Türkiye genelinde peş peşe açılan dev şehir hastaneleri ve modern kampüsler, yeterli istihdam sağlanmadan hizmete açıldıkça sağlık sisteminde alarm zilleri çalıyor. Hekimden hemşireye, sekreterden destek personeline kadar yaşanan ağır kadro yetersizliği; nitelikli hizmet bekleyen halk ile tükenmişlik sınırındaki sağlık çalışanlarını doğrudan karşı karşıya getiriyor.
Son yıllarda sağlık altyapısına yapılan dev fiziki yatırımlar, binlerce yataklı kompleksler ve son teknoloji cihazlarla donatılan modern binalar milyonlarca yurttaşın hizmetine sunuluyor. Ancak fiziki kapasitedeki bu hızlı büyüme, ne yazık ki insan kaynağı planlamasıyla desteklenemiyor. Hekim, hemşire, ebe, tekniker, tıbbi sekreter, klinik destek ve güvenlik birimlerinde yaşanan derin personel açığı giderilmeden devreye alınan birimler, sahadaki yükü taşınamaz boyutlara ulaştırıyor.
Sistemik Tıkanıklık Sosyal Kriz Üretiyor
Doğal olarak en hızlı ve eksiksiz sağlık hizmetini talep eden vatandaş ile dakikalar içine sıkıştırılmış randevu ve onlarca hastanın nöbet yüküyle ezilen sağlık personeli arasındaki gerilim; poliklinik ve acil servislerde sözlü ve fiziksel çatışmalara zemin hazırlıyor.
Kıvılcım Büyüyor: Sakarya ve Adana’daki Olaylar Alarm Veriyor
Sahadaki bu kontrolsüz yoğunluk ve idari boşluklar, toplumsal hassasiyetlerin ve provokasyonların kolayca alevlenebileceği kırılgan bir zemin doğuruyor. Nitekim son dönemde kamuoyu gündemine yansıyan çarpıcı olaylar, krizin geldiği boyutu gözler önüne seriyor:
- Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi: İletişim kopuklukları ve aşırı hasta sirkülasyonu ortamında patlak veren “yabancı hekim” tartışması, sistemik aksaklıkların nasıl bir anda kurumsal gerilime evrilebileceğini gösterdi.
- Adana Şehir Hastanesi: Poliklinik yoğunluğu ve asistan eğitim süreçlerinin doğru yönetilememesi sonucu ortaya çıkan “mahremiyet ve Beyaz Kod” krizi, hekim-hasta ilişkisinde güven bunalımının vardığı noktayı kanıtladı.
Yaşanan yapısal yetersizliklerin belirli çevrelerce istismar edilerek sosyal kaos malzemesine dönüştürülmek istendiği uyarısında bulunan uzmanlar, sahadaki gerilimi düşürecek tek somut hamlenin kapsamlı ve liyakatli bir atama takvimi olduğunu vurguluyor.
Sağlıkhaberi.net Yorumu: Binalar Değil İnsan Kaynağı İyileştirir; Acil ve Merkezi Atama Zorunluluktur
Sağlık hizmetini devasa beton binalardan ibaret sanıp içini yeterli personelle donatmamak, sistemi bilinçli bir krizin eşiğine sürüklemektir. 1 hemşirenin onlarca hastaya yetişmeye çalıştığı, hekimlerin 5 dakikada bir muayeneye zorlandığı ve destek personelinin bulunmadığı bir ortamda; ne hasta memnuniyeti sağlanabilir ne de hasta ile sağlık çalışanları arasındaki şiddet dalgası önlenebilir.
Sakarya ve Adana’da yaşananlar izole birer kriz değil, plansız istihdam politikasının sahaya vuran sancılarıdır. sağlık bakanlığı, mevcut personeli bir hastaneden diğerine kaydırarak günü kurtarma politikasını terk etmeli; hekim, hemşire ve tüm sağlık profesyonellerini kapsayan devasa bir merkezi atama takvimini derhal başlatmalıdır.