Uzm. Hemşire Mehtap Tekin avatarı
Uzm. Hemşire Mehtap Tekin
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Hemşirelerin Ceza Hukukundan Doğan Sorumlulukları – 2

Hemşirelerin Ceza Hukukundan Doğan Sorumlulukları – 2

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Değerli Meslektaşlarım, Sağlık Meslek Mensupları ve Okurlar,

Ele alacağımız konudan tüm sağlık meslek mensupları dahası, ilgili akademisyenler ve öğrenciler de kanaatimizce yararlanabileceklerdir… Özellikle de sağlık meslek mensuplarında konu hakkında farkındalık oluşturma hedeflendi. Konu, sağlık hizmeti sunumu sırasında meydana gelen ve Temyiz Mahkemesi’ne taşınan eylemlerle ilgili kararların incelenmesiyle pekişecektir.

2. Bölümün Devamı

  1. Ceza Sorumluluğunu Kaldıran ya da Azaltan Haller ve Hukuka Uygunluk Sebepleri

           Ceza sorumluluğunu kaldıran ya da azaltan haller ve hukuka uygunluk sebepleri sırasıyla şöyledir: Kaza ve tesadüf, cebir ve şiddet, tehdit ve korkutma, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik, geçici nedenler, alkol veya uyuşturucu madde etkisinde olma, kanunun hükmü ve amirin emri, meşru savunma ve zorunluluk hali, hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası. Sırasıyla hepsini ele alalım.

            (1) Kaza ve tesadüfte kişi, sonucu öngöremez zira sonuç, öngörülebilir değildir. Kast ve taksir manevi unsurlarından bahsedilemeyeceği için kusurluluktan da bahsedilemez, netice ve fiil arasındaki nedensellik bağı kopmuştur. Ancak trafik kuralları gibi önceden belirlenen bir norma uyma durumları bunların dışındadır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen bir müessese değildir.

Sabah ki tedavi saati iyice yaklaşmıştı. Safiye Hemşire, ilaç hazırlama odasında hastalarının tedavilerini gereği gibi hazırlar. Kas içine uygulanacak ilacı, tepsinin ayrı bir köşesine yerleştirir ve üzerine, dikkat çekmesi için kocaman harflerle ‘I. M.’ yazar zira damaryolu ile değil kas yoluyla hastaya uygulanacak olan tek ilaçtır ve eylemiyle, bu konuda meydana gelebilecek bir hatayı bertaraf etmeyi amaçlar. Uygulama öncesi hasta başında tekrar ellerini yıkar, hasta yakınlarını dışarı çıkarır, kapıyı kapatır ve uygulama hakkında hastayı bilgilendirir. Bilgilendirme devam ederken eldivenlerini giyer ve hastadan yüzüstü pozisyonda uzanmasını ister. Bilgilendirme sırasında, kimlik belirleme talimatına uygun olarak kontrolünü de sağlamış, doğru hastaya doğru ilacı uygulama konusunda da gerekli tüm tedbirlerini almıştır. Tıbbi kurallara uygun olarak iğneyi hastanın ilgili kasına doğru ilerletir, ilacı enjekte edecekken şiddetli bir deprem olur ve yana savrulur, bu sırada da iğne kırılır ve ucu hastanın bedeninin içinde kalır. Yaşanan olay, kaza ve tesadüf bakımından düşünülebilir.     

            (2) Cebir ve şiddet, korkutma ve tehdit, 5237 sayılı Kanun’un 28. maddesinde düzenlenmiştir. Kişinin karşı koyamayacağı veya kurtulma seçeneğinin bulunmadığı cebir ve şiddet durumu ile ağır bir korkutma ve tehdit durumunda, kişi suç işlerse ceza yaptırımı uygulanmaz fail, söz konusu durumların gerçekleşmesinde etkili olan kişi olarak kabul edilir.

Bir kişi, hemşirenin çocuğunu kaçırıp onu, çocuğunu öldürmekle tehdit etse ve ondan, bakım ve tedavisinden sorumlu olduğu bir hastasına zarar vermesini istese, hemşire vereceği zarardan sorumlu olmaz fail, fiili yaptırtan o kişi olur. Hemşirenin ceza sorumluluğu ortadan kalkar. Ancak şunu da belirtelim: somut olaya göre sonuç değişebilir, olaydaki bazı ayrıntılar sonucun farklı olmasına neden olabilir. Bu nedenle kesin ifadeler belirtmekten kaçınıyoruz.

            (3) Haksız tahrik, 29. maddede düzenlenmiştir. Söz konusu maddeye göre haksız tahrikten söz edilebilmesi için öncelikle, faile karşı öncesinde haksız bir eylemde bulunulması gerekmektedir ve fail, maruz kaldığı haksız eylemin hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suçu işler. Ceza sorumluluğunu azaltan bir durumdur.

Kendisine ağır bir hakarette bulunulan hemşire hasta yakınını, içinde bulunduğu hiddetli durum nedeniyle yaralar. Böyle bir durumda hemşirenin, haksız tahrik nedeniyle ceza sorumluluğu azalabilir.

            (4) Yaş küçüklüğü, 31. maddede düzenlenmiştir. İlgili maddeye göre fail, 12 yaşını doldurmamışsa ceza yaptırımına maruz kalmaz ancak çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanır. Fail 12 – 15 yaş aralığında ise, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabiliyorsa faile ceza yaptırımı yarı oranında indirilerek uygulanır, algılayamıyorsa yine ceza yaptırımına hükmedilmez fakat güvenlik tedbirleri uygulanır. Fail, 15 – 18 yaş aralığında ise diğer bir deyişle, 15 yaşını doldurmuş fakat 18 yaşını doldurmamışsa ceza yaptırımı 1/ 3 oranında indirimli olarak uygulanır. Son olarak fail, 18 yaşını doldurmuş ise ceza yaptırımında faile yaşından dolayı indirim uygulanmaz.

            (5) Akıl hastalığı, 32. maddede düzenlenmiştir. Söz konusu hükme göre, kişinin bir akıl hastalığı vardır ve bu nedenle gerçekleştirdiği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamamaktadır ya da fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmıştır. Böyle bir durumda kişiye ceza yaptırımı uygulanmaz fakat güvenlik tedbirlerine hükmedilir. Diğer bir durumda, kişinin gerçekleştirdiği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmıştır. Bu durumda ise kişiye, indirimli ceza verilir veya hükmedilen süre kadar güvenlik tedbiri uygulanır.

            (6) Sağır ve dilsizlik, 33. maddede düzenlenmiştir. Yaş küçüklüğü ile ilgili yaş gruplarına sağır ve dilsizlik durumunda faile, üçer yaş eklenerek muamele edilir örneğin, 12 yaşını doldurmamış kişiye ceza yaptırımı uygulanmaz iken, sağır ve dilsizlik durumunda 15 yaşını doldurmamış kişiye ceza yaptırımı uygulanmaz.

            (7) Geçici nedenler, alkol veya uyuşturucu madde etkisinde olma 34. maddede düzenlenmiştir. Söz konusu hükme göre alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da geçici nedenlerle bir kişinin, davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış ise veya gerçekleştirdiği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamıyorsa, gerçekleşen fiil nedeniyle kişiye ceza yaptırımı uygulanmaz ancak kişi, alkol veya uyuşturucuyu kendi iradesiyle almışsa sorumluluğu olur.

            Mesaisi sırasında Elif Hemşire, bakım ve tedavisinden sorumlu olduğu hastasını ameliyat sonrası ikinci kez ayağa kaldırır, yürüyorlar iken kendisi bayılır ve bu nedenle yaşanan panikle hastası yaralanarak zarar görür. Somut örnekte hemşirenin gerçekleştirdiği eylemi sırasında, ilgili yardımcı personelden destek sağladığını ve bayılmanın, yeni ortaya çıkan bir rahatsızlığından dolayı geliştiğini farz edelim. Olayda hemşireye ceza yaptırımı uygulanmaz.

            Başka bir örnekte hemşire, gece mesaisi öncesi ölçüsünü aşarak alkol alır ve nöbetin erken saatleri olmasına rağmen bakım ve tedavisinden sorumlu olduğu hastasının ilacını uygularken, alkolün etkisinden dolayı hata yapar ve hasta, bu nedenle zarar görerek yaralanır. Somut örnekte ise hemşirenin ceza sorumluluğu doğabilir zira alkolü, kendi iradesiyle ve ölçüsünü aşarak almıştır halbuki neticeyi öngörebilmeli ve alkolün dozunu aşmamalıydı.

            (8) Kanunun hükmü ve amirin emri, 24. maddede düzenlenmiştir. İlgili maddeye göre, kanun hükmünü yerine getiren kişi, ceza yaptırımına maruz kalmaz. Amirin emrinde ise; hiyerarşik bir yapı içerisinde üst, yetkisi çerçevesinde astına bir talimat verirse ve astı bunu uygularsa, yine uygulayan sorumlu olmaz. Hukuka aykırı talimatta, üst sorumlu olur ancak talimat, suç unsurunu içeriyorsa, talimatı veren de uygulayan da sorumludur. Kanunsuz emir ile ilgili yazılarımızda detaylı bir şekilde ele alınmıştı.

Bir hastanede hemşirelik hizmetlerinden sorumlu kişi, emri altında bulunan Veli hemşireye, hastalardan biri olan Fatma Hanım’ın – elbette hukuka uygun olacak şekilde geçerli bir sebep yok iken – bakım ve tedavisini yapmama yönünde bir talimatta bulunursa, hemşire söz konusu talimatı yerine getirmemelidir zira eylemi sonucunda hasta zarar görebilecek ve suç unsuru meydana gelebilecektir. Sağlık meslek mensubunun hareketsiz kalması (ihmali) nedeniyle hastanın acı çekmesi de bir çeşit yaralamadır dolayısıyla ilgili suç tipine dahil olabilecektir. Ağrısı olan bir hastaya, hekimin istem yaptığı analjeziğin uygulanmaması örnek olarak verilebilir.   

Diğer örnekte sorumlu hemşire olan üst, astı olan hemşireden üçüncü düzey bir yoğun bakımda bulunan üç hastanın hemşirelik bakım ve tedavisini tek başına yapmasını ister. Söz konusu istek hukuka aykırıdır zira ilgili düzenlemeye göre, somut örnekteki hemşire en fazla iki hastaya bakabilecektir. Mesaisinde üç hastaya tek başına bakan hemşirenin, sırf bu nedenle hastalarının bakım ve tedavi ihtiyaçlarını zamanında karşılayamazsa veya hiç yerine getiremezse, meydana gelen zarardan sorumluluğu doğmaz. Elbette, hemşirenin hukuka aykırılığı amiriyle paylaşması gerekir. Kanunsuz emir ile ilgili başlıklara göz atabilirsiniz…

6283 sayılı Hemşirelik Kanunu’nun 4. maddesinin bir bölümünde, acil bir halin varlığı durumunda yazısız bir şekilde ilgili hastanın tedavilerinin uygulanabileceği belirtilmiştir. O halde, Kanun’un bu hükmü nedeniyle ilgili hastaya yapılan müdahaleler, kural olarak hukuka uygundur.

            (9) Meşru Savunma ve zorunluluk hali, 25. maddede düzenlenmiştir. Hükme göre meşru savunmada, kişinin kendisine veya başkasına ait bir hakka yönelen, gerçekleşen, gerçekleşmesi ya da tekrarı kesin olan haksız bir saldırı vardır. Saldırıyı def etmek amacıyla kişi, içinde bulunduğu şartlara göre uygun bir biçimde karşılık verir ve amacının dışına çıkmaz. Böyle bir durumda kişiye ceza yaptırımı uygulanmaz.

Annesi vefat eden hasta yakını, içinde bulunduğu elem, keder ve öfkeyle, hastanın bakım ve tedavisinden sorumlu olan Ayşe Hemşire’ye aniden saldırır. Hemşire, saldırıdan kurtulmak için üstüne çullanan hasta yakınını tüm gücüyle itekler ve söz konusu kişi, kafasını arka tarafta bulunan hemşire bankosuna çarparak yaralanır. Bulduğu ilk fırsatta hemşire, beyaz kod sistemini harekete geçirerek kişiden uzaklaşmaya çabalar. Somut örnekte hemşirenin amacı zarar vermek değildir, içinde bulunduğu zorlu durumdan kurtulmayı istemiştir dolayısıyla gerçekleştirdiği fiilinden dolayı ceza yaptırımına maruz kalmaz.

Zorunluluk hali, ikinci fıkrada düzenlenmiştir. Buna göre kişi, kendisine veya başkasına yönelen ağır ve gerçekleşmesi kesin bir tehlike nedeniyle, haksız bir fiil işlemektedir. Kişinin haksız fiili işlemekten başka bir alternatifi bulunmamalıdır, gerçekleştirdiği haksız fiille karşı karşıya kaldığı tehlike arasında bir orantı bulunmalıdır.

Hasta yakınlarıyla, hastanın bakım ve tedavisini belirli bir süre sağlamak için anlaşan hemşirenin ilgili mesaisinde, eve bir hırsız girer. Durumu fark eden hemşire hemen uygun bir yere saklanır zira hırsızın elindeki silahı fark etmiştir. O sırada, mekanik ventilatöre bağlı olan hastasının soluk borusu tıkanır, dışarıdan bir müdahale ile temizlenerek soluk yolunun açılması gerekmektedir. Hemşire durumu fark eder fakat can korkusundan dolayı yerinden kımıldayamaz, hırsızın evden ayrılmasını bekler. Bu süreçte de hastanın genel durumu iyice ağırlaşır. Somut olayda hemşire, hastasına müdahale etmediğinde meydana gelebilecek sonuçların farkındadır ancak hırsızın elindeki silah nedeniyle yaşadığı ölüm korkusu, eyleme geçmesinin önüne geçmiştir.    

            (10) Hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası, 26. maddede düzenlenmiştir. İlk fıkraya göre, bir kimse hakkını kullanmışsa ceza yaptırımına maruz kalmaz. İkinci fıkrasında ise rıza konusu ele alınmıştır buna göre, gerçekleştirilen fiilde ilgili kişinin rızası varsa, gerçekleştiren ceza yatırımına maruz kalmaz ancak rızanın, kişinin üzerinde mutlak suretle tasarrufta bulunabileceği bir hakkıyla ilgili olması gerekir.

Bir kişi, ihtiyacı olan bir hastaya böbreğinin bir tanesini bağışlama taahhüdünde bulunur. Aradan bir hafta geçer ve bağışlayan, bağışlamadan vazgeçer zira ameliyat öncesi, sırası ve sonrası yaşayacaklarını ve tek böbrekle yaşamın kendisine getireceği dezavantajları tekrar tekrar düşünür. Bağış bekleyen hastanın durumu daha da ağırlaşır zira uzun süredir hastalığı ile mücadele etmektedir ve bedeni yaşamakta olduğu sorunları daha fazla kaldıramaz.

Somut örnekte; hastanın durumunun ağırlaşmasından dolayı bağıştan vazgeçen, sorumlu tutulamaz zira m. 26’da açıkça belirtilmiştir. Ayrıca Özel Hukuk’un temelini oluşturan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 23. maddesinin son fıkrası, vazgeçme hakkını açıkça ortaya koymuştur. Dolayısıyla bağıştan vazgeçen, söz konusu Kanun’un kendisine verdiği hakkı kullanmıştır.

            Bir hemşirenin hastasına uyguladığı enjeksiyon, serum takma, lavman uygulama, sıcak veya soğuk uygulama yapma işlemleri ilgilinin rızasına örnek olarak verilebilir. Söz konusu uygulama ve benzerleri, hastanın ve/veya onun yakınının açık veya örtülü olarak rızası ile yerine getirilir. Söz konusu işlem ve benzerleri üzerinde, hasta ve/veya onun yakınının mutlak suretle tasarrufta bulunabileceği bir hakkıdır.

Sonraki yazımızda devam edeceğiz…


KAYNAKÇA

Artuk, Gökçen, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s. 408 vd.

Kusurluluğu Kaldıran Haller, http://www.cezahukukubilinci.org/kusurlulugu-kaldiran-haller/ (Erişim Tarihi: 18.08.2024); Suçu Ortadan Kaldıran Subjektif Nedenler, https://acikders.ankara.edu.tr/mod/resource/view.php?id=49130 )Erişim Tarihi: 18.08.2024); Çiftçioğlu, Cengiz Topel: Türk Ceza Kanunu’nda Taksir, Ankara Barosu Dergisi, Sayı 3, 2013, s. 326; Turabi, Selami: Kusurluluk ve Kusurluluğu Etkileyen Haller, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Sayı 101, 2012, s. 276; İçel, s. 479; Hakan Hakeri, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 14. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2012, s. 356, 357.

Artuk, Gökçen, s. 52; Artuk, Gökçen, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s. 511 vd.; İçel, s. 480, 481, 482; Ercan, s. 94.

Artuk, Gökçen, s. 52, 53; Artuk, Gökçen, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s. 515 vd.; Kahraman, Recep: Türk Hukukunda Haksız Tahrikin Uygulanmasında Eşitsizlik Algısı, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 28, Sayı 1, 2024, s. 349; İçel, s. 491, 492; Remzi Özmen, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve İnfaz Kanunu, 1. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2005, s. 85; Ercan, s. 94, 95; Erol, s. 264; Faruk Erem, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Cilt II, 12. Baskı, Seçkin Kitabevi, Ankara, 1985, s. 51; Sulhi Dönmezer, Sahir Erman, Ceza Hukuku Genel Kısım, Cilt II, 8. Bası, Filiz Kitabevi, İstanbul, 1983, s. 369.

Artuk, Gökçen, s. 55, 56; Artuk, Gökçen, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s. 538 vd.; Savaşçı Temiz, Bilgehan: Çocuk Ceza Adaleti İlkeleri Çerçevesinde 12-15 Yaş Arası Çocukların Cezai Sorumluluğunun Değerlendirilmesi, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 14, Sayı 1, 2023, s. 244; Ercan, s. 95; Erol, s. 285.

Artuk, Gökçen, s. 57; Artuk, Gökçen, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s. 549 vd.; İçel, s. 424; Ercan, s. 95, 96.

Artuk, Gökçen, s. 58; Artuk, Gökçen, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s. 553 vd.; Ercan, s. 96; Erol, s. 301; Mahmut Koca, İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 15. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2022, s. 326.

Artuk, Gökçen, s. 58; Artuk, Gökçen, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s. 554 vd.; Ercan, s. 96; Erol, s. 303.

Artuk, Gökçen, s. 49; Artuk, Gökçen, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s. 410 vd.; Demirkol, Neslihan: Ceza Hukukunda Kusurluluğu Kaldıran Bir Sebep Olarak Amirin Emrinin Yerine Getirilmesi, Süleyman Demirel Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 11, Sayı 2, 2021, s. 419; Erol, s. 218.

20.07.2011 tarih ve 28000 sayılı Tebliğ, Ek-1.

Konu, 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın, ‘Kanunsuz Emir’ başlıklı 137. maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin bir bölümünde, ‘Kamu hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimse, üstünden aldığı emri yönetmelik, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, kanun veya Anayasa hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Ancak, üstü emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yinelerse, emir yerine getirilir, bu halde, emri yerine getiren sorumlu olmaz. Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez, yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.’ ibaresi bulunmaktadır.  

Artuk, Gökçen, s. 50; Artuk, Gökçen, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s. 418 vd.; Özgenç, Nuri Berkay: Meşru Savunmada Orantılılık, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 12, Sayı 24, 2022, s. 245; İçel, s. 333, 334; Ercan, s. 94; Hakan Hakeri, Tıp Hukuku, 7. Baskı, Seçkin Yayıncılık, İstanbul, 2013, s. 271, 272. 

Artuk, Gökçen, s. 50; Artuk, Gökçen, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s. 502; Şare, Ersin: Türk Ceza Hukukunda Zorunluluk Haline Genel Bir Bakış, Çukurova Üniversitesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, Sayı 2, 2022, s. 58; İçel, s. 356.

Artuk, Gökçen, s. 51; Artuk, Gökçen, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s. 472 vd.; Turanlı Özcan, Asiye Merve: Ceza Hukukunda İlgilinin Rızası (Doç. Dr. Yusuf Yaşar), Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Doktora Tezi, İstanbul, 2018, s. i, ii; İçel, s. 389; Ercan, s. 94; Erol, s. 240, 241.

Hemşirelerin Ceza Hukukundan Doğan Sorumlulukları – 2
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Sağlık Haberi | Sağlık Personeli Haberleri, Atama ve Maaş Tabloları ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Şu an sitede
kişi
aktif