Değerli Meslektaşlarım, Sağlık Meslek Mensupları ve Okurlar,
Konunun, Temyiz Mahkemesi’ne yansıyan bazı kararlarını ele almaya devam ediyoruz.
07.09.2020 Tarihli 14. Ceza Dairesinin E. 2020/430, K. 2020/3362 Numaralı Kararı
Yargıtay, Derece Mahkemesinin sanık için verdiği kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyet kararını, bozmuştur. Bu kısmı bir cümleyle belirttik fakat süreci detaylandıracak olursak; ilk derece mahkemesinin (ağır ceza mahkemesi) kararı, sanık müdafisi tarafından temyiz ediliyor, Daire ise kararı onuyor (onama), Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine Daireye gönderilen dosya inceleniyor ve söz konusu suç tipiyle ilgili onama kararının kaldırılmasına karar veriliyor. Devamında da:
Şöyle ki, sanık ve mağdur aynı birimde çalışan iki sağlık meslek mensubudur, mağdur ise hemşiredir. Mesai sırasında ekip arkadaşı hemşireyi yanına çağırır, hemşire vardığında arkadaşı kolundan tutarak yalnızca çalışanlara kullanabileceği bir odaya götürür ve sarılarak öpmek ister ancak hemşire direnerek kendinden uzaklaştırır ve odadan ayrılır.
Mevzubahis kuruluşta bulunan kamera kayıtları incelenir, mağdurun savunması, beyanları ve tüm dosya içeriği de dikkate alınarak Yargıtay, eylemin gerçekleştiği toplam sürenin 46 sn. olduğunu, eylemde amacın cinsel bir davranışı gerçekleştirmek olduğunu bu nedenle m. 109’dan ziyade m. 102’nin unsurları bakımından bir değerlendirme yapılması gerektiğini belirtir. Yalnızca m. 102 suç tipi ile ilgili verilen kararı onaylar.
Cinsel Saldırı ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suç tiplerini içeren maddeler, yazının sonunda yer almaktadır.
Değerlendirmemiz: Yaşanan olayda Yüksek Mahkemenin kararına göre suçun unsurlarına bakıldığında; fail hemşirenin ekip arkadaşlarından biri olan ilgili sağlık meslek mensubu, mağdur hemşire, suçun konusu hemşirenin bedeni (kişi), eylem koldan tutarak bir odaya götürüp, sarılıp, öpmeye çalışmak, cinsel dokunulmazlığın ihlali (korunan hukuki değer) söz konusudur. Netice unsuru bakımından belirtmek istediğimizde ise; bir neticenin meydana gelmesi durumu somut örnekte beklenmez, hareket gerçekleşti mi suç oluşur, bazı suç tipleri bakımından durum böyledir. Dolayısıyla olayımız bakımından nedensellik/ illiyet bağını kurma gereği de bulunmamaktadır. Elbette, hakaret suç tipinde olduğu gibi söz konusu eylem, mağdurun manevi dünyasında bir veya birden fazla olumsuz duygular oluşturabilecek ve kendini kötü hissetmesine sebep olabilecektir. Ancak, suçtan bahsedebilmemiz için bunların meydana gelmesi de şart değildir. Manevi unsur ise kasttır zira ilgili suç tipinde, taksir veya taksiri işaret edecek dikkat ve özen yükümlülüğü gibi bir takım ibareler bulunmamaktadır. Suçlar kural olarak kasten işlenir, taksir ise istisnadır, diye belirtmiştik.
Somut olayda, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun tipikliğine dair unsurlarının oluşmaması gerekçesiyle Yüksek Mahkeme, temyizi yerinde olarak değerlendirmiştir. Ancak ilgili Mahkemenin, m. 102 ile ilgili olarak belirttiği “cinsel eylemde bulunmak amacıyla” gerekçeli ibaresine naçizane katılmamaktayız zira söz konusu suç tipinde, saikten ziyade “cinsel davranışın” ortaya koyulması durumu dikkate alınır. Farklı bir söylemle, sanık farklı bir saikle cinsel davranışını ortaya koymuş olsaydı, yine cinsel saldırı suç tipi gündeme gelecekti. Ceza Hukukunun felsefesinden yola çıkarak bunu naçizane belirtiyoruz, ilgili suç tipinde saik belirtilseydi, bu takdirde söz konusu ibareye katılabilirdik.
Cinsel suçlar bakımından bazı açıklamaları yapmadan önce şunu da belirtelim: Ceza hukuku dersi konuları, anlaşılması güç içerikler değildir ancak dış dünyada meydana gelen somut olayı, ceza hukukunun konularını bütüncül bir şekilde göz önünde bulundurup uygun suç tipiyle eşleştirmek, sanıldığı kadar da kolay bir mesele değildir. Nitekim dış dünyada çokça farklı ihtimallerde meydana gelebilecek eylemlerin, öngörülmüş kalıplara birebir uyumu kontrol edilmektedir dolayısıyla neredeyse sabit bir hacim bulunmaktadır. Cinsel suçlar bakımından ise söz konusu durum, oldukça ihtilaflı hususları içermesi nedeniyle çözülmesi daha güç bir hale gelmiştir. Üstelik, ilgili her suç tipinde farklı birçok ihtilaf bulunmaktadır. Dahası, suç grubunun başlığı bile ihtilaf içermektedir. “Cinsel Özgürlüğe Karşı Suçlar” başlığının, daha uygun olacağını savunan görüşler bulunmaktadır (1). Öğretide tartışılan hususlara bir örnek daha vermek gerekirse; ilgili suç tiplerinde geçen “rıza” kavramının hukuki niteliği üzerinedir. Bir görüş, rıza varsa ilgili suçta tipiklikten bahsedemeyiz derken başka bir görüş, ilgili hükümde geçen rızanın hukuka uygunluk sebebi olduğunu ileri sürmüştür (2).
“Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar” üst başlığı bakımından Temyiz Mahkemesi’ne ulaşan, hemşirenin sanık veya katılan olarak yer aldığı kararlar ele alındı. Bu kararlara, “Yargıtay Karar Arama” başlıklı adresten ulaşıldı (3). Araştırma başlığına uygun olan toplamda 11 adet karar tespit edildi. Suç tiplerine göre; dokuz adet cinsel saldırı ve iki adet de cinsel taciz suçlarından yargılama yapıldığı tespit edildi. Kararların 10’unda katılan hemşire, 1’inde ise hastadır, sanıklardan 4’ü çalışma ekibi içinden birisi, 6’sı hasta ve 1’i de hemşiredir. Temyiz Mahkemesi, 7 davada bozma kararı verirken 4 davada onama kararını vermiştir. Mahkeme, 4 davada hemşirenin lehine harar verirken 7 davada ise aleyhine karar vermiştir. Yüksek Mahkemenin 2 kararında, delil yetmezliği nedeniyle hemşirenin aleyhine karar verirken, 1 kararında ise yine, aynı sebeple lehine karar vermiştir. Cinsel taciz suç tipi aşağıda yer almaktadır.
İzmir Bakırçay Üniversitesinde sağlık hukuku alanına özgü dersleri aldığım özel ve kamu hukuku alanındaki değerli hocalarıma, İstanbul Medipol Üniversitesinde de hukukun temel kavramlarına ilişkin dersleri aldığım kıymetli hocalarıma, Acıbadem Üniversitesinde de lisansüstü eğitimin temelini atan değerli hocalarıma çok teşekkür eder, saygılarımı sunarım. Elbette varsa kusurlar, şahsıma aittir.
5237 SAYILI TÜRK CEZA KANUNU
Cinsel saldırı
Madde 102- (Değişik: 18/6/2014-6545/58 md.)
(1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır.
(3) Suçun;
- a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
- b) Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
- c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından,
- d) Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,
- e) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı oranında artırılır.
(4) Cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(5) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
Madde 109- (1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Bu suçun;
- a) Silahla,
- b) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
- c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
- d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
- e) Üstsoy, altsoy veya eşe ya da boşandığı eşe karşı,[54]
- f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.
(4) Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması halinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
(5) Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır.
(6) Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
Cinsel taciz
Madde 105- (1) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikayeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
KAYNAKÇA
- Taner, F. G. (2012). Türk hukukunda cinsel özgürlüğe karşı suçlar. Yayıımlanmamış Doktora Tezi. Ankara: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 4.
- İba, H. (2023). Cinsel özgürlüğe karşı suçlarda rızanın hukuki niteliği. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 29 (1), s. 98.
- Cinsel suçlarla ilgili davalara, 2021 yılına kadar 14. Ceza Dairesi, 2021 yılından sonra ise 9. Ceza Dairesi tarafından bakılmıştır. Bu nedenle her iki Daire kararlarına, “hemşire” ve ilgili suç tipleri girilerek toplamda 28 adet karara ulaşıldı. İçerikleri gözden geçirildiğinde, 11 kararın konumuz bakımından uygun olduğu belirlendi. https://karararama.yargitay.gov.tr/ (Erişim Tarihi: 27.09.2025).
