Değerli okurlar, bir ameliyatın sonunda sayım uyuşmazlığı çıktığını düşünelim. Dosyada imzalar, ameliyat notları,dilekçeler,tutanaklar ve savunmalar var. Fakat sayımın hangi koşullarda yapıldığını anlamak için bunlar yeterli midir? Sirküle hemşire aynı anda başka bir salonun ihtiyacına mı çağrıldı? Vardiya değişiminde güvenli teslim yapılabildi mi? İşe yeni başlayan hemşireye o ameliyata ilişkin yeterli oryantasyon verildi mi? Sadece ameliyathane örneği ile sınırlamak doğru olmaz, acil serviste hatalı bir enjeksiyon uygulamasında hemşirenin bu uygulamaya yol açan koşulların da değerlendirilmesi gerekmez mi?, yoğun bir servis nöbetinde bozulan tıbbi bir cihazın tutanaklarıyla boğuşurken, dış yatışların yoğunlaştığı dakikalarda bir hastanın ilacını vermeyi unutan bir hemşirenin , serviste tek kişi olarak nöbet tutturulması organizasyon kusuru açısından sorgulanması ve irdelenmesi gereken bir konu değil midir? .. Bu soruların cevabı, sorumluluğun doğru kişiye ve doğru gerekçeyle yöneltilmesini etkiler. Hemşirelik uygulaması yargılanırken, hemşirelik bilgisinin incelemeye katılması gerektiğini tam da bu nedenle savunuyoruz.
Hemşirelik, sadece hekimin söylediklerini yerine getirmekten ibaret bir meslek değildir. 6283 sayılı Hemşirelik Kanunu’nun 4. maddesi; bakım ihtiyacını belirleme, hemşirelik bakımını planlama, uygulama, denetleme ve değerlendirme yetkisini hemşireye tanır. Hemşirelik Yönetmeliği de kanıta dayalı bakım, risk yönetimi ve kayıt yükümlülüklerini düzenler.[1, 2] Bu bağımsız mesleki karar alanını tanıyıp, o kararların değerlendirilmesinde hemşirelik uzmanlığını geri planda bırakmak açıklanması gereken bir tutarsızlıktır kanaatimizce.
Üstelik bilirkişi raporunun hemşirelerin hayatındaki etkisi varsayımdan ibaret değil. Kaya ve Erkal’ın 2025 tarihli araştırmasında, 2003–2022 arasında Yargıtay incelemesine ulaşan 39 hemşirelik malpraktisi dosyasının 31’inde bilirkişi görüşü alındığı, görüşlerin çoğunlukla Adli Tıp Kurumundan istendiği bildiriliyor.[3] Bu sınırlı örneklem bütün davaları temsil etmez; fakat Kurumun hemşirelik uyuşmazlıklarındaki ağırlığını gösterir. Teknik değerlendirmesi dosyanın gidişini etkileyen bir raporun, hangi uzmanlıkların katılımıyla hazırlandığını sormak bu yüzden önemlidir.
Önce eleştirinin dayanağını doğru kuralım. 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 8. maddesinde, tıbbi uygulama hatalarını inceleyen Yedinci ve Sekizinci İhtisas Kurullarının üye bileşiminde hemşirelik alanı sayılmıyor. Aynı Kararname’nin 17. maddesi, ölümle sonuçlanmayan tıbbi uygulama hatalarını Yedinci, ölümle sonuçlananları Sekizinci Kurulun görevleri arasında düzenliyor.[4] Buradan çıkarılabilecek sonuç, hemşirelik uzmanlığı için bu kurullarda sürekli bir üyeliğin öngörülmemiş olmasıdır. Kurumun hiçbir biriminde hemşire çalışmadığını veya hiçbir dosyada hemşire görüşü alınmadığını bu düzenlemeye bakarak söyleyemeyiz elbette .
Güncel değişiklikler de bu ayrımı ortadan kaldırmıyor. 31 Temmuz 2026’da yayımlanan 7589 sayılı Kanun, 2659 sayılı Kanun’un 26. maddesini yeniden düzenleyerek kurul başkan ve üyeleri için tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık ya da alanında doktora şartını kanun düzeyinde belirledi.[5] Ancak genel bir doktora şartı, hemşirelik alanına kurulda yer ayrıldığı anlamına gelmez. Sorun yalnız kişinin akademik derecesiyle ilgili değildir, dosyanın gerektirdiği mesleki bilginin karar oluşturma sürecine katılmasıyla ilgilidir.
Diğer taraftan, hemşire bilirkişiliği hukuk düzenine yabancı bir fikir de değil. Hemşirelik Yönetmeliği’nin 7. maddesinin altıncı fıkrası, uzman hemşirenin uzmanlık alanıyla ilgili ve etik konularda danışmanlık ve bilirkişilik yapmasını açıkça düzenliyor.[2] Adalet Bakanlığının 22 Ocak 2026 tarihli uzmanlık alanları belgesinde ise “53 Hemşirelik” temel alanı ve “53.01 Cerrahi Hastalıklar/Ameliyathane Hemşireliği” dahil alt alanlar yer alıyor.[6] Demek ki asıl tartışma, hemşireliğin bilirkişilik için uzmanlık sayılıp sayılmayacağı aşamasını çoktan geçmiş durumda.
Yine de eğitim sertifikasını almakla bilirkişi olarak atanmak aynı şey değil. 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu; temel eğitimin yanında mesleki deneyim ve alan yeterliliği gibi kabul koşulları arıyor. Sicile kabul ve belirli bir dosyada görevlendirme de ayrı aşamalar.[7] Bu nedenle “Çevremizde rapor yazan bilirkişi hemşire duymadık” gözlemleri, esasında hemşirelere hiç dosya verilmediğinin kanıtı sayılamaz. Bakanlığın açıklaması gereken veriler bellidir: Kaç hemşire sicile kayıtlı, hangi alt alanlarda görev alıyor ve hemşirelik uygulaması içeren kaç dosyada görüşlerine başvuruluyor? Bu bilgilerin düzenli yayımlanması tartışmayı kişisel izlenimlerden kurtarır kanaatindeyim.
Benim savunduğum hemşire bilirkişi, meslektaşının tarafını tutacak kişi değildir. Bilirkişilik Yönetmeliği; bağımsızlığı, tarafsızlığı ve bilimsel veriye dayalı değerlendirmeyi esas alır. Bilgisinin veya deneyiminin yetmediği görevi üstlenen bilirkişiye de sınırını bildirme yükümlülüğü getirir.[8] Ameliyathane deneyimi olmayan bir hemşirenin, sırf aynı meslekten olduğu için karmaşık bir cerrahi sayım olayını değerlendirmesi de yeterli olmaz. Akademik unvan, ilgili klinik alandaki güncel bilgi ve deneyimle birlikte anlam taşır.
Burada “Bir hemşireyi ancak hemşire anlar” düşüncesini de açmak gerekiyor. Hekimler ,hemşirelik uygulamalarının tıbbi sonuçları hakkında değerlendirme yapabilir hemşireler de ekip çalışmasının ortak süreçlerini inceleyebilir. Ancak hemşirelik standardına ilişkin özel bilgi, genel tıbbi uzmanlıkla kendiliğinden tamamlanmış sayılamaz. Tersinden, bir hemşirenin klinik deneyimi de onu her hekimlik alanının uzmanı yapmaz. Bakım ile tedavi iç içe yürür, mesleklerin bilgi alanları bütünüyle aynı değildir. Çözüm, dosyadaki sorulara göre ilgili uzmanlıkları bir araya getirmektir.
Bilirkişinin raporu ile mahkemenin kararı arasındaki sınır da korunmalı. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. maddesi, bilirkişiyi hukuk dışındaki özel veya teknik bilgi ihtiyacı için öngörür; 282. madde hakimin görüşü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceğini söyler.[9] Bilirkişi, beklenen bakım standardını ve somut uygulamanın bu standarttan ayrılıp ayrılmadığını bilimsel gerekçelerle açıklamalıdır. Hukuki sorumluluğun koşullarını değerlendirip hüküm kurmak mahkemeye aittir. Rapordaki bir cümle, bu yargısal görevin yerine geçemez.
İdari yargıda da durum farklı değildir. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesi, bilirkişilik bakımından ilgili usul hükümlerine gönderme yapar.[10] Cihan Yüzbaşıoğlu, 2025 tarihli çalışmasında raporların uygulamadaki güçlü etkisine dikkat çekerken heyetin uzmanlık bileşiminin de yargısal denetime tabi olduğunu anlatır. Aktardığı Danıştay 15. Dairesinin 16 Mayıs 2016 tarihli, E.2016/5237, K.2016/3596 sayılı kararında, olayın gerektirdiği enfeksiyon hastalıkları ve ortopedi uzmanlarının heyette bulunmaması eleştirilmiştir.[11] Bu karar doğrudan hemşire üye zorunluluğu getirmez. Fakat uzmanlığın somut olaya göre seçilmesi gerektiği yönündeki yaklaşım, hemşirelik bakımına ilişkin dosyalar için de güçlü bir tartışma zemini sunar.
Erdoğan ve Üçüncü’nün bilirkişi raporunun delil değerine ilişkin çalışması da “serbest değerlendirme”nin anlamını tartışır.[12] Hakimin raporla bağlı olmaması, teknik soruyu kişisel tahminiyle çözmesi anlamına gelmez. Raporun gerekçesi, kullanılan kayıtlar ve itirazlara verdiği cevaplar incelenmelidir. Hemşirelik uygulamasına ilişkin özgül bir itirazın, o uygulamanın standardı açıklanmadan “raporda kusur yok denildi” cümlesiyle geçiştirilmesi, davanın esas sorununu cevapsız bırakabilir.
Ameliyathaneye dönelim. Dünya Sağlık Örgütünün güvenli cerrahi rehberi, cerrahi sayımı standartlaştırılmış bir ekip süreci olarak ele alır sayımı yapacak kişileri, kesinti halinde yeniden başlamayı ve personel değişimindeki teslimi ayrıca düzenler.[13] Böyle bir olayda bilirkişinin yalnız sayım formundaki son imzaya bakması yeterli olabilir mi? Sayımın başlangıcından kapanışına kadar hangi personelin görev yaptığı, eksikliğin ne zaman fark edildiği, cerrahın nasıl bilgilendirildiği ve hangi önlemlerin alındığı ortaya konulmalıdır. Ameliyathane hemşireliği uzmanlığı bu iş akışını çözümlemeye doğrudan katkı sunar.
Gawande ve arkadaşlarının cerrahi alet ve spanç unutulmasına ilişkin araştırması, acil ameliyat ve işlemde beklenmeyen değişiklik gibi koşulların riskle ilişkisini göstermiştir.[14] Bu bulgu, acilde çalışan herkesin sorumluluktan kurtulacağı anlamına gelmez. Olayın oluşumunu anlamak için sonuç kadar sürecin de incelenmesi gerektiğini gösterir. Bir rapor, hemşirenin uymadığı güvenlik adımını belirleyebildiği gibi, güvenli sayım yapılmasını güçleştiren organizasyon eksikliğini de gösterebilmelidir.
James Reason’ın hasta güvenliği literatüründeki çalışması, yalnız kişinin unutkanlığına veya dikkatsizliğine odaklanan yaklaşımın yanında, çalışma koşullarını ve güvenlik önlemlerindeki eksikleri inceleyen sistem yaklaşımını açıklar.[15] Aiken ve arkadaşlarının dokuz Avrupa ülkesini kapsayan gözlemsel araştırması ise hemşire iş yükü ve eğitim düzeyi ile hasta sonuçları arasında ilişki bulunduğunu ortaya koyar.[16] Bunlar, tek bir davada kusurun veya nedenselliğin hazır cevabını vermez. Ancak personel planlamasının, yetkinliğin ve çalışma ortamının teknik incelemenin dışında bırakılamayacağını hatırlatır.
Kamu hastanesinde bu ayrım daha da önem kazanır. Bir hemşirenin belirli güvenlik adımını atlaması ile hastanenin yetersiz oryantasyon, belirsiz görev dağılımı veya işlemeyen teslim düzeni kurması farklı sorunlardır. Aynı olayda birlikte de bulunabilirler. Ceza yargılamasında bireysel davranışa ilişkin yapılan değerlendirme, idarenin hizmeti nasıl örgütlediği sorusunun bütün cevabını oluşturmayabilir. İdari yargıdaki inceleme, hizmetin kuruluş ve işleyişini de aydınlatacak sorularla yürütülmelidir. Hemşire bilirkişinin katkısı burada yalnız çalışanı değil, hastanın etkili bir incelemeye ulaşma imkanını da güçlendirebilir.
Yurt dışında hemşirelik uzmanlığından yargısal süreçlerde yararlanılması için somut örnekler var. American Association of Legal Nurse Consultants, kendi platformunda klinik uzmanlık alanına göre hemşire uzman ve danışman bulunabilen bir arama hizmeti sunuyor.[17] Farklı bir yargılama sistemindeki bu uygulamanın bize gösterdiği, hemşirelik bilgisinin dava dosyalarında yararlanılan bir uzmanlık olarak örgütlenebildiğidir. Türkiye’de de üniversiteler, meslek örgütleri ve ilgili kamu kurumları arasında kurulacak işbirliğiyle bu birikimi düzenli biçimde değerlendirmek mümkündür.
Üstelik ilk adım için bütünüyle yeni bir yetki yaratılması gerekmiyor. 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 26. maddesi, Kurumda bulunmayan tıp ve diğer uzmanlık dallarından kişilerin dışarıdan bilirkişi olarak davet edilmesine imkan tanıyor. Davet edilen uzman görüşünü raporla bildiriyor; oy hakkı bulunmuyor.[4] Hemşirelik uygulamasının tartışıldığı dosyalarda ilgili alandaki hemşirelik uzmanından yararlanmak için kullanılabilecek bir yol budur. Bunun mevcut bir imkan olması ile her dosyada hemşire çağrılmasının bugün açıkça zorunlu tutulması ise farklı şeylerdir.
Adalet Bakanlığı ile Adli Tıp Kurumuna naçizane önerimiz, bu imkanın hangi dosyalarda ve nasıl kullanılacağını somutlaştırmalarıdır. Ameliyathane, yoğun bakım, çocuk sağlığı ve diğer alanlarda yeterliliği belgelenmiş hemşirelerden uzman havuzları oluşturulabilir. Hemşirelik uygulama standardının tartışıldığı dosyalarda ilgili uzmanın katılımı güvenceye bağlanmalı; alınan görüşün raporun sonucuna nasıl yansıdığı açıklanmalıdır. Kalıcı üyelik ve oy hakkını da içeren bir yapı için ise kurul bileşimini düzenleyen mevzuatın hemşirelik uzmanlığı yönünden gözden geçirilmesi gerekir. Davetle görüş alınması ile karar veren kurulun üyesi olmak birbirinin yerine geçirilemez.
Bu süreçte yalnız profesörlük unvanını ölçüt yapmak da eksik kalır. Alanında çalışan deneyimli hemşirelerin uygulama bilgisiyle akademisyenlerin araştırma ve yöntem bilgisi birlikte değerlendirilmeli. Bilirkişilik eğitimi, rapor yazma becerisi ve çıkar çatışması denetimi herkes için aranmalıdır. Dosya incelemesi ayrıca zaman ve emek ister bunun karşılığı ve çalışma düzeni kurulmadan “uzman görüşü alıyoruz” demek yeterli olmaz. Hemşireliğin rapora katkısı, sonuç bölümüne eklenen sembolik bir isimden ibaret kalmamalıdır.
Aynı uzmanlık meselesinin yönetimde de bir karşılığı var. 663 sayılı KHK’nin 42. maddesindeki müdürlük için genel asgari koşullar, hemşirelik mezuniyetini özel bir şart olarak saymıyor, Bakanlığın ilave koşullar belirleme yetkisi ise saklı.[18] Bunun yanında Hemşirelik Kanunu’nun 9. maddesindeki yönetim görevlerinde lisans ve lisansüstü eğitimli hemşirelere öncelik ile Hemşirelik Yönetmeliği’ndeki başhemşirelik koşulları da göz ardı edilemez.[1, 2] Bu nedenle “herkes atanabilir” şeklinde sınırsız bir sonuç çıkarılamaz. Ancak hemşirelik hizmetlerinin yönetiminde mesleki yeterliliğin neden açık ve güçlü biçimde güvenceye alınması gerektiği tartışılmalıdır.
Hemşireye bakımın kalitesi, güvenli uygulama ve kayıt konusunda sorumluluk yüklerken, o hizmeti değerlendiren masalarda hemşirelik bilgisinin yerini belirsiz bırakamayız. Meslektaş dayanışması, hatayı saklamak anlamına gelmez doğru standardın doğru uzmanlıkla belirlenmesini istemek anlamına gelir. Hastanın uğradığı zararın da hemşirenin davranışının da hakkıyla incelenmesi buna bağlıdır. Hemşirelik hakkında karar oluşturulurken hemşirelik uzmanlığı sürece düzenli biçimde katılmalıdır. Bu talep, hemşireler için bir ayrıcalıktan önce, yargılamanın eksiksiz yapılmasına yönelik bir taleptir…
Kaynaklar
- Türkiye Cumhuriyeti. Hemşirelik Kanunu. Kanun No 6283. Resmî Gazete. 2 Mart 1954;8647. Özellikle m.4 ve m.9; değişiklikleriyle birlikte.
Erişim adresi: https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6283&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=3
- Sağlık Bakanlığı. Hemşirelik Yönetmeliği. Resmî Gazete. 8 Mart 2010;27515. 19 Nisan 2011 tarihli ve 27910 sayılı değişiklikle birlikte; özellikle m.5–7, m.9–10 ve Ek-2.
Erişim adresi: https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=13830&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5
- Kaya B, Erkal E. Yargıtay’da karara bağlanan hemşire tıbbi uygulama hatası iddialarının adli tıbbi değerlendirilmesi: 20 yıllık retrospektif çalışma. Turkiye Klinikleri J Foren Sci Leg Med. 2025;22(3):133–140. doi:10.5336/forensic.2024-107802.
Erişim adresi: https://doi.org/10.5336/forensic.2024-107802
- Türkiye Cumhuriyeti. Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi. Kararname No 4. Resmî Gazete. 15 Temmuz 2018;30479. Adli Tıp Kurumu bölümü, özellikle m.8, m.17 ve m.26; 165 sayılı Kararname ile yapılan değişikliklerle birlikte.
Erişim adresi: https://ms.hmb.gov.tr/uploads/sites/23/2025/04/19.5.4-639017dd477fd9c6.pdf
- Türkiye Büyük Millet Meclisi. Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun. Kanun No 7589. Resmî Gazete. 31 Temmuz 2026;33326. Özellikle m.7 ile yeniden düzenlenen 2659 sayılı Kanun m.26.
Erişim adresi: https://cdn.tbmm.gov.tr/KKBSPublicFile/D28/Y4/KanunMetni/b074aa2a-c1eb-4bd5-b5d9-4b61a9ac3924.htm
- Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Bilirkişilik Daire Başkanlığı. Bilirkişilik temel ve alt uzmanlık alanları ile bilirkişilerde aranan nitelikler [İnternet]. 22 Ocak 2026. 53 Hemşirelik ve 53.01 Cerrahi Hastalıklar/Ameliyathane Hemşireliği.
- Türkiye Cumhuriyeti. Bilirkişilik Kanunu. Kanun No 6754. Resmî Gazete. 24 Kasım 2016;29898. Özellikle m.3, m.10–12.
Erişim adresi: https://bilirkisilik.adalet.gov.tr/Resimler/SayfaDokuman/16112023141252bilirki%C5%9Filik%20kanunu.pdf
- Adalet Bakanlığı. Bilirkişilik Yönetmeliği. Resmî Gazete. 3 Ağustos 2017;30143. Özellikle m.5, m.7–11 ve m.38; değişiklikleriyle birlikte.
Erişim adresi: https://bilirkisilik.adalet.gov.tr/Resimler/SayfaDokuman/80820251051147.5.23818.pdf
- Türkiye Cumhuriyeti. Hukuk Muhakemeleri Kanunu. Kanun No 6100. Resmî Gazete. 4 Şubat 2011;27836. Özellikle m.266, m.279 ve m.281–282.
Erişim adresi: https://bilirkisilik.adalet.gov.tr/Resimler/SayfaDokuman/272020152045Hukuk%20Muhakemeleri%20Kanunu.pdf
- Türkiye Cumhuriyeti. İdari Yargılama Usulü Kanunu. Kanun No 2577. Resmî Gazete. 20 Ocak 1982;17580. Özellikle m.31.
- Yüzbaşıoğlu C. Türk idari yargılama hukukunda bilirkişi raporlarının hukuki niteliği ve yargısal denetimi. Türkiye Barolar Birliği Dergisi. 2025;(176):107–160. Özellikle s.143–145 ve 157–158.
Erişim adresi: https://medya.barobirlik.org.tr/tbbdergisi/App_Themes/Dergi/2024-176-2238.pdf
- Erdoğan E, Üçüncü SH. Bilirkişilik kurumu ve bilirkişi raporunun delil değerine ilişkin bazı sorunlar. Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi. 2020;10(1):354–387. doi:10.32957/hacettepehdf.747897.
Erişim adresi: https://doi.org/10.32957/hacettepehdf.747897
- World Health Organization. WHO guidelines for safe surgery 2009: safe surgery saves lives. Geneva: World Health Organization; 2009. Objective 7, s.72–74.
Erişim adresi: https://iris.who.int/bitstream/handle/10665/44185/9789241598552_eng.pdf
- Gawande AA, Studdert DM, Orav EJ, Brennan TA, Zinner MJ. Risk factors for retained instruments and sponges after surgery. N Engl J Med. 2003;348(3):229–235. doi:10.1056/NEJMsa021721.
Erişim adresi: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/12529464/
- Reason J. Human error: models and management. BMJ. 2000;320(7237):768–770. doi:10.1136/bmj.320.7237.768.
Erişim adresi: https://www.bmj.com/content/320/7237/768.abstract
- Aiken LH, Sloane DM, Bruyneel L, Van den Heede K, Griffiths P, Busse R, et al. Nurse staffing and education and hospital mortality in nine European countries: a retrospective observational study. Lancet. 2014;383(9931):1824–1830. doi:10.1016/S0140-6736(13)62631-8.
Erişim adresi: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/24581683/
- American Association of Legal Nurse Consultants. LNC Locator: legal nurse consultants and nurse expert witnesses [İnternet].
Erişim adresi: https://aalnc.org/lnc-locator/
- Türkiye Cumhuriyeti. Sağlık Alanında Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname. KHK No 663. Resmî Gazete. 2 Kasım 2011;28103 (1. mükerrer). Özellikle m.42/3, m.42/4 ve m.42/7; değişiklikleriyle birlikte.
Erişim adresi: https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=663&MevzuatTur=4&MevzuatTertip=5
NOT: Bu yazı için yapılan ön araştırmalarda, ilgili makaleleri bulmak ve derlemek amacıyla üretken yapay zeka tabanlı arama araçlarından yararlanılmıştır.