1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Uzm. Hemşire Mehtap Tekin
  4. HEMŞİRELERİN CEZA HUKUKUNDAN DOĞAN SORUMLULUKLARI – 5
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

HEMŞİRELERİN CEZA HUKUKUNDAN DOĞAN SORUMLULUKLARI – 5

featured

Değerli Meslektaşlarım, Sağlık Meslek Mensupları ve Okurlar,

Bu bölümde, konunun Temyiz Mahkemesi’ne yansıyan bazı kararlarını ele alacağız.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, T. 07.04.2021, E. 2019/ 5978, K. 2021/ 3481

Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen, taksirle ölüme neden olma suçu ile yapılan yargılamada, mahkumiyet kararı verilir. Karar, Temyiz Mahkemesi’ne taşınır, ilgili mahkemenin kararı ise aşağıda yer almaktadır.

          Yaşanan olay özetle; Acil Servis’e bulantı ve kusma şikayetiyle bir hasta gelir. Sanıklardan biri olan hekim tedavi istemine, uygulanması için sodyum bikarbonat ilacını yazar ancak hastanın hemşiresi, sözel olarak hekimin potasyum uygulanmasını istediğini belirtir ve hastaya potasyum ilacını uygular, uygulama sonrası ise hasta, yaşamını yitirir.

          Yargıtay, hemşirenin tıbbi gereklere aykırı davranarak hekimin yazılı istemini yerine getirmediğini ve hastaya 5 ampul potasyum ilacını damardan enjekte ettiğini, ilaç prospektüsünün uyarı bölümünde ilacın damardan uygulanmaması gerektiğinin yazdığını, uygulandığında hiperkalemi nedeniyle ani kalp durmasının yaşanabileceğini belirtmiştir. Devamında, 20 yıl boyunca dahiliye servisinde çalışan bir hemşire olarak riski bilmesi gerektiğini, sözlü talimatın ispatlanamayacağı, ispatlansa bile damardan uygulanmaması gereken ilaçla ilgili olarak tedbirsiz ve dikkatsiz davrandığını iletmiştir. Hemşirenin uygulamadaki özellikleri nedeniyle kusurunun ağır olduğunu ve neticenin ölümle sonuçlanması zararının da ağırlığı sebebiyle alt sınırdan verilmiş olan cezanın alt sınırdan uzaklaştırılarak verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

          Değerlendirmemiz: Taksirle öldürme suç tipi, 5237 sayılı Kanun’un 85. maddesinde düzenlenmiştir. Maddeye göre, ‘Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.’ İkinci fıkrasında ise, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişinin iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı belirtilmiştir. Taksir suçları istisna olarak düzenlenir ve taksirle öldürme suçu da 5237 sayılı Kanun’da tanımlanmıştır. Önceki yazılarımızda da belirtmiştik.

Yaşanan olayda suçun unsurlarına bakıldığında; fail hemşire, mağdur hasta ve suçun maddi konusu kişinin bedeni, eylem enjeksiyon işlemi, yaşam hakkının ihlali söz konusu, netice ölüm, netice failin eylemi sonucu meydana gelmiş ve manevi unsur ise, taksirdir. Konunun 1 numaralı yazısında; bir nesne veya kişinin suçun maddi konusunun olabileceğini belirtmiştik, yaşanan olayda ise maddi konu kişinin bedenidir.

Olayda, hukuka uygunluk sebeplerinden biri olan ilgilinin işleme rızası söz konusudur (sağlık kuruluşuna hizmet almaya gelmiş). Her ne kadar işleme rıza verilse de eylem, tıp biliminin öngördüğü kurallara uygun olarak gerçekleşmemiştir. Öncelikle, müdahalenin hukuka uygun olması için kural olarak rızanın olması şarttır. Kural olarak ibaresini kullandık zira hastanın rıza veremeyecek durumda olduğu haller de (istisnanın istisnası) söz konusudur, öyle bir durumda da rıza alınamaz, müdahale zorunlu ise hastanın menfaati için gereken yapılır. Rıza var diyerek ilk aşamayı geçtik, bu aşamadan itibaren eylem gereği gibi yapılmış mı buna bakıyoruz. Burada şu sorunun yanıtı aranır: Eylem tıbben nasıl yapılması gerekiyor? Peki, eylem nasıl gerçekleştirilmiş? Bu ikisi uyumlu mu veya örtüşüyor mu? Belirtilenlerden anlaşıldığı üzere, örtüşmemiş. Eylemde dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık söz konusudur.

Karardan anlaşıldığı kadarıyla olayda hemşire, hekim istemini okumadan işlemi gerçekleştirmiştir, yazılandan anlaşıldığı üzere bir değerlendirme yaptığımıza dikkatinizi çekmek isteriz zira bazen küçük bir ayrıntı sonucu değiştirebilir. Ceza Hukuku dersi hocaları da sınavda; soru ne şekilde verildiyse o haliyle yanıtlanmasını isterler, elbette yaşamın her anında farklı ihtimaller var olabilecektir. Hemşirelik Kanunu m.4’te hemşirenin görevleri belirtilirken, ‘tabip tarafından acil haller dışında yazılı olarak verilen tedavileri uygulamak’ ibaresi kullanılmıştır. Acil halden hekimin yazmaya, hemşirenin de istemi okumaya yeterli zamanı olmayan ve hemen müdahale edilmezse, belki de geri dönüşü olmayan bir zararın meydana gelebileceği bir durum anlaşılabilecektir. Bu anlamda, aciliyetin de bir derecesi olabilecektir. Aciliyetle ilgili durumları da tıp bilimi belirler. Örneğin; kalbi ve solunumu duran bir hastaya müdahalede, gerçekten de tedaviyi yazmaya ve okumaya vakit olmaz diğer taraftan, genel olarak vücutta hassasiyet ve orta derece şiddetinde bir ağrıda, bahsettiğimiz yeterli zaman olabilecektir.

Somut olayda ise belirtilenlerden, en azından istemi okuyacak kadar bir zaman aralığı olduğunu tahmin ediyoruz. İlaç prospektüsü okunmasa da potasyum ilacının seyreltilmeden uygulanmasının ölüme neden olabileceği, sağlık hizmeti sunucuları tarafından genel olarak bilinen bir bilgidir. Okulda ve iş yaşamında verilen eğitimlerde, bu bilgi özellikle vurgulanır. Hemşirenin mesleki tecrübesi de söz konusu bilgiye sahip olabileceğini mümkün kılmaktadır. Ancak şunu da açıkça belirtelim: Mesleki tecrübenin uygulamalara katkıları da olsa, kurallara herkes uymalıdır, anlık bir hatayı herkes yapabilir. “Ben, bu hatayı nasıl yaptım?” gibi söylemlere hatırı sayılır sıklıkla rastlıyoruz. Sonuç olarak hemşirenin, işlem sırasında potasyum ilacını damaryolu ile doğrudan yapmaması gerektiğinin bilicinde (farkında) olduğunu açıkça söyleyemeyiz diğer bir deyişle hemşire, fark etmesi gereken bir kuralı fark ettiğini fakat buna rağmen kendine duyduğu güvenle eylemine devam ettiğini (bilinçli taksir), açıkça belirtemeyiz. Önceki yazılarımızda da belirtmiştik: Fark edilmesi gereken bir sonuç fark edilememişse taksir/ bilinçsiz taksir, fark etmiş ve fail eylemine; tecrübesine, bilgisine, kendisine duyduğu güvenle devam etmişse bilinçli taksirdir. Fark ettiğinin diğer bir ifadeyle bilinçli olunduğunun ortaya koyulması gerekir. Yani, biz şunu diyebilmeliyiz: Fark etmiş ve eylemine az önce ilettiğimiz düşüncelerle devam etmiştir… Bilinçli taksir diyebilmemiz için hemşirenin, bunu eylemleriyle ortaya koyması gerekir. Ceza Hukuku’nda niyetin okunmadığını ve maddesel gerçekliğe dayandığını daha önce iletmiştik.

Elbette o esnada, acil servisin yoğunluğu, hekimin, hasta ve/ veya onun yakınlarının, hastane yönetiminin ve ekibin diğer çalışanlarının da tutumları kusurun ağırlığını belirlemede dikkate alınmalıdır. Söz konusu kişilerin ve durumun eyleme olumsuz katkıları olabilecektir. Ancak şunu da hatırlamak gerekir; ceza sorumluluğu şahsidir. 5237 sayılı Kanun m.61’de cezanın belirlenmesinde dikkate alınması gereken hususlar belirtilmiştir. Yüksek Mahkemenin verdiği kararın özellikle de son cümlesi, buna hususa ilişkindir.

Farklı ihtimallerin olabileceğinden bahsetmiştik. Bunun üzerinde biraz duralım. Acil Servis’te, şartları oluşmadığı halde tedaviler rutin olarak sözel istemle uygulanıyorsa birden fazla kişinin sorumluluğu gündeme gelebilecektir. Diğer bir ihtimalde; tedaviler rutin olarak A hekimi tarafından sözel istem yoluyla hemşireye iletiliyorsa ve hemşire, bu konudaki itirazını ispatlanabilir bir şekilde yaptıysa, uygulamada değişiklik de olmadıysa, bu kez meydana gelen zararda hemşirenin sorumluluğu ortadan kalkar. Yine, ispatlanabilir şekilde idari başvuru yapıldıysa, idarenin de sorumluluğu gündeme gelir. En önemlisi, hasta ve çalışan güvenliği için doğrusunu yapmak, bunun için çaba sarf etmektir, ilgili tüm çalışanların, bunun farkında olmaları gerekir.

Sözel istem ve kanunsuz emir başlıklarıyla ilgili daha fazla bilgi edinmek için: https://saglikhaberi.net/yazi/mehtaptekin/09-haziran-2025-tarihli-yazinin-devami-niteligindedir/ ve https://saglikhaberi.net/yazi/mehtaptekin/2709-sayili-turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-m-137-kanunsuz-emir/ adresteki yazılarımızı okuyabilirsiniz.

Emeğe saygı çerçevesinde tüm paylaşımlardan yararlanabilirsiniz. Konunun en sonunda mahkeme kararları kapsamında önerilerimizi de belirteceğiz.

 

HEMŞİRELERİN CEZA HUKUKUNDAN DOĞAN SORUMLULUKLARI – 5
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Sağlık Haberi | Sağlık Personeli Haberleri, Atama ve Maaş Tabloları ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Şu an sitede
kişi
aktif