Hastane koridorlarında hızlı adımlarla yürüyen birini görürsünüz. Elinde ilaç tepsisi vardır bazen… Bazen bir serum şişesi… Bazen de telaşla bir odadan diğerine geçerken yüzünde yorgun ama sakin bir ifade… Çoğu insan onu sadece “doktorun yardımcısı” sanır. Oysa o, bir hayatın en kritik anında ilk dokunan ellerden biridir.
O kişi hemşiredir.
12 Mayıs, dünya genelinde Hemşireler Günü olarak kutlanıyor. Ama kutlamak kelimesi bazen eksik kalıyor. Çünkü bu mesleğin ardında yalnızca emek değil; görünmeyen fedakârlıklar, tükenmişlikler, bastırılmış gözyaşları ve tarifsiz bir sabır var.
Bir düşünün…
Bir bebek dünyaya ilk gözlerini açtığında onu kucağına alan eller çoğu zaman hemşire elleridir. Bir hasta ameliyattan çıktığında korkuyla gözlerini açarken ilk gördüğü yüz yine çoğu zaman bir hemşirenin yüzüdür. Yaşlı bir hasta gece boyunca ağrı çektiğinde yanında bekleyen, ateşini takip eden, moral veren yine hemşiredir. Ve bazen bir insan hayata gözlerini yumarken son elini tuttuğu kişi de… Evet… yine bir hemşiredir.
Ama toplum olarak hemşireleri gerçekten ne kadar tanıyoruz?
Onların yalnızca tansiyon ölçen, iğne yapan insanlar olduğunu düşünmek bu mesleğe yapılmış büyük bir haksızlık değil midir?
Hemşirelik; bilgi gerektirir.
Hemşirelik; dikkat gerektirir.
Hemşirelik; hızlı karar verebilme yeteneği gerektirir.
Hemşirelik; psikolojik dayanıklılık gerektirir.
Bir hemşire bazen aynı vardiyada onlarca hastanın ilaç saatini takip eder.
Bir yanlış dozun neye mal olabileceğini bilir.
Bir annenin korkusunu yatıştırır.
Bir çocuğun ağlamasını dindirir.
Bir yaşlının yalnızlığına ortak olur.
Ve tüm bunları çoğu zaman kendi yorgunluğunu yok sayarak yapar.
Bayramda görev başındadır.
Yılbaşında nöbettedir.
Kendi çocuğunun okul gösterisini kaçırırken başkasının çocuğunu hayatta tutmaya çalışır.
Ailesiyle içeceği bir kahveden vazgeçer ama bir hastanın başucundan ayrılamaz.
Pandemi dönemini hatırlayın…
Hepimiz evlerimize kapanmışken, korkuyla haberleri izlerken onlar hastanelerdeydi.
Saatlerce maskelerle nefes almaya çalıştılar.
Yüzlerinde maskelerin izleri kaldı.
Bazıları ailelerinden uzak kaldı.
Bazıları kendi hayatlarını kaybetti.
Ve tüm bunlardan sonra hâlâ zaman zaman şiddete uğrayan, değersizleştirilen, hak ettiği saygıyı göremeyen bir meslek grubundan bahsediyoruz.
Oysa bir toplum sağlık çalışanına verdiği değer kadar gelişmiştir.
Ve bir sağlık sisteminin görünmeyen omurgası hemşirelerdir.
Bugün bir hastane odasında yatan yakınınız varsa, ona yalnızca tedavi uygulanmadığını bilin.
Orada bir hemşire; dikkatini, bilgisini, emeğini ve insanlığını ortaya koyuyor.
Belki de artık şu cümleyi değiştirme zamanı gelmiştir:
“Doktor ne derse hemşire onu yapar.”
Hayır.
Hemşire; sağlık sisteminin bağımsız, kritik ve hayati bir profesyonelidir.
Hayat kurtarır.
İyileştirir.
Güç verir.
İnsan kalır.
Bu yüzden bugün yalnızca “Hemşireler Gününüz kutlu olsun” demek yetmez.
Onların çalışma şartlarını iyileştirmek…
Haklarını teslim etmek…
Şiddetten korumak…
Ve en önemlisi hak ettikleri saygıyı göstermek gerekir.
Çünkü bazen bir hayat, tam zamanında yetişen bir hemşirenin ellerinde yeniden başlar.
Ve unutmayın…
Herkesin hayatında en az bir kez minnet duyması gereken bir hemşire mutlaka vardır.