Kahramanmaraş’ta tıp dünyasını ve kamuoyunu şoke eden bir olay yaşandı. Doğumunun ardından bir hafta kuvözde kalan ve bir yıl boyunca durmaksızın ağlayan Ömer Asaf bebeğin belinden, akciğer zarına doğru ilerlemekte olan 2 santimetrelik bir zımba teli ameliyatla çıkarıldı. Doğduğundan beri bebeğinin bu yabancı cisim yüzünden dayanılmaz acılar çektiğini belirten acılı aile, ihmali olan tüm sağlık personelinin ve hastane yönetiminin cezalandırılması için adalet arayışına girdi.
Kuvözden Sonra Başlayan Bir Yıllık Kabus
Kahramanmaraş’ın Dulkadiroğlu ilçesi Sümer Mahallesi’nde yaşayan Orhan ve Hatice Nur Poyraz çifti, 18 Ocak 2025 tarihinde Kahramanmaraş Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi’nde oğulları Ömer Asaf’ı kucaklarına aldı. Doğumun hemen ardından sarılık teşhisi konulan minik bebek, yaklaşık bir hafta boyunca hastanenin kuvöz ünitesinde tedavi gördükten sonra taburcu edilerek evine gönderildi.
Ancak ailenin mutluluğu kısa sürdü. Eve geldikleri günden itibaren bebeklerinin gece gündüz durmadan ağladığını ve sırt üstü yatamadığını fark eden baba Orhan Poyraz, defalarca hastanenin yolunu tuttu. Görünürde hiçbir yara veya iz olmamasına rağmen bebeğin banyo yaparken dahi çığlık çığlığa ağlaması, ailenin şüphelerini artırdı.
Gerçek Acil Serviste Ortaya Çıktı: “L Şeklinde Zımba Teli”
Aylar süren çaresiz bekleyişin ardından, bir acil servis ziyareti sırasında dikkati çeken bir doktor, bebeğin bel bölgesinde yabancı bir cisim olabileceğinden şüphelendi. Ailenin sağlık bakanlığı İletişim Merkezi’ne (SABİM – 184) yaptığı şikayet ve başhekim yardımcısının yönlendirmesiyle çekilen tomografide korkunç gerçek gün yüzüne çıktı: Bebeğin belinde “L” şeklinde bir zımba teli bulunuyordu.
Ailenin iddialarına göre bu aşamadan sonra yaşanan tıbbi süreç şu şekilde gelişti:
-
İlk Reddediliş: Tomografi sonucunun ardından yönlendirildikleri bir başka hastane, operasyonun riskli olduğunu belirterek zımba telinin “8 yaşına kadar alınamayacağını” söyleyip bebeği eve gönderdi.
-
Kritik Kriz ve Bayılma: Hastaneden geri çevrildikten üç gün sonra minik Ömer Asaf evde baygınlık geçirdi.
-
Özel Hastanede Acil Müdahale: Kardeşiyle birlikte apar topar özel bir hastaneye giden baba, burada çekilen yeni filmlerde telin akciğere doğru ilerlediğinin tespit edildiğini ve acil ameliyat kararı alındığını belirtti.
“Bir Yıldır İşsizim, Sorumlular Bulunsun”
Özel hastanede gerçekleştirilen başarılı bir operasyonla bebeğinin belindeki zımba telinden kurtulduğunu ifade eden Orhan Poyraz, sürecin kendilerini maddi ve manevi olarak tükettiğini vurguladı. İnşaat işçisi olarak asgari ücretle geçinmeye çalışan acılı baba, bebeğinin durumu nedeniyle bir yıldır çalışamadığını dile getirdi.
Ayrıca ailenin 1 kilo 900 gram doğan prematüre bir kız bebeklerinin daha olduğu, zımba teli olayının patlak vermesinin ardından bu bebeklerinin de çocuk hastanesinden erken taburcu edildiği iddia edildi. “Zımba teli çıkarılmadan önce çocuğum felç gibi yatıyordu” diyen Poyraz, olası bir enfeksiyon riskine dikkat çekerek sorumlular hakkında resmi suç duyurusunda bulunduğunu ve hukuki süreci sonuna kadar takip edeceğini açıkladı.
Sağlıkhaberi.net Yorumu: Tıbbi Bir “Asla Olmamalı” (Never Event) Vakası ve İhmaller Zinciri
Kahramanmaraş’ta 1 yaşındaki bir bebeğin bedeninde bir yıl boyunca zımba teliyle yaşamaya mahkum edilmesi, tıp literatüründe “Never Event” (Asla Olmaması Gereken Olaylar) olarak sınıflandırılan, hasta güvenliğinin en ağır ihlallerinden biridir. Bir yenidoğan yoğun bakım ünitesinde (kuvöz) veya doğum salonunda steril olması gereken bir alana, bir zımba telinin nasıl girdiği ve dahası bebeğin cildinden içeri nasıl nüfuz ettiği, akıl sınırlarını zorlayan bir güvenlik açığıdır.
Daha vahim olan ikinci boyut ise “tanısal gecikme” ve “tıbbi körlüktür”. Bir yıl boyunca “sırt üstü yatamama ve sürekli ağlama” şikayetiyle defalarca sağlık kuruluşlarına götürülen bir bebeğe, basit bir fiziksel muayene veya röntgen ile teşhis konulamaması, birinci ve ikinci basamak sağlık hizmetlerindeki baştan savma muayene pratiğinin acı bir özetidir. Bulunduktan sonra bile “8 yaşına kadar alınamaz” denilerek bebeğin eve gönderilmesi ve cismin akciğer zarına kadar ilerlemesine göz yumulması, tıbbi defansif (savunmacı) hekimliğin hastaya zarar veren en uç noktasıdır.
Sağlık Bakanlığının yayımladığı Hukuki Sorumluluk Rehberi’nde açıkça belirtildiği üzere; hastanın bedeninde yabancı cisim unutulması veya dışarıdan bir cismin hastaya zarar verecek şekilde batmasına neden olunması, savunulması imkansız bir “malpraktis” (tıbbi uygulama hatası) ve hizmet kusurudur. İl Sağlık Müdürlüğünün, o dönemki kuvöz nöbet listelerinden, aileyi “8 yaşına kadar alınmaz” diyerek geri çeviren hekimlere kadar uzanan geniş çaplı ve şeffaf bir soruşturma yürütmesi kamu vicdanı açısından elzemdir.
