Rize Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesi Evde Sağlık Hizmetleri biriminde yaşandığı öne sürülen usulsüzlük, haksız kazanç ve mobbing olayları mahkeme koridorlarına taşındı. Bir hemşirenin eşi olan avukatın adli makamlara başvurmasıyla patlak veren hukuki süreçte; tutulmayan nöbetlerin ücretlendirilmesi, resmi evrakta sahtecilik, manipülatif disiplin soruşturmaları ve personelin haksız yere suçlanması gibi son derece ciddi iddialar yer alıyor. Kurum içindeki çekişmelerin ve yolsuzluk suçlamalarının yargı zeminine oturması, bölgedeki sağlık camiasında büyük yankı uyandırdı.
Soruşturma Dosyasında Evrak Gizleme ve İftira Suçlaması
Rize Barosu mensuplarından Avukat Ş.B., söz konusu hastanenin evde sağlık biriminde görev yapan hemşire eşi M.B.‘ye yönelik sistematik bir itibar suikastı yürütüldüğünü ileri sürdü. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 2023 yılı Mayıs ayında başlatılan disiplin soruşturmasının başından sonuna kadar hukuka aykırı yürütüldüğünü savunan hukukçu, gerçeklerin manipüle edildiğini ve eşine kasıtlı olarak iftira atıldığını dile getirdi.
Kurum içinde kayırma, mobbing, panolara asılmayan nöbet çizelgeleri ve fazla mesai yazımları gibi pek çok haksız uygulamanın yıllardır devam ettiğini belirten avukat, yaşananları belgeleriyle yargıya intikal ettirdiğini açıkladı. Eşinin tuttuğu nöbet paralarının elinden haksız bir şekilde alındığını vurgulayan Ş.B., M.B.’nin adeta göreve gitmeyerek devleti zarara uğratan bir kişi konumuna sokulmaya çalışıldığını ifade etti.
Sürecin takipçisi olacağını vurgulayan hukukçu, tepkisini şu sözlerle kamuoyuna duyurdu:
“Yazılı evraklar ile kim nöbete gitmemiş kim gitmiş, kim görevini yapmış ya da yapmamış, kim tüysüz yetimin hakkını yemiş kim dolandırılmış tüm bunları belgeleri ile kameralar önünde açıklayacağım. Burası kimsenin babasının çiftliği değil. Bu haksızlığın hesabını hukuk önünde soracağım.”
“Nöbete Gitmeyenler Korunuyor, Gidenler Yaftalanıyor”
Hukuki sürecin en çarpıcı iddialarından biri de sahada fiilen görev yapanların gizlenerek, nöbete gelmeyen kişilerin korunması oldu. Evde Sağlık Biriminde hafta sonları hastaneye ait resmi araçlarla hastaların evlerine gidilerek müdahaleler yapıldığını hatırlatan avukat, bu süreçte göreve giden personelin şoför defterlerinde tek tek kayıt altına alındığına dikkat çekti.
Ancak iddiaya göre İl Sağlık Müdürlüğünün yürüttüğü soruşturma kapsamında bu kritik şoför defterleri bilinçli olarak dosyaya eklenmedi. Asistan doktorlar, hemşireler ve teknikerlerin nöbet listeleriyle bu kayıtlar karşılaştırıldığında kimin sahaya çıktığının net bir şekilde anlaşılabileceğini belirten Ş.B., evrakların gizlenerek gerçek suçluların aklandığını, eşi M.B.’nin ise bir günah keçisi olarak seçildiğini savundu.
İddia edilen usulsüzlük ağının temel ayaklarını şu şekilde sıralamak mümkün:
-
Hayalet Nöbetler: Asistan doktor ve bazı personelin hastaneye dahi uğramadan nöbet parası alması.
-
Resmi Evrakta Sahtecilik: Gerçekte tutulan nöbetlerin iptal edilerek, ilgili personelin “nöbet tutmadığına dair” uydurma ifadelerle raporlar hazırlanması.
-
Kamu Araçlarının İhlali: Evde bakım hizmetine tahsis edilen resmi kurum araçlarının, birim sorumluları tarafından özel işler ve şahsi ulaşım amacıyla kullanılması.
-
Kayıtların Karartılması: Sahaya çıkan personeli kanıtlayan şoför kayıt defterlerinin idari soruşturma dosyalarından kasten çıkarılması.
HTS Kayıtları İstendi, Raportörden Tehdit İddiası Gündeme Geldi
Soruşturma evresinde tarafsızlığını yitirdiğini iddia ettiği raportörlerin, hukuka aykırı raporlar tanzim ettiğini belirten avukat, eşi adına ifade uydurulduğunu öne sürdü. Raporda hemşire M.B.’nin “Evde sağlık biriminde hiç nöbet tutmadım” şeklinde beyanı varmış gibi gösterildiğini aktaran Ş.B., yetkili makamlardan gerçeğin ortaya çıkması için HTS (Arama Trafiği Kayıtları) ve baz istasyonu sinyal dökümlerini talep ettiklerini belirtti.
Bu talebin ardından kurum içinden çeşitli engellemelerle karşılaştığını ifade eden hukukçu, raportör sıfatıyla görevlendirilen yetkililerin kendisini açıkça hedef aldığını belirtti.
Makam odalarında yaşandığı öne sürülen diyaloglar, avukatın açıklamalarına şu şekilde yansıdı:
“Avukat bey dosyanın kalınlığına bak, nasıl kurtaracaksın eşini, senin eşin bu dosyadan ceza almayacağını mı sanıyorsun, avukatsın ya savun bakalım eşini!”
Sürecin idari kanatlardaki yansımalarına da değinen Ş.B., konuyu vali yardımcısı ve üst düzey yetkililerle görüştüğünü, ancak kendisine “Koskoca Recep Tayyip Erdoğan Eğitim Araştırma Hastanesi yetkilileri, eşinin avukat olduğunu bildikleri bir hemşire ile niye uğraşsınlar. Sen bilmezsin avukat bey bu işleri, tüm pislikler en ufak memura kitlenir” şeklinde son derece ciddiyetsiz yanıtlar verildiğini ileri sürdü.
25 Şubat 2023 Tarihindeki Nöbet Listesi Çelişkisi
Hukuki başvuru dosyasına yansıyan somut olaylardan biri de 25 Şubat 2023 tarihindeki mesai kayıtları oldu. Avukatın sunduğu belgelere göre; o gün sahada fiilen tek başına nöbet tutan kişi hemşire M.B. olmasına rağmen, resmi sistemde M.B. dışında iki hemşire, bir asistan doktor ve bir teknikerin daha nöbetçi olarak yazıldığı saptandı.
Gerçekte hastanede bulunmayan bu kişilere devletin kasasından nöbet ücreti ödendiğini iddia eden hukukçu, eşi M.B.’nin bu usulsüzlüklere itiraz ederek kendisinden kesilen haksız paraların banka dekontlarını idareye sunması üzerine hedefe oturtulduğunu, yöneticilerin paniğe kapılarak bir intikam soruşturması başlattıklarını iddia etti.
Geçmiş aylarda, söz konusu birimdeki benzer iddialar bazı çalışanlar tarafından ortak bir dilekçe ile Rize İl Sağlık Müdürlüğüne ihbar edilmişti. Dilekçede, haksız yere ödenen nöbet paralarının sonradan birim sorumlusuna elden teslim edildiği gibi vahim iddialar da yer almış, durumu şikayet eden personelin görev yerlerinin apar topar değiştirildiği iddia edilmişti.
Sağlıkhaberi.net Yorumu: Kamu Vicdanı ve Sağlıkta Şeffaflık Sınavı
Rize’deki köklü bir eğitim ve araştırma hastanesinden yargıya yansıyan bu iddialar, sağlık sistemimizin idari mekanizmalarında liyakat ve şeffaflığın ne denli hayati bir önem taşıdığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Henüz adli makamların kesin bir hükmü olmamakla birlikte, ortada dolaşan “hayalet nöbetler”, “sahte evrak düzenlemeleri” ve “raportör tehditleri” gibi kavramlar, kamu kaynaklarının nasıl bir zafiyet içerisinde yönetilebildiğine dair ürkütücü bir tablo çizmektedir. Evde yatağa bağımlı şekilde şifa bekleyen çaresiz hastalar için koşturan personelin emeğinin, birtakım masa başı oyunlarıyla hiç edilmesi veya haksız kazanca alet edilmesi iddiaları bile kurumların itibarını derinden yaralamaya yeterlidir.
Burada asıl üzücü olan husus; usulsüzlüklere karşı sesini çıkaran, dekontlarla durumu ispatlamaya çalışan sağlık profesyonellerinin korunmak yerine idari soruşturmaların hedefi haline getirilme potansiyelidir. Devletin denetim mekanizmaları, kurum içi hiyerarşiyi korumaktan ziyade, tüyü bitmemiş yetimin hakkını ve kamu bütçesini savunmak zorundadır. Bağımsız yargının yürüteceği titiz tahkikatın, HTS kayıtları ve şoför seyir defterleri gibi somut dijital deliller ışığında tüm karanlık noktaları aydınlatmasını; suçlu ile masumu birbirinden kesin çizgilerle ayırarak sağlık çalışanlarının zedelenen kurumsal güvenini yeniden tesis etmesini umuyoruz. Kamu kurumları kimsenin şahsi ikbal kapısı veya kişisel hesaplaşma alanı olamaz.