Büyük hayallerle başladığı tıp eğitimini üçüncü sınıfta “Kendimi bu mesleğe ait hissetmiyorum” diyerek noktalayan 22 yaşındaki Muhammed Taha Akıl, önce taksicilik yaptı, ardından Diyarbakır’da açtığı tost dükkânıyla esnaflığa adım attı.
Sağlık camiasında hekimlik mesleğinin getirdiği ağır sorumluluklar ve tükenmişlik tartışılmaya devam ederken, Diyarbakır’dan sıra dışı bir kariyer değişimi hikâyesi yansıdı. Hekim olma hedefiyle yurt dışındaki bir tıp fakültesine kayıt yaptıran 22 yaşındaki Muhammed Taha Akıl, eğitimin 3. yılında radikal bir karara imza atarak fakülteyi bıraktı ve ticaret hayatına atıldı.

“Kendimi Ait Hissetmediğim Bir Hayatı Yaşamak İstemedim”
Tıp eğitimini yaklaşık iki buçuk yıl sürdürdükten sonra beyaz önlüğe veda eden Akıl, bu kararı alırken kendi iç sesini dinlediğini belirtti. Verdiği kararın hayatı ve mesleki tatmini açısından en önemli dönüm noktası olduğunu ifade eden genç işletmeci, süreci şu sözlerle anlattı:
“Tıp fakültesinde kendimi ait hissetmediğim bir hayatı sürdürmek yerine, kendimi daha fazla ait hissettiğim bir alanda yeni bir yol çizdim.”

Taksicilikle Başlayan Yolculuk ‘Tost Doktoru’ İle Devam Ediyor
Yurt dışındaki eğitimini sonlandırıp memleketine dönen Muhammed Taha Akıl, iş hayatına ilk olarak direksiyon başında adım atarak bir süre taksicilik yaptı. Alın teriyle kazanmanın sorumluluğunu bu süreçte pekiştirdiğini aktaran Akıl, daha sonra kuzeninin Batman’da kurduğu “Tost Doktoru” markasını büyütme projesine dahil oldu.
Markanın Diyarbakır’daki ikinci şubesinin işletmeciliğini üstlenen Akıl, steteskop yerine maşa tutarak tezgâh başına geçti. Gelecekte işletmecilik alanında daha da ilerlemek ve işlerini büyütmek istediğini vurgulayan genç esnaf, tıp fakültesini bırakmış olsa da dükkânının tabelasındaki ‘doktor‘ unvanıyla müşterilerine hizmet vermeyi sürdürüyor.

Sağlıkhaberi.net Yorumu: Toplumsal Statü Baskısına Değil, Kendi Gerçeğine Kulak Veren Bir Tercih
Türkiye’de gençlerin çoğu zaman aile ve çevre baskısıyla, toplumsal statü arayışıyla tıp fakültelerine yönlendirildiği ve mezuniyet sonrası mesleğin ağır çalışma şartları altında tükendiği bir gerçeklikle karşı karşıyayız. 22 yaşındaki bir gencin, toplumun gözünde “en prestijli” kabul edilen tıp eğitimini 3. sınıfta bırakıp kendi istediği hayatın peşinden gidebilmesi, mesleki yabancılaşmaya karşı gösterilmiş cesur bir farkındalıktır.
Severek yapılmayan hiçbir meslek —özellikle de insan hayatına dokunan sağlık alanı— kişiye ne huzur verir ne de topluma fayda sağlar. Hekimliği severek yapamayacağını erkenden fark edip yol yakınken dönmek; mutsuz bir hekim olarak ömür boyu mesleki tükenmişlik yaşamaktan çok daha sağlıklıdır. Genç girişimcinin ticari yolculuğunda emeğinin karşılığını almasını diliyoruz.