyinde acil bir müdahalenin şart olduğunu gösteriyor. Çünkü Ege Üniversitesi gibi devasa bir kurumun bu şekilde çürümesi, sadece o ilin değil, tüm bölgenin sağlık güvenliğini dinamitlemek anlamına gelmektedir.