İlker Coşkun avatarı
İlker Coşkun
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği Ne Diyor, Hastanelerde Ne Oluyor?

Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği Ne Diyor, Hastanelerde Ne Oluyor?

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Kıymetli meslektaşlarım, değerli okurlar…

Hepimiz sağlık sektörü gibi hassas bir alanda görev yapıyoruz. Riskli, zor ama aynı zamanda doyumu yüksek bir alanda yer alıyoruz. Mesleğe ilk başladığım anda, her şeyin fakültedeki gibi işlediğini düşünüyordum. Ancak zaman içerisinde işleyişin okullardaki gibi olmadığını fark ettim. Sorgulamaya, düşünmeye ve yazmaya başladım. Zamanla fark ettim ki, sahada karşılaştığımız birçok uygulama ile mevzuatta yer alan düzenlemeler birebir örtüşmüyor. Özellikle görev tanımları, çalışma düzeni, nöbet ve izin planlamaları gibi alanlarda yönetmelikte öngörülen çerçevenin, günlük pratikte esneyebildiğini hatta zaman zaman tamamen göz ardı edildiğini görmek mümkün. Bu durum çoğu zaman ‘alışkanlık’, ‘işin doğası’ ya da ‘hizmet gerekliliği’ gibi gerekçelerle normalleştiriliyor. Ancak hukuk açısından bakıldığında, bu normalleşmenin ciddi sonuçlar doğurabileceği çoğu zaman gözden kaçabiliyor .

Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği Ne Diyor, Hastanelerde Ne Oluyor? (resim 1) – saglikhaberi.net

Meslektaşlarımızın görevlerini ifa ederken ellerinden gelenin en iyisini yaptığını düşünüyorum ancak sistemde bazı alışkanlıkların dayanağını sorguladığımız ve bazen tıkandığımız noktalarda kullanabileceğimiz ve bizleri koruyabilecek en güçlü enstrümanlar kanunlar ve yönetmeliklerdir. Bunlardan Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği, sağlık hizmetinin etkin, güvenli, sürdürülebilir bir şekilde yürütülmesini hedefleyen temel düzenlemelerden biridir. Yönetmelikte yazan hükümler yalnızca idareyi değil, sahada çalışan tüm sağlık profesyonellerini de koruyucu bir çerçeve sunar. Oysa ki uygulamada bu koruyucu çerçevenin çoğu zaman fark edilmediği ya da bilinçli olarak esnetildiği görülmektedir. Bu durum uygulamaların objektif olup olmadığı ve dayanağının hangi kriterlere göre yapıldığı konusunda tereddütler doğurabilmektedir. İşte tam bu noktada yönetmeliğin varlığı değil ; yönetmeliğin hatırlanmaması ya da uygulanmamasıdır esas sorun teşkil eden. Ne var ki mevzuat bilen, haklarının farkında ve uygulama esaslarına hakim meslektaşlarım, bazen zorbalıkla, psikolojik bezdiri ve sistematik etkisizleştirme girişimlerine maruz kalabilmektedir.  Ne olursa olsun hakkımızı bilmek, teori ile sahadaki çatışmaları çözümlemek, olası çözüm önerilerini geliştirmek ve bu farkındalık ışığında mesleki birlik beraberliğimizi güçlendirmek şu aşamada atılabilecek yegane adımlardır.

YÖNETMELİKTE NE VAR, UYGULAMADA NE YAPILIYOR ?

B – Çalışma Düzeni ve Çalışma Saatleri:

Madde 37 – Yataklı tedavi kurumlarında çalışmalar günün 24 saatinde kesintisiz devam eder. Normal mesai saatleri dışındaki hizmetler, acil vak’aların muayene ve tedavisini acil ameliyat ve müdahalelerin yapılmasını ve yatmakta olan hastaların bakımlarının devamını kapsar.  Değerli okurlar, buraya yönetmeliğin tüm maddelerini değil, sahada karşılaşılabilen, çevremdeki meslektaşlarımdan duyduklarımı sentezleyerek yönetmelik üzerinde denk gelen madde ile örnekler ekleyerek devam edeceğim anlaşılabilmesi adına. Madde 37 de sağlık hizmetinin kesintisiz olduğu ancak mesai saatleri dışındaki hizmetlerin acil vakalar, acil ameliyat ve müdahaleler ile yatmakta olan hastaların bakımının devamı kapsamında değerlendirildiği görülmektedir. Buna karşın pratikte, bazı sağlık kurumlarında mesai saatleri sonrasında da elektif nitelikli cerrahi işlemlerin sürdürülebildiği durumlarla karşılaşılabilmektedir. Bu noktada, yönetmelik hükmünün nasıl yorumlanması gerektiği ve elektif vakaların mesai dışına taşınmasının hukuki sınırlarının ne olduğu, tartışmaya açık bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu tür uygulamaların (sağlık sektörünün her bir birimi için geçerlidir) süreklilik kazanması halinde, çalışma düzeni, nöbet planlaması ve personelin dinlenme hakkı gibi hususların da yeniden değerlendirilmesi gerekecektir. Dolayısıyla burada amaç; herhangi bir uygulamayı hedef almak değil, yönetmelik hükümlerinin sahadaki karşılığının netleştirilmesine katkı sunmaktır.

Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği Ne Diyor, Hastanelerde Ne Oluyor? (resim 3) – saglikhaberi.net

Madde 38 – (Değişik: 1/4/2005-2005/8720 K.)

Yataklı tedavi kurumlarında tüm personelin mesai başlama ve bitiş saatleri, hizmetin ve mahallin özelliği ve kurum personel kadrosu göz önüne alınarak ilgili kanunlara göre Valilikçe belirlenir.

Hastane baştabipleri, sağlık hizmetlerinin sürekliliği ve kesintiye uğramaması amacıyla personel sayısını da dikkate alarak vardiya ve nöbet gibi hizmetlerde farklı çalışma saatleri belirleyebilir.

Kıymetli okurlar, çevremizdeki meslektaşlarımdan bazen işe başlayış saatlerinin farklı olabildiğini görüyoruz. Örneğin 08:30-16:30 , 08-00-16:00 şeklinde.. Memurun normal günlük çalışma saati 8 saattir. Yukarıdaki madde hükmünden anlaşılacağı üzere, bazı kriterlere göre bu saatler değiştirilebiliyor. Yani hiçbir idare kafasına göre keyfi bir saat uygulaması yapmıyor. Bu nedenle pratikte gördüğümüz her uygulama hukuksuz demek değildir. Mutlaka dayanak olarak yönetmeliklere, mevzuata, ilgili araştırmalara baktıktan sonra neticeyi değerlendirmek daha sağlıklı bir ortam oluşturacaktır.

Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği Ne Diyor, Hastanelerde Ne Oluyor? (resim 5) – saglikhaberi.net

SAAT 08:00 OLDU NÖBETİM BİTTİ, TESLİM İÇİN BEKLEMEK ZORUNDA MIYIZ ?

Değerli meslektaşlarım, okurlar… Hepimizin aşina olduğu hastane koridorlarında sıkça dile getirilen bir serzeniş vardır : ‘Saat 08.00 oldu, mesaim bitti ama nöbeti teslim etmek için bekletiliyorum. Bu hukuka aykırı değil mi?

Kağıt üzerinde bakarsak haklı bir isyan gibi duruyor, zira bende bunun hukuka aykırı olduğunu zannederdim. Çünkü 24 saat nöbet tutmuşuz, üstüne teslim için bekleyeceğiz teslim süreci de fazla mesai sayılacak şeklinde yaklaşımım vardı. Açıkçası sağlık hukukunun bu görünmez soğuk yüzüyle ve gerçeğiyle karşılaştığımızda durumun rengi değişiyor.

Özellikle yukarıda bahsettiğimiz yönetmeliğin nöbet esasları başlığı ve  41.maddeye baktığımızda, mesai saatinin bitişinin, sorumluluğun bittiği an anlamına gelmediğini görüyoruz.

Yönetmelik açıkça ne diyor; ‘Nöbetçi personel, nöbeti teslim alacak personel gelmeden ve nöbetinde geçen önemli olaylar hakkında gerekli bilgiyi vermeden ayrılamaz’ diyor. Yani hukuk sistemi, sağlık personelinin mesaisini sadece ‘saat’ dilimine değil, ‘hizmetin sürekliliğine’ endeksliyor. Bazı birimlerde bildiğim kadarıyla nöbet defteri kullanılıyor. Sağlık Bakım hizmetleri müdürlüğüne ithafen bu deftere önemli, bildirilmesi zorunlu durumları yazabileceğiniz kısmılar bulunmaktadır. Peki yönetmeliğin konuya bahis bu maddesinde temel dayanak nedir dediğimizde, İdare Hukuku’nun en temel ilkelerinden biri olan ‘Kamu Hizmetinin Sürekliliği’ ve daha da önemlisi ‘Hasta güvenliği’ ilkesidir.

Bir meslektaşımızın ‘saat doldu’ diyerek hastanın vital bulgularını, ilaç takibini veya kritik durumunu devretmeden servisi terk etmesi, yine aynı şekilde ameliyathanede akşam yaşanan (varsa) olayları, kaç vaka alınıp veya  alınmadığı, o an gelen acil bir vaka için hazırlık yapılmadan alanın terk edilmesi hukuken kabul edilebilir bir risk değildir. Elbette bazen istisna durumlar olabilmektedir. Personelin eğitim durumu, gitmesi zorunlu olan bir kamu kurumu, yetişmesi gereken bir randevu, uçak-yol bileti… İstisnai durumlarda önceden ilgili birim sorumlusuna haber vermek suretiyle personel idare edilebilir. Tolerans gösterilebilir. Bunlar idarenin takdir yetkisi ile sunabileceği kolaylıklardır.. Aksi halde olası bir hasta zararından doğacak malpraktis davalarında veya TCK kapsamında (İhmali davranışla kasten öldürme/yaralama tck m.83 ) suçlamalarla karşı karşıya kalındığında ‘Mesaim bitmişti’ savunması ne yazık ki yargı önünde bir kalkan oluşturmayacağı kanaatindeyim.

ANGARYA MI MESLEĞİN DOĞASI MI ?

Peki bu durumlar idareye personeli dilediği kadar bekletme hakkı verir mi ? İşte burada ince bir çizgi var kıymetli okurlarım.

Hukuk, nöbet devir teslimi sırasında geçen makul süreyi (mesela 10-15 dk) ‘işin doğası gereği’ sayabilir ve bunu angarya (anayasa md.18) olarak görmeyebilir. Çünkü bu süre, hastanın yaşam hakkını korumak ve sağlık sisteminin etkin sürdürülebilmesi için geçen zorunlu bir iletişim süreci kapsamında değerlendirilecektir. Tabi ki bu durum hukukun takdir alanına gireceği için görüşümü sunarak burada konuyu noktalıyorum.

Ancak , gelen personelin (ilgili birim sorumlusu yahut teslim alacak sabah ekibi), keyfi gecikmesi veya idari plansızlık nedeniyle bu vakitlerin 1 saati aşması, artık işin doğasını aşar ve personelin dinlenme hakkını ihlale dolayısıyla angaryaya dönüşecektir.

SONUÇ OLARAK

Değerli okurlar, bu yönetmelik çok detaylı ve bu yazımda şimdilik bu kadarını anlatmayı uygun görmekteyim .Nöbet teslimi için beklenen o süre, bizler için yorucu birer dakika olsa bile, hastalarımız ve sistem için hayati bir güvencedir. Burada sağlık sistemine,idarecilere ve çalışan profesyonellere düşen sağlanan bu güvenceyi korumak, aynı zamanda sağlık çalışanının emeklerini ‘angaryaya’ dönüştürmeyecek idari düzenlemelerin hayata geçmesini sağlamak olacaktır.

İlgili yönetmelikle ilgili sahada bazen çelişkili görünen uygulamalara, yönetmeliğin önemine ve ilgili maddelerle karşılaştırma ve örnekleme yaparak konuyu özetmeye çalıştım. Umarım faydalı bir içerik olmuştur. Diğer yazımda yönetmeliğin diğer maddelerini ve sahada yaşananları aktarmaya devam yazısı ile devam edeceğim. Unutmayın ki yönetmelikler raflarda kalmak için değil, sahada yaşamak için vardır..

Şimdilik hoşça kalın, sağlıkla kalın…

Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği Ne Diyor, Hastanelerde Ne Oluyor?
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Sağlık Haberi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Şu an sitede
kişi
aktif