Ankara’da Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane eğitim ve araştırma Hastanesinde yaşanan cinsel taciz davası, kamu vicdanını derinden sarsan bir tabloyu ortaya çıkardı.
Edinilen bilgilere ve mahkeme kayıtlarına göre, 20 Mayıs 2025 tarihinde Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniğinde görev yapan bir Profesör Doktor tarafından, aynı birimde çalışan bir hemşireye yönelik cinsel taciz eylemi gerçekleştirildi.
Olayın ardından mağdur sağlık çalışanı tarafından başlatılan hukuki süreç sonuçlandı.
Mahkeme Suçu Sabit Gördü
Ankara 72. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen dava, 4 Mart 2026 tarihinde karara bağlandı. Mahkeme, sanığın cinsel taciz suçunu işlediğini sabit görerek cezalandırılmasına hükmetti.
Mahkeme kararında;
-
Sanığın eyleminin iş yerinde ve aynı kurumda çalışmanın sağladığı kolaylıkla gerçekleştirildiği,
-
Suçun sabit olduğu,
-
Ceza verilmesi gerektiği
açık şekilde yer aldı.
Mahkûmiyet Var, İşlem Yok İddiası
Tüm bu gelişmelere rağmen en dikkat çeken iddia ise şu: Mahkeme kararı ve gerekçeli hüküm hastane yönetimine sunulmasına rağmen idari işlem yapılmadı.
İddiaya göre;
-
Hekim görevine devam ediyor,
-
Aynı kurumda çalışmayı sürdürüyor,
-
Mağdur hemşire de aynı kurumda görev yapmaya devam ediyor.
Bu durum, sağlık camiasında ciddi tepkiye yol açtı.
Açık Kanun Hükmüne Rağmen İşlem Yapılmadı İddiası
Uzmanlara göre olay yalnızca etik değil, aynı zamanda açık bir mevzuat ihlali niteliği taşıyor. 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53. maddesinde yer alan düzenlemeye göre: “Kamu görevinden çıkarma, kişinin bir daha kamu hizmetine alınmamak üzere memuriyetten çıkarılmasıdır.” Cinsel taciz gibi yüz kızartıcı suçlarda bu hükmün uygulanması gerektiği ifade ediliyor.
Ancak iddialara göre; mahkeme kararı bulunmasına rağmen ihraç süreci başlatılmadı.
Aynı Ortamda Çalışmaya Devam Ediyorlar
Olayın en çarpıcı boyutlarından biri ise şu: Cinsel taciz suçundan mahkûm olan hekim ile mağdur hemşirenin aynı kurumda çalışmaya devam ettiği iddia ediliyor.
Bu durumun;
-
Çalışma barışını bozduğu,
-
Mağdur üzerinde baskı oluşturduğu,
-
Kurumsal güveni zedelediği
değerlendiriliyor.
Kamu Vicdanı Rahatsız
Sağlık çalışanları ve hukuk çevreleri, yaşanan durumu “kabul edilemez” olarak değerlendiriyor.
Özellikle şu sorular öne çıkıyor:
-
Mahkeme kararı varken neden işlem yapılmadı?
-
İdare neden hareketsiz kaldı?
-
Bu durum başka vakalara emsal olur mu?
Gözler Sağlık Bakanlığı ve YÖK’te
Yaşanan gelişmeler sonrası gözler;
-
Sağlık Bakanlığı,
-
Yükseköğretim Kurulu,
-
Üniversite Yönetimi
üzerine çevrildi.
Kamuoyunda beklenti net: Mahkûmiyet kararı bulunan bir kamu görevlisi hakkında gerekli idari işlemler derhal uygulanmalı.