Kütahya Şehir Hastanesi, tıp dünyasında ileri düzey uzmanlık gerektiren kritik bir uygulamaya imza atarak anne karnındaki bir bebeği hayata bağladı. Perinatoloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Akkuş tarafından gerçekleştirilen ve “intrauterin fetal kan transfüzyonu” olarak bilinen işlemle, bebeğe anne karnındayken doğrudan kan nakli yapıldı. Başarıyla tamamlanan operasyonun en dikkat çekici detayı ise, bebeğe verilen son kanın bizzat ameliyatı yapan hekim tarafından bağışlanmış olmasıydı.
Hayati Müdahale: İntrauterin Fetal Kan Transfüzyonu
Anne karnında kan nakli işlemi, bebekte ciddi düzeyde kansızlık tespit edilmesi durumunda başvurulan son derece hayati bir tedavi metodu olarak öne çıkıyor. Lokal anestezi altında ve tam steril şartlarda gerçekleştirilen bu hassas müdahale, ortalama 30 ila 45 dakika arasında sürüyor.
Uygulanan operasyonun teknik aşamaları şu şekilde ilerliyor:
-
Görüntüleme ve Girişim: İşlem, ultrason cihazının rehberliğinde anne karnından ince bir iğne yardımıyla bebeğin göbek kordonuna girilerek başlatılıyor.
-
Değer Tespiti: Kordona ulaşıldıktan sonra ilk olarak bebeğin mevcut kan değerleri anlık olarak ölçülüyor.
-
Kontrollü Nakil: Tespit edilen eksik kan miktarı, bebeğin dolaşım sistemine son derece kontrollü bir şekilde naklediliyor.
Operasyonu Yapan Doktordan Kızılay’a Anlamlı Bağış

Tedavi süreci boyunca minik hastaya toplamda üç defa kan nakli işlemi uygulandı. Bu zorlu serüvenin son nakil işleminde ise tıp camiasında ender rastlanan, duygu yüklü bir detay ortaya çıktı. Gerçekleştirilen son kan naklinde kullanılan hayati sıvının, operasyonu bizzat yöneten Doç. Dr. Fatih Akkuş tarafından Türk Kızılay’a bağışlandığı öğrenildi.
Sağlıkhaberi.net Yorumu: Perinatolojinin Anadolu’daki Yükselişi ve Hekim Fedakarlığı
Kütahya Şehir Hastanesi’nde gerçekleştirilen bu operasyon, sağlık sistemimiz adına iki büyük ve değerli mesaj taşıyor. Birincisi, “intrauterin fetal kan transfüzyonu” gibi milimetrik hassasiyet ve üst düzey perinatoloji uzmanlığı gerektiren spesifik işlemlerin artık sadece birkaç büyükşehirde değil, Kütahya gibi Anadolu’nun merkezindeki hastanelerde de başarıyla yapılabiliyor olmasıdır. Bu durum, riskli gebelik takibi yapan ailelerin kilometrelerce yol katederek metropollere göç etme zorunluluğunu ortadan kaldıran, sağlıkta bölgesel kapasite artışının somut bir kanıtıdır.
İkinci ve asıl vurucu mesaj ise sağlık profesyonellerinin fedakarlığıdır. Bir hekimin sadece tıbbi bilgi ve cerrahi yeteneğini ortaya koymakla kalmayıp, son nakilde kullanılacak kanı kendi damarından Kızılay aracılığıyla minik hastasına ulaştırması, tıbbi etiğin çok ötesinde muazzam bir insani duruştur. sağlıkta şiddet ve liyakat tartışmalarının gölgesinde geçen günlerde, mesleğini kendi canından kan verecek kadar içselleştirmiş doktorlarımızın varlığı, sisteme olan inancı tazeleyen en büyük güçtür.
