Sayıştay’ın 2025 yılı denetim raporlarına göre Gazi, İstanbul, Ege, Dicle, Gaziantep, Kocaeli ve Ondokuz Mayıs üniversitelerinde bazı öğretim üyelerinin “hasta danışmanlığı” kılıfıyla şirket kurarak el altından hasta baktığı, gelirleri döner sermayeden kaçırdığı ve buna rağmen hastaneden taban-teşvik ödemelerini eksiksiz aldığı belgelendi.
Sayıştay Başkanlığı tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunulan 2025 yılı denetim raporları, üniversite hastanelerindeki devasa mali ve idari usulsüzlüğü gözler önüne serdi. Aralarında köklü tıp fakültelerinin de bulunduğu 7 üniversitenin döner sermaye işletmelerine yönelik incelemelerde, öğretim üyelerinin şirket kurarak kendi nam ve hesaplarına fiilen hekimlik yaptığı, kamu gelirlerini buharlaştırdığı saptandı.
Denetim raporunda yer alan ortak bulguda; Gazi Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Dicle Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi bünyesinde görev yapan bazı öğretim üyelerinin yürürlükteki mevzuata tamamen aykırı davrandığı kaydedildi.
“Üniversite hastanesinde görevli bazı öğretim elemanları tarafından, yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı olarak ‘hasta danışmanlığı’ faaliyetinde bulunan şirketler kurulduğu veya bu şirketler aracılığıyla fiilen hasta kabulü, muayene, tıbbi değerlendirme, tıbbi görüş verme ve tedaviye yönlendirme gibi hekimlik faaliyetlerinin yürütüldüğü, söz konusu faaliyetler karşılığında hastalardan ücret tahsil edildiği ve elde edilen gelirlerin üniversite döner sermaye hesaplarına intikal ettirilmediği tespit edilmiştir.”
Hem Şirketten Tahsilat Yaptılar Hem de Hastaneden Teşvik Ödemesini Tam Aldılar
Sayıştay denetçileri, kurulan bu paravan sistemin iki yönlü ağır bir kamu zararı doğurduğuna dikkat çekti. 2547 sayılı Kanun’un 58’inci maddesi gereğince döner sermaye havuzuna girmesi gereken paralardan hazine payı, bilimsel araştırma payı (BAP), birim payı ve vergi kesintileri yapılmayarak kamu gelirleri eritildi. Vahametin ikinci boyutunda ise hastane dışında şirket üzerinden çalışan bu hekimlerin, döner sermaye sistemine fiili katkı oranında kıst olarak alması gereken taban ve teşvik ek ödemelerini üniversiteden hiçbir kesinti olmaksızın tıkır tıkır almaya devam ettikleri saptandı.
Sayıştay Hukuki Çerçeveyi Çizdi: Hoca Hekimin Üniversite Dışında Çalışmasının Yalnızca 2 Yolu Var
Sayıştay, 2010’dan bu yana Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Danıştay içtihatlarıyla şekillenen mevzuatı tek tek sıralayarak, 657 sayılı Kanun’un 28’inci maddesi gereğince öğretim üyelerinin serbest meslek icra etmek üzere ofis, büro veya şirket açamayacağını vurguladı. Raporda, bir öğretim üyesinin üniversite dışında hasta bakabilmesinin yalnızca iki yasal yolu olduğu ilan edildi:
- 18 Ocak 2014 Öncesi Kazanılmış Hak: Bu tarihten önce usulüne uygun muayenehane açmış olanların kazanılmış hak kapsamında faaliyetini sürdürmesi.
- Kurumsal Sözleşme ile Döner Sermaye Üzerinden: Anabilim dalındaki profesör ve doçent sayısının yüzde 50’sini geçmemek kaydıyla, üniversite ile özel hastane arasında protokol yapılarak gelirlerin döner sermayeye aktarılması.
Sayıştay, bu iki istisna dışında “danışmanlık şirketi” adı altında muayenehane faaliyeti yürütmenin 657, 2547 ve 5018 sayılı kanunlara tamamen aykırı olduğunun altını çizdi. Ayrıca İstanbul Üniversitesi denetiminde bazı akademisyenlerin özel şirketlerde bizzat “şirket müdürü ve yöneticisi” olarak ticaret yaptıkları, bunun da memuriyet ve etik ilkelerle bağdaşmadığı belgelendi.
“Bilimsel Görüş” Kılıfıyla Bakanlık Tarifesinin 10 Katı Ücret Alındı
Denetim raporlarında Erciyes, Gaziantep ve Dicle üniversitelerinde Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği resmi fiyat tarifesinin arkasından nasıl dolanıldığı somut verilerle paylaşıldı:
- Erciyes Üniversitesi (300 TL Yerine 3.000 TL): Bakanlık tarifesinde 300 TL olan normal muayene için özel bir aracı şirketle anlaşma yapıldı. “Tıbbi Danışmanlık ve Bilimsel Görüş” adı altında hastalardan 3.000 TL alındı. Sayıştay, hastaların bu parayı ödeyerek hastaneye bizzat fiziki muayeneye geldiklerini, yapılan işin açıkça sağlık hizmeti olduğunu belirterek fiyat yetkisinin sadece Sağlık Bakanlığı’nda olduğunu vurguladı.
- Gaziantep Üniversitesi (Her Muayeneye 800 TL Ek Ücret): Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde yönetim kurulu kararıyla tarifeye “Bilimsel Görüş Bedeli” adı altında önce 400 TL, ardından 800 TL yasa dışı ek ücret konuldu. Sayıştay bunun “yetkisiz tahsilat” olduğunu belirterek paraların hastalara iade edilmek üzere emanete alınmasını istedi.
- Dicle Üniversitesi (300 TL Yerine 1.600 TL, Yabancıya 3.200 TL): Bakanlığın uzaktan değerlendirme için belirlediği 300 TL yerine, vatandaşlardan 1.600 TL, yabancılardan 3.200 TL tahsil edildi. Hizmetin “danışmanlık” gösterilmesiyle mevzuattaki personele dağıtılacak tavan ücret sınırı aşılarak hocalara kanuna aykırı ek ödeme sağlandı.
Sağlıkhaberi.net Yorumu: Kamu İmkânlarıyla Nam Salıp Şirket Kasasını Doldurmak Akademik Ahlakla Bağdaşmaz!
Sayıştay’ın 7 üniversiteye birden vurduğu bu denetim neşteri, üniversite hastanelerindeki çürümüş düzeni bir kez daha belgelemiştir. Devletin tıp fakültelerinde profesörlük, doçentlik unvanını alıp devletin hastanesindeki altyapı ve personelin emeği üzerinden marka yaratan kimi hocaların, “hasta danışmanlığı” maskesi takarak şirket kurması ve hastaları özel kasasına yönlendirmesi kabul edilemez bir açgözlülüktür.
Bu düzende en acı olan ise; klinikte, serviste ve ameliyathanede gece gündüz canını dişine takan asistan hekimlerin, hemşirelerin ve diğer sağlık çalışanlarının döner sermaye gelirleri erirken, bu hoca hekimlerin hem şirket üzerinden kayıt dışı rant sağlaması hem de hastanenin taban ve teşvik havuzundan tam pay almaya devam etmesidir. 300 liralık muayeneyi “bilimsel görüş” kılıfıyla 3 bin liraya satan, poliklinik kapılarına şirket veznesi kuran zihniyete karşı YÖK ve üniversite rektörlükleri soruşturmaları lafta bırakmamalıdır. Kamunun uğradığı tüm zararlar bu hekimlerden faiziyle tahsil edilmeli, haksız alınan teşvik ödemeleri geri alınmalı ve sağlık emekçilerinin hakkı olan döner sermaye havuzu korunmalıdır!