Nöbetçi Gazete yazarı Lale Akasoy, 24 Şubat 2026 tarihli köşe yazısında Bursa sağlık camiasını derinden sarsacak liyakat ve güvenlik iddialarını gündeme taşıdı. Hastaların aylarca randevu beklediği ve personelin mobbing altında ezildiği bir dönemde, Bursa Şehir Hastanesi’nde görev yapan sözleşmeli bir müdür yardımcısının ağır adli soruşturma geçmişine rağmen koltuğunu nasıl koruduğu sorgulandı. İl Sağlık Müdürü ve Başhekim’e açık çağrı yapılan yazıda, arkasında siyasi veya cemaat bağlantıları olduğu öne sürülen yöneticinin istifa etmemesi durumunda isminin alenen ifşa edileceği vurgulandı.
Sağlıkta Randevu Krizi ve Liyakatsiz Atamalar
Lale Akasoy‘un kaleme aldığı yazıda, kamu hastanelerindeki hizmet yetersizliği tüm çıplaklığıyla gözler önüne serildi. Vatandaşların basit bir muayene, kritik ameliyatlar, yoğun bakım yatışları ve radyolojik tetkikler için aylarca sıra beklemek zorunda kaldığı mevcut sistemde; sağlık profesyonellerine yönelik yıldırma politikaları da sert bir dille eleştirildi. Vurgulanan asıl mesele ise, bu kriz ortamında kurumları yönetmesi beklenen bazı sözleşmeli idarecilerin, liyakatten ziyade siyaset, sendika veya cemaat referanslarıyla makamlara getirilmesi oldu.
Şehir Hastanesindeki Müdür Yardımcısının Karanlık Sicili
Yazının odak noktasını oluşturan ve Bursa Şehir Hastanesi‘nde müdür yardımcılığı makamını işgal eden şahsın adli geçmişine dair ortaya atılan iddialar akıllara durgunluk verdi. İlgili yöneticinin geçmişte karıştığı ve soruşturmaya konu olan eylemleri şu şekilde listelendi:
🔴 Kasten Adam Yaralama Şüphesi: Adli makamlarca geçmişte açılan fiziksel şiddet soruşturması.
🔴 Çift Yönlü Tehdit Vakası: İki ayrı olayda kişilere yönelik gerçekleştirilen sözlü veya fiili tehdit iddiaları.
🔴 Huzur ve Sükunu Bozma: Bireylerin yasal haklarına müdahale ederek huzursuzluk çıkarma eylemi.
🔴 Yeni Usulsüzlük İddiaları: Yaklaşık bir aydır kurum içerisinde dillendirilen taze ve şaibeli olaylar.
Bürokratik Sessizlik ve İfşa Resti
Ortaya dökülen bu vahim iddiaların ardından gözler kentteki sağlık bürokrasisinin zirvesine çevrildi. Bursa İl Sağlık Müdürü Dr. Mustafa Çetin ve hastane Başhekimi Doç. Dr. Salih Metin‘in, hem siyasilerin hem de üst düzey bürokratların haberdar olduğu söylenen bu duruma karşı alacağı aksiyon merak konusu oldu. Yargısız infaz yapmaktan kaçındığını ancak iddiaların son derece ciddi olduğunu belirten Akasoy, bahsi geçen “jöleli” yöneticinin istifa etmemesi ve idarenin gereğini yapmaması halinde ismini açıkça kamuoyuyla paylaşacağını ilan etti.
Sağlıkhaberi.net Yorumu: Sözleşmeli Yöneticilikte Güvenlik Duvarı Çöktü mü?
Nöbetçi Gazete’de yayımlanan bu çarpıcı yazı, aslında yıllardır tartışılan “sözleşmeli yöneticilik” modelinin sağlık sistemimizde açtığı liyakat yarasının en net tezahürüdür. Memuriyetin temel güvenlik soruşturmalarını ve liyakat basamaklarını aşarak, tamamen dış referanslarla makam sahibi olunan bir sistemde; adli sicilinde adam yaralama veya tehdit gibi şiddet eylemleri barındıran profillerin yönetici koltuğuna oturabilmesi kurumsal ciddiyetle bağdaşmamaktadır. Bir hastane idarecisinin asıl mesaisi tıbbi hizmetin kalitesini artırmak olmalıyken, adli dosyalarla veya arkasındaki aşiret/tarikat gücüyle anılması, o kurumda görev yapan hekimin ve hemşirenin devlete olan güvenini temelden sarsar.
Daha da düşündürücü olan nokta, bu tür iddiaların üst düzey bürokrasi tarafından bilindiği halde derin bir eylemsizlik halinin korunmasıdır. Sağlık Bakanlığının kendi kurumlarında şiddete sıfır tolerans politikası uyguladığı, personeline yönelik en ufak saldırıda beyaz kod verdiği bir ortamda; sicilinde şiddet eğilimi barındırdığı öne sürülen idarecilerin muhafaza edilmesi kabul edilemez bir çelişkidir. Bursa İl Sağlık Müdürlüğü‘nün, söz konusu şahıs hakkında ivedilikle idari tahkikat başlatarak hastane yönetimindeki bu şaibe bulutunu dağıtması, kamu vicdanı açısından ertelenemez bir zorunluluktur.
