Kıymetli Okurlar ,
Hemşirelik fakültesinde öğrenciyken hep düşünürdüm, acaba hemşirelerin yasal sorumlulukları nerede başlar, nerede sonlanır diye. Fakat bu sorularıma yanıt verebilecek bir ders içeriği yoktu. Günümüzde birçok hemşirelik fakültesinde hemşirelerin hukuki farkındalığına temas edecek derslerin var olması beni mutlu ediyor. Hemşirelik dediğimiz kavram sadece enjeksiyon uygulayan, kan basıncı ölçen bir meslekten ziyade, artık anlaşılmıştır ki bakım odaklı olan, mesleki standartları esas olan, kendi mesleki ve bilimsel verisiyle hastaların ihtiyaçlarına en uygun bakımı oluşturan ve uygulayan sağlık sektöründe kilit aktör olan bir meslek mensubudur.
SAHADAN BİR HEMŞİRENİN HUKUKİ FARKINDALIK NOTLARI
Bir kamu hastanesinde ameliyathane hemşiresi olarak görev yapıyorum. İşimi en iyi şekilde yapmaya çalışırken bir yandan sahada karşılaşılan sorunları analiz etmekle, hukuki boyutunun ele alınması için araştırmakla yapmakla ilgileniyorum. Bu bağlamda sağlık hukuku tezli yüksek lisans yapıyorum. Mesleğimizle ilgili daha öğrenciyken, hemşirelerin yasal sorumlulukları üzerine kafa yorardım. Yaptığım araştırmalarda fark ettim ki hemşirelerin yasal sorumlulukları üzerine yapılmış kapsamlı bir araştırma yahut kaynaklar yok denecek kadar az sayıda. Oysa ki sağlık bir ekip işi ve bu işin kilit aktörlerinden biri hemşiredir. Hemşire, aynı zamanda talimat uygulayan,araştırma yapan , veri tutan, eğitim veren, hastaların hakkını savunan, emosyonel destek sunan çok fonksiyonlu bir meslek mensubudur.
SAĞLIK HUKUKUNDA HEMŞİRE
Sağlık Hukuku, sağlık hizmetini sunan taraf ile bu hizmetten yararlanan taraflar arasındaki ihtilafları çözen, sorumluluk rejimiyle ilgilenen hukuk kurallarını içeren bir karma hukuk dalıdır.
Sağlık Hukuku, içerisinde ceza hukuku, özel hukuk, medeni hukuk, idare hukuku gibi birçok hukuk alanını barındırır, dolayısıyla sağlık ve hukuk birbirlerine farklı pencerelerden aynı alana bakan multidisipliner yaklaşıma ihtiyaç duyan bir alandır. Bu alanın içerisinde hemşirelerin yasal sorumlulukları ve sağlık hukukundaki yeri biraz gri alanda kalmıştır.
Günümüzde sağlık hukuku dediğimizde, çoğunlukla hekimlerin yasal sorumluluklarını, mesleki sorumluluk sigortaları ve poliçeleri, hekimlikte malpraktis,tıbbi deontoloji ve genel anlamda tıp hukuku gibi başlıkları içermektedir. Hemşirelerin hukuki farkındalığının geliştirilmesi , temel hukuk okur-yazarlığının arttırılması, temel mevzuat ve kanunların bilinmesi , doktrinin takip edilmesi sağlık hukukundaki yerimizi güçlendireceği kanaatindeyim. Bu alandaki akademik çalışmalar ve uygulamaya yönelik değerlendirmeleri incelediğimizde tartışmaların genellikle hekim odaklı yürtüldüğünü gözlemliyoruz. Oysa sağlık hizmeti bütüncül bir hizmettir, yalnızca hekimlerin yahut hemşirelerin değil ,tüm sağlık sektörü çalışanlarının birlikte sunduğu bir hizmettir. Buna rağmen, hemşirelerin hukuki sorumluluğu sağlık hukuku literatüründe yeterince görünür değildir.
HEMŞİRELİK UYGULAMALARI VE HUKUKİ BOYUT
Hemşirelik mesleği, hasta bakımının sürekliliğini sağlayan sağlık hizmetinin temelini görünür kılan bir meslek grubudur. Peki bizler kanunen nasıl tanımlanıyoruz diye bakacak olursak 6283 sayılı Hemşirelik Kanunu madde-1 der ki; Türkiye’de üniversitelerin hemşirelik ile ilgili lisans eğitimi veren fakülte ve yüksek okullarından mezun olan ve diplomaları Sağlık Bakanlığınca tescil edilenler…… Yani kıymetli okurlar, kanunda yazdığı gibi hemşirelik eğitimini lisans düzeyinde tamamlayanlar ve diplomaları bakanlıkça onaylananlar bu ünvanı alabilmektedir.
Değerli Okurlar, aynı kanunun 4.maddesinde ; ‘…… her ortamda bireyin, ailenin ve toplumun hemşirelik girişimleri ile karşılanabilecek sağlıkla ilgili ihtiyaçlarını belirlemek ve hemşirelik tanılama süreci kapsamında belirlenen ihtiyaçlar çerçevesinde hemşirelik bakımını planlamak, uygulamak, denetlemek ve değerlendirmekle görevli ve yetkili sağlık personelidir.’ İbaresi bulunmaktadır. Buradan anlaşılacağı üzere, hemşireler sadece hekim direktifine salt bağımlı hareket etmemekte, kendi mesleki ve bilimsel verisiyle hastanın ihtiyacına göre hemşirelik tanılama süreci kapsamında girişimler uygulayabilmektedir.
Ancak ne yazık ki sahada hemşireler çoğu zaman görev tanımlarının belirsizliği, yasal dayanağı olmayan teamül haline gelmiş görevlerin yükü, yazılı talimat eksikliği veya sözlü yönlendirmeler nedeniyle hukuki risklerle karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu durum hem mesleki güvenliği hem de hukuki sorumluluğun sınırlarını tartışmalı hale getirmektedir.
Hasta mahremiyetinin korunması, aydınlatılmış onam süreçlerine olan katkıları , kayıtların ve verilerin doğru tutulması, saklanması gibi konular hemşirelerin günlük pratiğinde doğrudan karşılaşabileceği hukuki başlıklardır. Sağlık hukuku davalarının içeriği incelendiğinde genellikle aydınlatma hataları, tanı hataları ve cerrahi hataların sıklıkla dava konusu olduğu görülür. Tüm bu süreçlerde sağlık ekibinin bir parçası olan hemşirelerin hukuki sorumluluğunun netleşmesi, yalnızca olası uyuşmazlıkların önlenmesi açısından değil ; aynı zamanda mesleki saygınlığın ve hukuki güvenliğin güçlendirilmesi açısından son derece önem arz etmektedir.
SONUÇ OLARAK
Hemşireler, sağlık hizmetinin vazgeçilmez bir unsurudur ve bu durum Sağlık hukukunda da karşılığını bulmalıdır. Bu alan, yalnızca hekim merkezli bir perspektiften değil ; tüm sağlık emekçilerini kapsayan holistik (bütüncül) yaklaşımla ele alınması , hem sahada hem literatürde önemli katkılar sağlayacaktır.
Bu yazım, hukuki danışmanlık niteliği taşımamakta olup ; sahada çalışan bir hemşirenin sağlık hukuku alanına ilişkin genel değerlendirmelerini içermektedir. Bu yazıların, sağlık hizmeti sunumu sırasında karşılaşılan hukuki risklere ilişkin genel bir farkındalık oluşturmasını hem hasta hem de çalışan güvenliği açısından düşünsel bir katkı sağlamasını temenni ediyorum.
Diğer yazımda görüşmek üzere, hoşça kalın, sağlıkla kalın…

