Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Tıp Fakültesi bünyesinde 2016 yılında kurulan İyi Hekimlik Uygulamaları ve Simülasyon Merkezi (USİM), hekim adayları ve sağlık profesyonellerine gerçek hastalarla karşılaşmadan önce klinik becerilerini geliştirme imkanı sunuyor. Sanal gerçeklik, karma gerçeklik ve gelişmiş simülatörlerin kullanıldığı merkez, aynı zamanda yapay zeka entegrasyonu ve TÜBİTAK destekli AR-GE projeleriyle Türkiye’de tıp eğitimine öncülük ediyor.
Gerçek Hastane Ortamı, Sıfır Risk
Hekim adaylarının mesleki hayata atılmadan önce en kritik klinik deneyimleri risksiz bir ortamda yaşamasını sağlayan USİM, adeta tam donanımlı bir hastane gibi kurgulanmış durumda. Merkezde görevli akademisyenlerin hazırladığı özel senaryolar eşliğinde eğitim alan sağlık personeli ve öğrenciler; iletişim, hastalık öyküsü (anamnez) alma ve fiziki muayene pratiklerini güvenle gerçekleştirebiliyor.
Merkezin sunduğu teknolojik altyapı ve imkanlar arasında şunlar yer alıyor:
-
Gerçek hastane ekipmanlarıyla donatılmış 6 adet poliklinik odası.
-
Acil müdahalelerin deneyimlendiği acil servis simülasyonu.
-
Hasta bakım odası, ultrasonografi odası ve doğum odası.
-
Saha şartlarına uygun müdahale pratiği için tasarlanmış simüle ambulans.
“Hasta Güvenliği İçin Gelişmiş Ülkelerin Standartlarını Hedefliyoruz”
Merkezin çalışmaları hakkında bilgi veren BUÜ USİM Koordinatörü ve Tıp Eğitimi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Mevlüt Okan Aydın, kurumun hem yerel hem de ulusal çapta bir marka değerine ulaştığını vurguladı. Bugüne kadar başlangıç seviyesinden 6. sınıfa kadar tıp öğrencilerinin yanı sıra on binlerce sağlık profesyoneline de eğitim verdiklerini belirten Aydın, merkezin kapasitesinin ve bilinirliğinin günden güne arttığını ifade etti.
Gelişmiş ülkelerde simülasyon teknolojilerinin hasta güvenliğini sağlamak amacıyla hukuki olarak zorunlu hale getirildiğine dikkat çeken Aydın, “Türkiye’de henüz bu yasal mevzuata oturmamış olsa da, biz USİM olarak gelişmiş ülkelerin sistemini takip ediyor, hatta onların ötesine geçebilmek için çalışıyoruz. Hastaları korumak birincil vazifemizdir. Bu imkanlar öğrencilere sağlandıkça toplum güvenliği ve hasta sağlığı açısından bu merkezlerin önemi daha da artacaktır” şeklinde konuştu.
2026 Vizyonu: Yapay Zeka Entegrasyonu ve Yerli AR-GE
Sadece mevcut teknolojileri kullanmakla yetinmeyen USİM, geleceğin tıp eğitimini şekillendirmek adına güçlü bir vizyon ortaya koyuyor. Dr. Aydın, multidisipliner bir yaklaşımla mühendislik fakültesindeki akademisyenlerle iş birliği yaptıklarını ve merkezin bir bölümünü yapay zeka modaliteleri üzerine yapılandıracaklarını açıkladı. Devletten hibe almak için gerekli ilk aşamaları tamamlanan bu dev projenin 2026 yılında bitirilmesi hedefleniyor.
Merkezin aynı zamanda ciddi bir AR-GE üssüne dönüştüğünü belirten Aydın, TÜBİTAK destekli projeler ürettiklerini ve geliştirdikleri iki yeni ürünün ticarileşme aşamasına geçtiğini duyurdu. Aydın, “Sadece cihaz satın alarak değil, beşeri sermayemizle AR-GE faaliyetleri üretiyoruz. Hem yapay zeka hem simülasyon çalışabilen, kurum dışına eğitim pazarlayarak kendi finansal sürdürülebilirliğini sağlayan bir yapıya ulaşmak en önemli vizyonumuzdur” dedi.
Sağlıkhaberi.net Yorumu: Geleceğin Hekimleri İçin Hayati Bir Yatırım
Tıp eğitiminde geleneksel usta-çırak ilişkisi ve klinik gözlem vazgeçilmezdir; ancak günümüzün modern tıp anlayışında “hasta güvenliği” her şeyin önünde gelmektedir. Bursa Uludağ Üniversitesi’nin USİM ile ortaya koyduğu vizyon, hekim adaylarının “ilk denemelerini” gerçek hastalar üzerinde değil, hata yapma lüksünün olduğu ve bu hatalardan ders çıkarılabildiği simülatörler üzerinde yapmasını sağlayarak olası malpraktislerin (tıbbi hataların) kökten önüne geçmektedir.
Bir üniversite hastanesinin sadece dışarıdan ithal edilen maketlerle eğitim vermekle yetinmeyip; kendi mühendisleriyle yapay zeka projeleri geliştirmesi, TÜBİTAK destekli cihazlar üretip ticarileştirme aşamasına geçmesi, ülkemizin sağlık teknolojilerinde dışa bağımlılığını kırmak adına atılmış muazzam bir adımdır. Sağlık Bakanlığı ve YÖK’ün, BUÜ’deki bu başarılı simülasyon ve AR-GE modelini tüm tıp fakültelerinde standart ve zorunlu bir altyapı haline getirmesi, sağlık sistemimizin geleceği için yapılabilecek en değerli yatırımlardan biri olacaktır.