Türkiye’de her bin kişiye düşen hemşire sayısı OECD ortalamasının gerisinde kalırken, yaklaşık 110 bin hemşire atama bekliyor. Personel yetersizliği nedeniyle üç kişilik iş yükünü tek başına omuzlayan sağlık emekçileri, 24 saatlik kesintisiz nöbetlerin hem çalışan sağlığını hem de hasta güvenliğini doğrudan riske attığını vurguluyor.
Sağlık sisteminin kronikleşen yapısal sorunlarının başında gelen hemşire yetersizliği, kamu ve özel sektördeki çalışma koşullarını giderek zorlaştırıyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye genelinde toplam 264 bin 857 hemşire görev yaparken, OECD ülkelerinde her bin kişiye ortalama 9,2 hemşire düşmesine rağmen bu oran Türkiye’de yalnızca 2,9 seviyesinde kalıyor. Bu tablo, ülkedeki hemşirelerin yaklaşık üç kişilik iş yükünü tek başına sırtlamak zorunda kaldığını gözler önüne seriyor. Bir yanda hastanelerdeki devasa personel ihtiyacı derinleşirken, diğer yanda yaklaşık 110 bin hemşire atanmayı bekliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın duyurduğu 38 bin kişilik sağlık personeli alımında hemşire kadrolarına ne kadar kontenjan ayrılacağı ise henüz netlik kazanmadı.
24 Saatlik Kesintisiz Nöbetler Hata Riskini Artırıyor
Türk Hemşireler Derneği Genel Başkanı Azize Atlı Özbaş, personel eksikliğinin yalnızca çalışanların üzerindeki iş yükünü artırmadığını, aynı zamanda hastaların nitelikli bakım hizmetine erişimini de kısıtladığını belirtti. Yetersiz hemşirelik bakımının enfeksiyon, yatak yarası ve emboli gibi kritik komplikasyon risklerini tırmandırdığını vurgulayan Özbaş, mevcut çalışma koşullarının hasta güvenliği açısından telafisi imkansız sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.
Normal şartlarda bir hemşirenin en fazla 10-12 saat çalışması gerektiğini belirten Özbaş, Türkiye’deki derin personel açığı nedeniyle 24 saat kesintisiz nöbet uygulamalarının standart hale geldiğini söyledi. Mevcut kadro sayısıyla nöbet çizelgelerinin başka türlü oluşturulamadığını ifade eden Özbaş, sağlık emekçilerinin temel insani ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlandığını aktardı. 24 saat boyunca uykusuz ve yoğun tempoda görev yapan bir sağlık çalışanının hata yapma olasılığının katbekat arttığını belirten Özbaş, sorunun çözümü için acilen kapsamlı atamalar yapılması gerektiğini kaydetti.
Şehir Hastaneleri ve EYT Açığı Büyüttü
Önceki yıllarda gerçekleştirilen atamaların personel ihtiyacını karşılamaktan çok uzak kaldığını dile getiren Azize Atlı Özbaş, yeni açılan devasa şehir hastaneleriyle birlikte hemşire gereksiniminin katlanarak arttığını ifade etti. Nitelikli hemşirelerin yurt dışına göç etmesi ve Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesi kapsamında meslekten ayrılanların sayısının artması, sektördeki açığı daha da derinleştirdi.
Özellikle büyükşehirlerde personel ihtiyacının doruk noktaya ulaştığını belirten Özbaş, derinleşen ekonomik krizin ve artan yaşam maliyetlerinin hemşirelerin çalışacakları illeri seçmesinde belirleyici olduğunu söyledi. Yüksek kira ve geçim sıkıntısı karşısında maaşlarıyla geçinmekte zorlanan sağlık profesyonelleri büyükşehirlerden uzaklaşırken, bu durum metropollerdeki hastanelerde hizmet sunumunu sekteye uğratıyor.
Özel Sektörde Kuralsız Çalışma ve Düşük Ücret Baskısı
Özel hastanelerde uzun yıllar görev yaptıktan sonra kamuya geçen hemşire İsmet Öncül ise özel ve kamu sektöründeki çelişkili çalışma koşullarını gözler önüne serdi. Hemşire başına düşen hasta sayısının kabul edilebilir tıbbi sınırların çok üzerine çıktığını belirten Öncül, “Bir hemşire en fazla 5 hastaya bakabilir ama ben 15 hasta ile ilgileniyorum” sözleriyle sahadaki tükenmişliği özetledi.
Özel sağlık kuruluşlarındaki istihdam suiistimallerine de değinen Öncül, hemşire yardımcıları ile anestezi teknikerlerinin yasal sınırların dışına çıkılarak doğrudan hemşirelerin sorumluluğundaki işleri yapacak biçimde çalıştırıldığını, bunun da işverenler tarafından bir maliyet düşürme politikası olarak uygulandığını ifade etti.
| Çalışma Parametresi | Kamu Hastaneleri | Özel Hastaneler |
|---|---|---|
| Aylık Standart Mesai | 160 Saat | 196 – 210 Saat |
| Hemşire Başına Düşen Hasta | Yüksek (Norm kadro dışı) | Çok Yüksek (15 ve üzeri) |
| Fazla Mesai Hesaplaması | Yasal mevzuata tam uyumlu | 210 saati aşımında sisteme giriyor |
| Nöbet ve Ek Ödeme | Merkezi katsayı ve taban ek ödeme | Kurum bazlı değişen, esnek politikalar |
Kamu ve özel sektör arasındaki çalışma sürelerinin uçuruma dikkat çeken İsmet Öncül, devlet hastanelerinde aylık mesainin 160 saat olarak uygulandığını, özel hastanelerde ise bu sürenin 196 ile 210 saat arasında değiştiğini belirtti. Özel sektörde fazla mesainin ancak 210 saatin aşılmasının ardından kayda geçirildiğini aktaran Öncül, ek çalışma ücretlerinin hastanelerin insafına bırakıldığını, bazı kurumlarda normal saatlik ücretin 1,5 katı ödenirken bazı hastanelerde ise hiçbir ek ödeme yapılmadığını vurguladı.
Sağlıkhaberi.net Yorumu: 24 Saatlik Nöbetler ve Tükenen Hemşireler Sağlık Sistemini Sürüklüyor
Türkiye sağlık sisteminin omurgasını oluşturan hemşirelerin 24 saatlik kesintisiz nöbetlerle ve OECD ortalamasının üç kat altında bir kadro yoğunluğuyla çalışmaya zorlanması, sürdürülebilirliğini yitirmiş bir kamu sağlığı politikasının en açık kanıtıdır. Yaklaşık 110 bin hemşire atama beklerken, hastanelerde tek bir çalışanın 15 hastanın bakım yükünü omuzlaması hem meslek onuruna hem de uluslararası hasta güvenliği standartlarına tamamen aykırıdır. Sağlık Bakanlığı’nın bütçe ve planlama süreçlerinde hemşirelik mesleğini maliyet unsuru olarak gören yaklaşımı, klinikte tıbbi hata risklerini tırmandırmakta ve başta hemşireler olmak üzere tüm sağlık emekçilerini tükenmişliğe sürüklemektedir.
Çalışma barışının yeniden tesis edilmesi ve nitelikli sağlık hizmetinin korunması için atama bekleyen 110 bin hemşirenin kadro talebi derhal karşılanmalı, özel sektördeki kuralsız ve 210 saati bulan kölelik düzenine varan mesai uygulamaları sıkı bir şekilde denetlenmelidir. Karar vericiler, 24 saatlik uykusuz ve insanlık dışı nöbet uygulamalarına son verecek norm kadro düzenlemelerini hayata geçirmeli; hemşirelerin özlük hakları ve insani çalışma koşulları güvence altına alınmalıdır.
